HALKIN nabzını tutabileceğiniz özel yerler vardır..
Bunların başında berber koltuğu gelir.,
Ki, benim berberim çocukluğundan beri tanıdığım Murat kardeşim.
Koltuğa oturup kaldığım o kısa süre içinde günün gelişmeleri, halkın ortak sorunları, tanıdığımız kişiler ve o an aklımıza gelmeden spontane gelişen konu başlıkları su gibi akar geçer.
Kahvehanelerde öyledir.
Okey masaları, kağıt oyunları masanın etrafındaki kişilerin dertlerini dökmelerine vesile olur.
Çok uzun yıllardır kahve kültürünü hayatımdan çıkardığım için orada konuşulanlardan uzağım elbette.
Ama çok entellektüel bir alışkanlığım var.
Hem sağlığıma iyi geliyor.
Hem dinç kalıyorum.
Hem adımlarımı sağlam atıyorum.
Hem de daha bilinçli, kültürlü paylaşanlarımla daha gerçekçi sentezlemelere.
Daha radikal tespitlere.
Onların hayatına girenlerin aksettirdikleriyle.
Ve memleket meseleleriyle buluştuğumuz ağırlı spor olan spor salonu var.
1999’dan beri ortak alanlarda spor yaptığımız sevgili Temel ve Bülent kardeşlerime ait.
Gelişkin esnafta orada.
Doktoru, mühendisi de.
Avukatı, emeklisi de..
Benim spor saatimde biraz daha üst düzey ve kendini yetiştirmiş bir grup var.
Dolayısıyla konuşmalar ve tespitler daha bilinçli.
Onlardan birisi genç doktor bir hanımefendi.
Genelde ben sporumu tamamladığımda ayak üstü sohbetimiz günün, geleceğin ve memleketin gidişatının özetini koyar önümüze..
Küçük bir oğlu var Allah bağışlasın.
Her anne gibi geleceğinden endişe duyuyor.
Gerçeklerin konuşulduğu.
Gerçeklere sahip çıkıldığı.
Özgürlüklerin tartışılmadığı ve insanların geleceklerine umutla bakabileceği bir ülkeyi arzuluyor..
Elbette daha çok evladı için..
Umudu var mı?
Yok!.
Ama ben,
‘ Her şeyin bir sonu vardır.
Bugünün yarına neler taşıyacağı bilinmez.
Önemli olan o yarınlar geldiğinde memleketin onarılmaz hasarlar almamasıdır’ diyorum.
Buruk bir tebessüm geliyor ve dudaklardan yarı aralık;
‘ Benim umudum yok. Halk çok cahil’ diyor ve ekliyor;
‘ Benim çocuğum yurt dışına gitsin istiyorum’ diyor..
Bu memleket bizim.
Gidecek bir yerimiz yok.
Umutlarımızı taze tutmalı ve onları geleceğe taşımayı becerebilmeliyiz.
Yoksa, sadece umutsuzlukla ve suskunlukla düzelecek bir şey yok..
Bugün bizimle yaşayanlarda bu memleketin evladı..
Ay’dan gelmediler..
Yarın yaşayacaklar da bizim insanlarımız olacak.
Ve belki bugün arzuladıklarımızı onlar başaracak..
Yeter ki, neyin iyi, neyin kötü.
Kimin yaralı, kimin yararsız olduğunun tercihini iyi alalım ve daha da önemlisi;
Bugünün neslini iyi eğitelim.
Eğitimi de kimselere bırakmayalım..
Yorumlar
Kalan Karakter: