Ülkemizin idari yapılanması belli değil mi?
Bir Cumhurbaşkanımız var.
Yürütmeyi onun nezaretinde yürüten kabinesi, parlamento dışından seçilmiş bakanları var.
Parlamentoda da bakanlıkların bütçelerini, güncel gelişim konularını tartışan…
Birbirlerine itibar etmeseler de fikirlerini belirten milletvekilleri var.
İşleyiş belli yani.
Bu işleyişin düzeninde, parlamentodaki vekillerimizin çok dahli ve yetkisi olmadığını hepimiz biliyoruz.
Çoğunluğa sahip Cumhur İttifakı, neye evet diyor ve olur veriyorsa, o geçerli oluyor devlet idaresinde…
Bunu elbette tartışmıyoruz.
Zira referandumda, buna evet diyen Türk milleti…
Dolayısıyla düzen böyle devam edecekse, işleyişi de herkes saygı gösterecek.
Bir de işin sivil tarafı var.
Onun içinde de sivil toplumun ve ülkede faaliyet gösteren her türlü kuruluşun başkanları, yönetimleri var.
Onların bağlı oldukları kuruluşların delegeleri seçiyor gibi görünse de aslında sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın onayı olmayan hiçbir birey, o görevlere gelemiyor.
Bunlardan bir tanesi Türkiye Futbol Federasyonu ve onun başkanı…
Geçmişinde Trabzonspor Kulübü Başkanlığı da bulunan İbrahim Hacıosmanoğlu son federasyon seçimlerinden beri TFF Başkanlığı görevini yürütüyor.
Kendisinin davranış ve kararlarına zaman zaman kendi memleketi olan Trabzon ve Trabzonspor temsilcileri başta olmak üzere tüm kulüpler karşı çıkıyor, ya da öyle görünüyorlar.
Zira bu kulüp başkanlarından hiçbiri arkasında sayın Cumhurbaşkanı'nın desteği olan Hacıosmanoğlu'na net bir tavır koyamıyorlar.
Çünkü koyacakları tavrın asıl muhatabının zaman zaman himayesine muhtaç oldukları sayın Cumhurbaşkanı olacağını biliyorlar.
Hal böyle olunca da TFF Başkanı istediği gibi esip, gürlüyor.
Tehdit ediyor.
Peki sonuç?
Türk futbolu yerinde saymaya devam ediyor.
İşte son emsal, Galatasaray-Samsunspor maçında tartışılan penaltı kararı.
Sayın Hacıosmanoğlu, Amerika'dan esip, gürlüyor;
“Dönünce herkesten bunun hesabını soracağım” diyor.
Eh, hesap soracakları da Sayın Cumhurbaşkanı ile iletişimi ve yakınlığı olanlar olduğu için bu hesabın çok tutmayacağını da peşin olarak herkes gibi o da biliyor.
Hal böyleyken iktidara yakın olan gazeteci Cem Küçük;
"Sayın Cumhurbaşkanımız el atmadan Türk futbolu düzelmez' diyormuş.
Bence yanılıyor.
Sayın Cumhurbaşkanının, TFF Başkanı'nın kim olacağına onay verdiği spor kamuoyunda kabul görmüş bir tutum olduğu için kendisi zaten Türk futbolunun içine doğal olarak girmiş oluyor.
Bence asıl sorun işte tam da burada...
Türk futbolu olabildiği kadar özerk olmalı.
Hiç kimsenin etkisinin olmayacağı bir yapıya kavuşmalı.
Futbol katmanlarını oluşturan, bu işin çilesini çeken…
Parasını ve mesaisini buraya harcayanlar özgürce yönetim yöntemlerini ve onu yönetecekleri seçmeli ki iyiye de kötüyü de kuralları kendileri koyduğu için karşı çıkamasınlar ve Türk futbolu beklenen, özlenen bir seviyeye gelme yolunda bir adım atabilsin.
Türk futbolu olabildiği kadar özerk olmalı
Yayınlanma :
09.12.2025 09:00
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: