MAÇ daha oynanmadan, sonuç ne olursa olsun attım bu başlığı..
Nedenlerimde vardı.
Glasgow’da 120 dakika enerji harcayan ve 6-7 saatlik bir yolculukla ülkeye yorgun ve moralsiz Fenerbahçe karşısında enerjisini doksan dakikaya yayan bir Samsunspor’un istediği puan yada puanları alacağını düşündüm..
Beşiktaş’ın, Konya’da bıraktığı üç puanda iştahımı kabarttı.
Tek ama önemli bir eksik vardı Samsunpor’da, Lubomir Satka.
Gerisi hazır kıta…
Samsunspor’un savunup, fırsat kolladığı.
Fenerbahçe’nin oynar gibi göründüğü ve caza sahasına yakın yerlerde hakemden medet umduğu bir kırkbeş dakika izledik.
Ah, vah denilecek bir pozisyon olmadı.
Cihan Aydın bazen iyi, bazen kararsız, bazen kötü düdükler üfledi ama şunu söyleyeyim, ceza sahasında kendini kolay bırakan Holse’ye penaltı çalmamasını doğru buldum.
İkinci yarı değişen bir şey yoktu.
OKAN’IN ELLERİ..
Mutlaka galip gelmek isteyen Fenerbahçe sağdan, soldan ceza sahasına doldurduğu toplarla gol bulmaya çalışırken, Samsunsporlu futbolculara sahanın her noktasında tüm güçleriyle puana asılıyordu.
75. dakikaya kadar oyunda bir varlık gösteremeyen Marius, aptalca ikinci sarı kartla takımını on kişi bırakınca oyun daha çok Samsunspor sahasında ve tek kale oynanmaya başlandı.
Burada da sahneye Okan çıktı.
Yaptığı harika kurtarışlarla bir puanı takımına kazandıran oyuncu olurken,
Fenerbahçe şampiyonluk yolunda ağır bir yara aldı.
Samsunspor ise ‘Koşa koşa Avrupa’ derken, üçüncülük yolunu daha da kısalttı.
Yorumlar
Kalan Karakter: