BUNUN üzerine yazılmış çok yazı, söylenmiş çok söz var.
Zira bir şekilde makam sahibi olan bir kısım kişilerin makamın ağırlığını taşıyamadıklarını…
Dünyaya, insanlara bakış açılarının değiştiğini…
Tevazu duygularını yitirip, herkese üstten baktıklarını…
Kendi ve paylaştıkları dünyadan uzaklaşıp, güç dünyasının esiri olduklarını geçmişten bugüne süregelen yaşanmış örneklerden biliyoruz.
O nedenledir ki "Büyüdükçe küçülmesini bilmeli insan" öğütleri misal olarak verilmiştir.
Oysa makamı güçlendiren size doğruları gösteren…
Zaman zaman yapıcı tenkitlerle hatalarınızı gösteren…
Geçmiş tecrübeleriyle nasıl yürümenizi gerektiğini öğütleyen dostlarınız ve dost bildiklerinizdir.
Siz onlardan uzaklaştıkça bilmelisiniz ki artık aman efendimcilerin…
Şakşakçıların…
El ovuşturanların ve yağcıların esaretine girmişsinizdir.
Hiç unutmam yıllar önce bir TV canlı telefonla katılan bir izleyicim;
"Güzel konuşuyorsun. Dakikalardır dinliyorum ama başkalarına da söz hakkı vermen, onların konular hakkındaki düşüncelerini sana iletmelerine müsaade etmen gerekmiyor mu?" dedikten ve yaklaşık 15 dakika kendi düşüncelerini paylaştıktan sonra kendisine;
"Farkında mısınız, yaklaşık 15 dakikadır konuşuyorsunuz. Hiç sözünüzü kesmedim ve her konuda ve hatta beni tenkit eden tüm sözlerinizi dinledim. Hala başkalarına söz hakkı vermediğimi düşünüyor musunuz" dediğimde;
"Haklısınız, çok özür dilerim. Yanlış düşünmüşüm" demişti.
Bunu şunun için söylüyorum.
Başkalarının sizi eleştirmesinden asla çekinmeyin!
Size düşüncelerini istedikleri biçimde iletmelerine müsaade edin.
Eleştirilmeye izin vermezseniz, her yaptığınızın…
Her konuşmanızın…
Her yazınızın ve kararınızın doğru olduğu gibi bir yanlışa kapılabilirsiniz ki…
Bu toplum önüne çıkmış biri için hata kapılarını sonuna kadar açan bir umursamazlığın başlangıcı olur.
Bunu yapmayın!
Bununla beraber bir başka şeyi daha…
Oturduğunuz koltuklar ve temsil ettiğiniz makamlar size verilmiş emanetlerdir.
Bugün siz oradasınız.
Yarın bir başkası olacak.
Ayrılırken o koltukları yapıştırıp ayrılmayacaksınız!
Bilesiniz ki…
Makamlar da hayat gibi gelip geçicidir.
Omuzlarınızda hissettiğiniz sizi farklı kıldığını zannettiğiniz güç de öyle…
Dolayısıyla düsturunuz makamda kalıp, keyif sürmek değil…
Orayı terk ettikten sonra dostlarınızın gönlündeki makamda yer bulabilmek olmalıdır.
Böyle bir yazıyı neden kaleme aldım diye kafa yormayın.
Her satırı makam ve güç sarhoşu olup, aslını ve dostlarını unutanlar içindir.
Yorumlar
Kalan Karakter: