Bizim bir arkadaş var…
İsmini söylemeyeceğim. Zaten bu yazıyı okurken “benim hayatım bu ya” diye iç çekecek.
Biz poliklinik yapıyoruz. Hani mantık şu: Hasta gelir, bakarsın, gider. Gün dengeli akar…
Ama bu arkadaşın hayatında “denge” diye bir şey yok. Bu arkadaş bildiğin sağlık sisteminin kara deliği.
Bak şimdi…
Poliklinikte herkesin günü belli bir akışta ilerler. Ama bu arkadaşın kapısında ayrı bir evren dönüyor.
Sabah başlıyor mesaiye, koridor bomboş. İçinden geçiriyor: “Bugün sakin galiba.”
İşte o cümle var ya; evrene davetiye.
Bir anda kapının önünde kuyruk oluşuyor. Ama normal kuyruk değil…
Sanki şehirdeki bütün “bugün hastalanayım” diyenler sözleşmiş gibi.
Ama olay sadece yoğunluk değil.
Normalde dünyanın en sakin insanı bile onun odasına girince başka birine dönüşüyor.
Kadın geliyor, sesi pamuk gibi:
“Doktor bey/hanım merhaba…”
İçeri giriyor:
“BEN ÜÇ SAATTİR BURADAYIM!”
Arkadaşım bakıyor…
“Siz daha az önce geldiniz…”
Kadın:
“OLABİLİR AMA RUHEN BEKLEDİM!”
Yani artık tıp değil, spiritüel danışmanlık yapıyor.
Bir de olayların ona patlama durumu var…
Bakın bu bilimsel olarak incelenmeli.
Poliklinikte bir şey mi ters gitti?
O gün kesin onun poliklinik günü.
Yazıcı mı bozuldu?
“Sen mi kullandın en son?”
Hayır, adam yazıcıyı görmemiş bile.
Hasta dosyası mı kayboldu?
“Sen baktın mı en son?”
Bakmamış. Ama suç onda.
Hatta bir gün klima çalışmıyordu… biri ciddiyetle dönüp dedi ki:
“Senin odadan mı başladı bu sorun?”
Arkadaş artık doğa olaylarından bile sorumlu tutulacak seviyede.
Gelelim çay meselesine…
Bu arkadaşın kaderi demliğe bağlı.
Ne zaman çay almaya gitse demlikte o meşhur “son bir bardak” kalır.
Ama o bardak içilmez. Çünkü o bardak aslında bir tuzaktır.
İçersen geçmiş olsun.
Yeni çayı DEMLEYEN SEN OLURSUN.
İçmezsen?
Herkes sana bakar:
“Çayı tazelesek mi ya…”
(Bu cümlede gizli özne sensin.)
Bulaşıklar mı?
Zaten otomatik olarak ona ait. Sanki görünmez bir yazılım var:
“Kirli = bu arkadaş yıkar.”
Bir gün dedim ki:
“Hiç mi kurtuluşun yok?”
Dedi ki:
“Bir gün erken çıktım, o gün de herkes ‘neden erken çıktın’ diye bana kızdı.”
Yani adam çalışsa suç, çalışmasa suç.
Sonuç olarak…
Hayatta bazı insanlar vardır, şanslıdır.
Bazıları da vardır… sistemi ayakta tutmak için seçilmiş kurbanlardır.
Bizimki işte o.
Eğer bu yazıyı okuyup “ya bu direkt benim” dediysen…
Tebrikler.
Bugün çayı sen demliyorsun.
POLİKLİNİĞİN KADER KURBANI
Yayınlanma :
09.05.2026 08:19
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: