Çoğunuz bilmeyebilir.
Ama bu dünyadan İdi Amin diye bir kişi de geçmişti.
Kim mi bu İdi Amin?
Hakkında onlarca film yapılan, binlerce yazı yazılan ve dünyanın en çok konuştuğu liderlerden biriydi.
Batılı devletler tarafından "yamyam" ve "eli kanlı bir diktatör" ama Müslüman ülkelerce büyük bir kahraman olarak anılıyordu.
İktidara gelişi, halkla olan ilişkisi, devleti yönetme tarzı, dış politikada attığı sıra dışı adımlarla bir devrin en çok konuşulan ismi oldu.
Hakkında birçok iddia ortaya atıldı, binlerce yazı yazıldı, onlarca belgesel hazırlandı ve 500 bin kişinin ölümünden sorumlu tutuldu.
Hakkındaki abartılı iddiaların birçoğu spekülasyon olsa da Amin’in tamamen masum olduğunu söylemek güç. Halkının ve yakın çalışma arkadaşlarının takdir ve sevgisini kazansa da ortada gizlenmesi ve reddetmesi güç katliam iddiaları da var.
Evinden barkından edilen, mallarına el koyulmuş binlerce sivil söz konusu. Hal böyleyken İdi Amin için net şekilde yargıya varmak benim işim değil elbette.
İşte bu İdi Amin'in en çok bilinen sözlerinden birisidir, ülkesinde olup bitenlere ilişkin yapılan eleştiriler karşısında söylediği şu sözler:
"İfade özgürlüğü var ama ifade ettikten sonra olacakları garanti edemem.”
Şimdi bu ifade özgürlüğüne niye karşı çıkarlar biliyor musunuz?
Yaptıklarınızı, yapacaklarınızı, politikalarınızı ideolojinizi hatta inançlarınızı bile sorgulama, eleştirme, yanlışlarınızı yüzünüze vurma hakkını da içinde bulundurur da ondan.
Acayip kızarlar bu yüzden eleştirilenler, bu ifade özgürlüğü denilen şeye!
Halbuki en yanlış görünen eleştiriden bile bazen doğru bir şeyler çıkar.
Üstelik içinde hakaret, küfür filan yoksa yanlış da olsa eleştiri iyi bir şeydir. İnsanın bir kez daha düşünmesini, olaya bir kez daha bakmasını ve hatası, eksiği, yanlışı varsa düzeltmesini sağlar.
Türk insanının sorunu, eleştiri kültürüne kapalılığından önce düşünce özgürlüğü ve ifade özgürlüğüne uzak olmasıdır.
Yaşamı boyunca kitap okumayan, edebiyatla ilgilenmeyen, tek konuya odaklı büyüyen, taraftar olmayı sorgusuz sualsiz kabul eden insanların eleştiriden nefret etmekten başka yapacağı bir şey yoktur.
Yukarıda da söylediğim gibi oysa ki her şey ifade özgürlüğü ile başlar. Düşünceyi ifade etmeye izin verilmiyorsa düşünceyi ilerletme imkanı da yok demektir.
Daha da acınaklı olanı, inanç ve ifade özgürlüğünü yitirmek, insanlığı yitirmekle eş anlamlıdır.
Tarihe bir bakın; ifade özgürlüğü olmayan 'at sinekleri' olmasaydı iktidardakileri kim uyandıracak, bardağın boş tarafını kim görecek, idarecileri kim hareketlendirecekti.
Kimler mi bu sevilmeyen at sinekleri?
Felsefenin babası Sokrates'e sorun; binlerce yıl öncesinden size anlatacaktır ifade özgürlüğünü ve at sineklerini…
Şayet demokrasi ve özgürlük diye bir derdiniz varsa tabi!
Yorumlar
Kalan Karakter: