TÜİK'in her ay sonunda yayınladığı 'ekonomik güven endeksi' verilerini görünce anladım ki bu ülkede sadece benim değil milyonların ciddi bir 'güven' problemi var. Şubat ayında bu endeks ocak ayına göre daha da gerilemiş çünkü…
Zaten bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı olduğum yarım asırlık hayatım boyunca, şarkıda da söylendiği gibi hiçbir şeyim az olmadı, "güven kadar" desem yeridir.
15 yıl siyasetin başkenti Ankara'da gazetecilik yapmış birisiyim, politikacılara hiç güvenmem örneğin.
Sermaye deseniz zaten hiç güvenmedim. Sınıfsal olarak aramızda dağlar, uçurumlar olduğunu çok iyi bilenlerdenim.
Doktorlara güveneyim diyorum; ne gezer. "Annenin bir şeyi yok, al eve götür" dediler. Akşamına kalp krizi geçirip yoğun bakıma alındı. Peşinden de kaybettik. Sadece bu da değil baksanıza yeni doğan çetesi diye bir çete bile kurmuşlar.
Belediyelere güveneyim diyorum. Orada da durum aynı. Bakın kentlerin durumuna. Pis, bakımsız, beton yığını, rant kavgası...
Turizmcilere, restorancılara, işletmecilere güvenmiyorum mesela. Çünkü aşırı pahalı, pis, bayat yiyecekleri, bakımsız odaları, sahte içkileri dayıyorlar önümüze…
Eğitim, adalet, asayiş, güvenlik deseniz, hangi birisini yazayım.
Velhasıl liste böyle uzayıııp gidiyor. Ha birisi de çıkıp diyebilir ki biz de gazetecilere güvenmiyoruz.
Yandaş, candaş diye ayrılmışsa, paraya, güce, iktidara boyun eğmişlerse, yıkama yağlamacılıktan başka bir işe yaramıyorlarsa gazeteciyi de güvenilmez elbette.
Siyasetçilere niye güvenmiyorum; Bu ülkede demokrasiyi koruması gerektiği seklinde görev tarifi bulunanlar demokrasiyi baltalar, milliyetçi dediğin parti bütün varoluşuna ters çağrılar yapar, ezildik, vurulduk ey halkım tiradının üstüne politikasını bina edenler, ne şiş yansın ne kebap denilebilecek açıklamalar yaparlarsa ben kime/niye güveneyim?
Hadi diyelim ki bilim dünyasına güveneyim. Önceki gün sosyal medyada bir yazı okudum. Şaşırdım kaldım. Şöyle ki; Doç. Dr. Neva Çiftçioğlu isminde bir bilim kadını var. Kendisi Finlandiya’da doçentlik ünvanını alan ilk yabancıymış.
Kireçlenmeye neden olan nanobakteri adı verilen mikrobu bulmuş. Bu buluşu nedeniyle dünyanın her yerinden davetler, ödüller almış. Hatta 2,5 yıldan beri NASA’da çalışan ilk Türk Bilim Kadını. Önümüzdeki yıllarda da kalp ve böbrek hastalıklarının teşhisine ilişkin, patenti yüzlerce milyon dolar değerinde önemli bir buluşu da açıklanacakmış.
Buraya kadar çok güzel. Ama Türk yetkililerden aldığı tek bir tebrik bile olmamış. Büyük üniversiteler onun başvurularına yanıt bile vermemişler.
Bir ara memleket hasretine dayanamayıp Türkiye’ye dönmüş ve bir üniversitemizde çalışmaya başlamış. Kendisine mikrobiyoloji kliniğinde 9 ay boyunca dışkı tahlili yaptırmışlar.
"Bugüne kadar hiçbir Türk yetkilisinden tebrik almadım. Sadece bir kişi, nasıl oldu bilmiyorum, İskandinav Tıp Ödülünü kazandığım zaman, Ziraat Bankası eski Genel Müdürü bir tebrik kartı gönderdi, halâ saklarım" diyor.
Bilim kadınına bu yapılırsa, buyurun bilime güvenin bakalım…
Bakın son bir örnek daha vereyim; mübarek ramazan ayına girdik değil mi? Bu ay arınma ayı. İbadetlerimizi yapıp, düzgün, ahlaklı bir insan olmak için iyilikte, güzellikte yarışmamız gerekiyor.
Peki öyle mi? Ne gezer... Siz biliyor musunuz, bu ülkede en fazla 'kumar, bahis' operasyonları ne zaman yapılır? Ramazan ayında. Adamlar bu mübarek ayda kumarın gözüne vuruyorlarmış meğerse. Tövbe tövbe!
Onu bırakın market, pazar, çarşılardaki etiketlere bakın ne demek istediğimi çok iyi anlarsınız. Ramazandan önce 30 TL olan marul cuma pazarında 40 lira, 12,5 TL olan yeşillikler 20-25 TL'ye çıkmış. Havuç, turp, bütün sebze ve meyvelerin fiyatları neredeyse uçmuş.
‘Niye böyle oldu?’ diye soruyorsunuz, "Abla kar kış çoktu biliyorsun. Hal'den yeni mal geldiği için" diyorlar. "Yok yok" diyorum içimden. Sanırım o 'mal' benim!
Velhasılı Yüce Atatürk, "Türk, öğün, çalış, güven" diyordu ya; öğünüyorum, çalışıyorum, didiniyorum ama bir türlü güvenemiyorum!
NOT ETTİKLERİM:
*MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin, TBMM’de 1 Ekim 2024’teki yeni yasama yılı töreninde, DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ve milletvekilleriyle tokalaşmasıyla başlayan sürecin ardından, terör örgütü elebaşı Öcalan’ın, "Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir" çağrısı geldi.
*İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, ismini açıkladığı bilirkişiye yönelik sözleri nedeniyle 4 yıla kadar hapis ve siyasi yasak istemiyle hazırlanan iddianame, İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. İmamoğlu, haziran ayında haki
GÜVEN BUNALIMI
Yayınlanma :
03.03.2025 08:16
Güncelleme
: 03.03.2025 08:16
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: