Gördüklerimizin ardına gizledikleri göremediklerimiz hakkında birazcık akıl yürüterek bile dünyadaki tüm sırları ayan beyan ortalara serebiliriz. Eskilerin tabiriyle tefekkür etmek…Dün olduğu gibi bugün de insanoğlunun en büyük güçlerinden biri olmasına rağmen çoğumuz lanetli bir şeymiş gibi onu kullanmaktan imtina ediyoruz. Haksız da değiliz hani, kukumav kuşu gibi düşünüp duranlar bizde pek sevilmez ve hatta tehlikeli bulunur. Bu da bizi kontrol etmek isteyen bazı güçlerin işine gelir. Zihinlerin köle haline getirilebilmesi için tam da istedikleri şeydir. İnsan bilinci ve zihniyle uğraşıp durmalarının asıl sebebi de budur, sorgulamadan itaat eden bir insanlık yaratmak. Küresel güçler tarafından yenilik adı altında insanların en mahrem alanı, zihinleriyle ilgili çılgın projeler hayata geçiriliyor.
Bunlardan biri de Neuralink. (Görünen sahibi Musk) İnsan beyninin doğrudan bilgisayarla iletişim kurmasını niçin hedeflediklerini şöyle açıklıyorlar: “İlk aşamada felçli bireylerin bilgisayarları, akıllı cihazları ya da protez uzuvları yalnızca düşünce gücüyle kontrol edebilmesini sağlamak amaçlanıyor. Bu, özellikle omurilik yaralanmaları veya nörolojik hastalıklar yaşayan bireyler için büyük bir devrim olabilir. Gelecekte hafıza güçlendirme, dikkat artırımı ve hatta anıların kaydedilip tekrar oynatılması gibi daha ileri düzey bilişsel uygulamaların mümkün kılınması hedefleniyor.
İnsanların düşüncelerini doğrudan birbirlerine aktarabilmesi öngörülüyor. Bu, konuşma ya da yazı olmadan iletişim kurmayı mümkün kılabilir. Uzun vadeli hedeflerden biri de insanları yapay zekayla daha uyumlu hale getirmek. Beyin-bilgisayar arayüzü sayesinde insanlar, yapay zekanın hızına ve işlem gücüne daha yakın bir seviyede etkileşim kurabilir hale gelebilir. Görme veya işitme kaybı yaşayan bireyler için de çözümler geliştirilmesi planlanıyor.” Babamızın hayrına değil tüm bu çırpınışlar. Bu noktada şu soruyu sormamız icap ediyor: “Madem bizim aklımızı başımızda tutmak ve iyi bir zihne sahip olmamızı istiyorsunuz, niçin etrafımızı zihin kapasitemizi düşürecek cihazlarla doldurdunuz?” Saklamaya çalıştıkları gerçeklik bu sorunun altında yatıyor.
Onların istedikleri bizleri sayılarla ifade edilen, dikkati dağınık, kolay ikna edilebilir, asla sorgulamayan, ağa bağlı makineler haline getirmek. Maazallah “Neden, niçin?” diye sorguluyorsanız onların yaratmak istedikleri düzene karşı çok tehlikeli olabilirsiniz. Girmedikleri bir beynimiz kalmıştı oraya da türlü bahanelerle el atmaya çalışıyorlar.
Bugün yarın büyük bir şeye kalkıştıklarında karşılarında onlara hesap soracak insan istemiyorlar. Yavaş yavaş insanlığı istedikleri kıvama getirmeye başladılar gibi görünüyor; çünkü hayatta öyle nedenler ve niçinler varken bizler hala susuyoruz. Upuzun bir liste hem de. Öyle bir liste ki “Komplocu musunuz?”cuların iştahını kabartacak denli uç noktada maddeler var: “Neden eskiden il girişlerine konulan nüfus tabelaları artık yok? Neden moda diye yırtık pırtık giysiler giydiriliyor insanlara, neyin hazırlığı yapılıyor? Niçin otobüs firmalarının koltuk sayısı sınırlandırıldı? Neden dünya yörüngesine binlerce uydu yerleştirilmesine izin verildi? Niçin İsveç’te binlerce insanın deri altına çip yerleştirildi? Adına WH0 (Dünya Sağlık Örgütü) denilen örgütün bunca yetkiyle donatılmasına bütün dünya neden göz yumuyor? Neden küreselleşme küreselleşme diye dillerinde tüy bitti ve bunları ders kitaplarına kadar soktular? Niçin gerçek gündem göz önünden çekilirken tırı vırı gündemlerle oyalanıyoruz? Neden Ortadoğu’nun karışıklığı hiç bitmiyor, orada asıl yapılmak istenen ne? Niçin ülkemizde (Özellikle İstanbul’da) bir sürü dijital para ATM’leri yerden mantar gibi bitmeye başladı? Karbon ayak izini küresel firmalar yaratırken neden sıradan insanlara karbon yasaklamaları yolda? Sosyal ağlar niçin var? Robot teknolojisinin ulaştığı seviye neden gizleniyor halktan? Ultra zenginler niçin ha bire yer altı sığınağı yaptırıyorlar? Niçin Hollywood’da izlediğimiz senaryolar kısa bir süre sonra gerçeğimiz haline geliyor? Neden dünyadaki her şey parayla satılırken mail göndermek; facebook ve youtube gibi kanalları kullanmak ücretsiz? Niçin kırsal bölgelerde kaynak sularına bile su sayaçları takılmak isteniyor? Neden pandemiden sonra kalp krizlerinin, metabolik hastalıkların sayısı arttı ve bu durum niçin araştırılmıyor? Neden kısmen hibrit eğitime (uzaktan ve örgün eğitim karışımı) geçilmesi planlanıyor?”
Ve daha binlercesi sorulabilir. Neden ve niçinler bitmez, düşündüğümüz müddetçe. Zaten de bitmesin. Varsın bizlere her türlü yakıştırmayı yapsınlar. İleride ödeyeceğimiz bedeller o kadar büyük ki, bu kadarcık alay konusu olmak sorun olmamalı hiçbirimiz için. Ve korkmamalı, geciktirmemeliyiz bu tip soruları sormaktan. Biz yapmazsak bizden sonrakilerin yapabileceği pek bir şey yok. Sadece fiziksel anlamda değil, bilişsel anlamda da. Küçücük bir hesabı bile cep telefonundaki hesap makinesinden yapan bir nesil yarattılar. Bırakın bir şeyleri irdelemeyi, ertesi gün ne yiyeceklerini planlayacak durumda değiller. Bildiğimiz dünyanın eski halinde kalmasını istiyorsak muhatap bulamasak bile içimize sıkışan soruları yüksek sesle sormalıyız. Belki bir iki kişiyi uyandırabiliriz.
Sevgiler, saygılar…
Yorumlar
Kalan Karakter: