Türkiye'de son yıllarda, "Şeriata yani din devletine karşıyız" denildiğinde, hemen "Dinsiz misin?", "Allah'ın emirlerine karşı mı geliyorsun?" diye boş laflar etmeye başlayan bir güruh var.
Halbuki, şeriata karşı olanlar dindar, şeriatçılar ise pekala dinsiz hatta ve hatta emperyalizmin lejyonerleri olabilirler.
Daha da açalım;
Din, feodalizm döneminde, tüm Ortaçağ boyunca bir devlet biçimiydi. Egemen sınıfın ve devletin resmi ideolojisiydi ve bir feodal devletin tebası olmak için inanılması zorunlu olan bir yasal düzendi. Din, hukuk, ahlak, mülkiyet ve iktidarın da temeliydi.
Ortaçağ boyunca Avrupa'da din ve mezhep savaşları hiç durmadı. Avrupalılar iç savaşlarla, sürekli birbirlerini boğazladılar. Hristiyan şeriatı, yozlaşmış, kokuşmuş bir cellatlar rejimi yaratmıştı.
Avrupa'da dinsel reformistlerin ve işçi sınıfının mücadeleleri, burjuvaziyle birlikte din devletlerini yani Hristiyan şeriatını yıktı, paramparça etti.
Din devletlerinin yıkılması ile dinler de özgürleşti. Bir zorbalık olmaktan, zorunlu inanılan bir ikiyüzlülük maskesi olmaktan çıkıp, gerçek bir bilinç ve vicdan ile karşı karşıya geldi.
Dinin bireysel inanç durumuna gelmesi, dine inanıp inanmamanın bireysel inanç ve vicdan özgürlüğü çerçevesinde ele alınması ise, milliyetçilik ve ulusal devrimlerle, yani burjuvazi ve kapitalizmle birlikte mümkün olabildi.
Bugün ise Batı, Hristiyan şeriatından kurtuldu ama dinsiz değil. Zaten dinsizlik özgürlüğünün olmadığı yerde, dinin samimi inananın olması da olası değildir.
Peki ya İslam ülkeleri... İslam'a inanılan coğrafyalarda, toplumlarda kapitalist gelişme Batı'ya göre geç geliştiği için, şeriat karşıtı bir burjuvazi ve işçi sınıfı da yeterince olgunlaşamadı.
Türkler ise, töreleri gereği İslam öncesinde de laik bir devlet geleneğine sahiptiler. Selçuklularda Tuğrul Bey zamanında ve Timurluların Babür Kağanlığı'nda İslam döneminde de Türklerde laiklik sürdü.
Selçuklu sonrasında kurulan Osmanlı şeriatı da bir İran, Afgan, Suudi şeriatı gibi değildi.
Gelelim günümüze… Bugün Türkiye'de şeriat isteyen ABD ve İsrail ve işbirlikcileri de bu totaliter despotizmin Türk töresinde olmadığını bildikleri için habire Arap ve Peştun ithal etmeye ve demografik yapıyı değiştirmeye çalışıyorlar.
Emperyalistler ve siyonistler ve onların işbirlikcileri, Arapların , Farsların , Peştunların milli devletlerini yıkıp, onlara şeriat devletleri verdi ve her şeylerini ellerinden aldı. Sadece bugünlerini değil, yarınlarını da çaldılar.
İslam şeriatı da Yahudi şeriatı da Hristiyan şeriatı da özde devlet biçimi olarak aynıdır. İslam ve Yahudi dünyası da elbet bir gün Hristiyan dünyası gibi şeriatı kaldırıp atacaktır. Bireysel inanç olan din ile devlet biçimi olan totaliter şeriat devleti arasında, zorunlu bir bağ olmadığını elbet bir gün anlayacaklar.
Emperyalizm ve Siyonizm'in İslam dünyasını rahatça sömürmek ve yönetmek için şeriata ihtiyacı var. Bir ulusun milliyetçiliğini (ulusçuluğunu) ayaklar altına almak, o ulusu katletmek, asimile etmekle aynı anlama gelmektedir.
O yüzden şeriata karşı olmak; dine değil, din devletine karşı olmaktır. Din devletine karşı; düşünce, inanç, ifade ve vicdan özgürlüğünü savunmaktır.
O yüzden şeriata karşı olmak; emperyalizme, siyonizme ve işbirlikçilerine karşı ülkenin bağımsızlık ve ulusunun egemenliğini savunmaktır.
Din devletini Batı, Ortaçağ'da bıraktı. Ama aynı Batı, kendisi gibi gelişmesin diye Doğu'ya şeriat öneriyor.
Şeriat matah bir rejim olsa, emperyalizm size bırakmaz kendi ülkesinde hemen kurardı.
Diyeceğim o ki; Doğu, katı bir bilime ve ulusculuğa dönüş yapmadan bu çakallarla danstan kurtulamaz.
Şeriat, çağımızda emperyalizmin Doğu'ya zorla, lejyoner birlikleri ile kiralık imanlılarla dayattığı bir Ortaçağ devlet biçimidir. İslam dünyasını köleleştirme ideolojisidir!
Yorumlar
Kalan Karakter: