MİLYONLARCA, milyarlarca insan nefes aldığı için yaşadığını zannediyor bugün.
Geride bırakılan yılların bedenlerinde yarattığı tahribatı unutmuş gibiler.
Ya da unutmuş gibi davranıyorlar.
Çünkü birçok şeyden zaman içinde umudunu yitirmiş insanoğlu ancak yaşam defterinin sayfalarını böyle davranarak çevirebiliyor.
Uyuyor, uyanıyor…
Gün içinde rutinlerine takılıyor.
Hayatın idamesine vesile olacak maddeselliğe takılıyor.
Akşam oluyor, gün bitiyor.
Ve onu ayakta tutacak manevi dünyasından her gün bir şeyler hatta çok şeyler koptuğunun, koparıldığının farkına bile varamıyor.
Çünkü hayatı paylaştığı diğer insanlar onu diğer renklerden arındırarak ya siyah, ya beyaz olarak niteliyor.
O beyinlerde değişme şansını bulma imkânı artık yok ve çoktan elinden alınmış olunurken, geçmişi ancak muhatap olduğu hatalarla nitelendiriliyor.
Mutluluklara,
Başkalarına sağladığı yaşam kolaylıklarına,
İhtiyaçları olduğu her anda yanlarında bulunmalarına artık aldırış eden, ya da hatırlamak isteyen olmuyor.
Hayat hem kısa, hem uzun bir süreç oysa.
Her şey var içinde yaşam hikayelerine dair.
Bilerek, bilmeyerek.
İsteyerek, istemeyerek yapılmış, düşünülmüş her şey.
Kimi iradeniz içinde…
Kimi iradeniz dışında...
Ama yapılmış işte bir şekilde...
Birileri sevinirken, birileri üzülmüş.
Hep istediğiniz şekilde olmasını arzu edemezsiniz geçmişin.
Ben, ‘hep sabah olsun.
Yüzüm hep güneşle aydınlansın.
Gece hiç olmasın istiyorum’ mesela…
Bu mümkün mü?
Var mı böyle bir olasılık?
Bize hükmeden…
Bize bir yaşam bağışlayan evren, hükümranı olduğu doğa ve hayat bile hep olsun dediklerimizi bize sunamıyorsa;
Bizimle hayatı paylaşan insanların, hayatın her kesitinde hatasız olmamızı,
Herkesi, istedikleri her an mutlu kılmamıza dönük talep ve beklentilerini yerine getiremeyişimizden dolayı kötü ilan etmeleri ve dışlamaları,
Çok hakkaniyetli mi sizce?
Cevap bence malum da siz ne ve nasıl düşünürsünüz onu bilemem.
Ama bir gerçek var ki…
Sizin gibi düşünmeyenler…
Hayata ve insanlara bencil bakanlar bu gerçeklerden uzaklaşınca size ancak düşman olurlar.
Bu düşmanlar ve bu bakış açısına sahip, geçmişte yanınızda, yörenizde olmuş insanlar sizi öyle bire yere koyar,
Öyle bir dışlarlar ki;
Yanınızda olduğunuzu düşündükleriniz,
Her gün ellerinden tuttuklarınız,
Hayatınızı onlar için feda ettikleriniz bile en mutlu anlarını sizinle paylaşmaktan imtina eder, hatta sırtlarını dönerler.
İşte, ‘Hayat sizi alır, götürür’ demekteki kastım odur.
Götürdüğü yer ise;
Yalnız nefes aldığınız…
Yalnız gülmeye çalıştığınız…
Yalnız ağladığınız, YALNIZLIĞINIZDIR!
Yorumlar
Kalan Karakter: