CUMA gecesi bu yazıyı yazmak istemedim.
Hem öfkeli, hem üzgündüm açıkçası.
Bu öfke ile de futbol geçmişime yakışmayacak ifadeler kullanmaktan kendimi korumayı amaçladım.
Bir hafta önceki Denizli maçı, kolay bir maçtı ama ligin uzun boyuna ölçü olacak bir maç değildi.
O maç yazısının sonundaki ifadem aynen şöyle;
‘İki kenar adamı Ali ve Harris’in kenar olgun atakları gol ve asistlerle süslenince bu maç kolay oldu.
Hüseyin Eroğlu’nun takıma etkisini göz ardı edecek değilim ama önümüzdeki haftaların aynı kolaylığa sahne olması için hocanın elinin daha çok değmesi gerekliliğine de işaret etmek istiyorum.’
Ne oldu sonra?
Karşınıza direnç koyan ve kolay teslim olmayan bir takım çıkınca istediğinizi elde edebilecek bir sonuçtan da mahrum olmuş oldunuz.
Malatya, ne istediğini bilerek gelmiş Samsun’a.
Zor durumdan çıkmak için maç boyunca her türlü müdahalenin mubah olduğunu kabul etmiş, maçın dakikalarına ve hakem insafına sığınmış.
Sonunda da mücadeleci ve inatçı bir oyunla istediğini elde etmiş.
Samsunspor daha doğrusu Samsunsporlu futbolcular ise bireysel yetenek ve fizik güçlerini oyun aklı yerine koyarak bu maçı da halledebileceklerini düşündüler.
Olmuyor ama işte.
Her zaman papaz pilav yiyemiyor.
Küçük büyük demeden tüm rakiplerinizle 90 dakika mücadele edeceksiniz.
Bu arada da futbolun gereğini sahada oyun ve taktik anlayış ve üstünlüğü ile sergileyeceksiniz ki, hedefe giden yolda beklenmedik kayıplarla karşılaşmayın.
Bu maçta şu iyiydi, bu kötüydü gibi bir kolaycılığa kaçmadan bundan sonrası için fikrimi söyleyeyim isterseniz.
Sezon başından beri söylüyor ve yazıyorum.
Bu takımın saha içinde bir oyun aklı yok.
Rakip sizi oynatmadığında oyunun kilidini açabilecek ve arkadaşlarını kalite ve paslarıyla oyun içinde tutarak sonuca itecek bir adama kesin ihtiyaç var.
Ama o adamın Celil olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Bazı futbolcuların kendilerini ön plana çıkartmak amacıyla bireysel oyunu tercih etmeleri ise vazgeçilmesi gereken ikinci husus.
Birçok futbol adamı gibi Ahmet Sagat’ın yerinin kulübe olmadığını düşünenlerdenim.
Ama her nedense, kendince haklı bir nedeni olmalı ki, hocası bizim gibi düşünmüyor.
Rakip kadar koşmayınca,
Onlar kadar mücadele etmeyince,
Misafir takımın aldığı puana saygı duyacaksınız.
Sizin aldığınız puana değil kaybettiğiniz iki puana takılacaksınız ki;
Bunların hiçbiri olmayınca da ‘tek kabahatli hakemdir’ de demeyeceksiniz…
Yorumlar
Kalan Karakter: