Eskiden insanlar birbirine sorarmış: “Ne iş yapıyorsun?”
Şimdi soruyorlar: “Kaç taksit kaldı?”
Çünkü memlekette zengin kalmadı.
Sadece borçlarını farklı tarihlerde ödeyen insanlar var.
Geçen gün maaş yattı.
Telefonuma mesaj geldi.
Bir sevindim.
Dedim ki: “İşte emeğimizin karşılığı!”
Üç dakika sonra ikinci mesaj geldi.
Sonra üçüncü.
Sonra dördüncü.
Meğer maaş bana uğrayıp helalleşmeye gelmiş.
Kalıcı kalmaya niyeti yokmuş.
Hızlıca çıkıp gitmiş.
Artık maaşı görür görmez harcamıyorum.
Önce vedalaşıyorum.
“Git evladım.”
“Dikkatli harcan.”
“Bizi unutma.”
Bir de eskiden insanlar maaş günü alışveriş planı yapardı.
Şimdi maaş günü hesap kontrolü yapıyoruz.
Maaş yatmış mı?
Kredi çekilmiş mi?
Kart gitmiş mi?
Otomatik ödeme saldırmış mı?
Hayatımız aksiyon filmi gibi.
Bir bakıyorsun elektrik faturası çıkıyor.
Onu atlatıyorsun.
Bu sefer sigorta geliyor.
Sonra okul masrafı.
Sonra araba.
Sonra market.
Sonra bir bakıyorsun…
Çocuğun canı bir oyuncak istemiş.
Geçmiş olsun.
Ekonomik denge bozuldu.
Geçen gün biri bana: “Zengin olmak ister miydin?” dedi.
İsterdim tabii.
Ama artık hayalim yat değil.
Villa değil.
Özel uçak hiç değil.
Ben sadece markete girip fiyat etiketine bakmadan alışveriş yapmak istiyorum.
Hayaller küçüldü.
Çok küçüldü.
Bir de herkes birbirine aynı cümleyi kuruyor: “Bu ay biraz sıkışığım.”
Kardeşim hangi ay rahatladın ki?
Son üç yıldır millet topluca “biraz sıkışık.”
Artık ülke olarak sıkışıklığın içinde yaşıyoruz.
Yine de hoşuma giden bir şey var.
Ne zaman bir arkadaşla buluşsak konu dönüp dolaşıp aynı yere geliyor.
Kimsenin parası yok.
Kimsenin zamanı yok.
Kimsenin enerjisi yok.
Ama herkes kahkahalarla gülüyor.
Demek ki bizim milletin en büyük zenginliği hâlâ mizahı.
Çünkü cebimiz boşalsa da…
Şükürler olsun ki espri yapacak malzememiz hiç bitmiyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: