Bu 'rezerv alan' olayı, hatırlarsanız 6 Şubat'ta Kahramanmaraş başta olmak üzere 11 ilimizde meydana gelen ve 50 binden fazla insanımızın yaşamını yitirmesine neden olan deprem felaketi sonrasında gündemimize girmişti.
Kentsel dönüşüm kanunu denilen 6306 sayılı kanunda yapılan değişiklikle, afet riski bulunan bölgelerde kentsel dönüşüm çalışmalarını hızlandırmak amacıyla “rezerv alan” uygulaması hayata geçirildi.
Eski yasadaki rezerv yapı alanı tanımındaki yeni yerleşim alanı ifadesini çıkararak, meskun mahal şartı kaldırıldı. Böylece gerekli görülen tüm alanların 'rezerv yapı alanı' ilan edilebilmesi sağlandı.
Bunun anlamı şu: Değişiklikten önce eski uygulamada bir yerin rezerv alanı olabilmesi için üzerinde yapı olmaması ve meskun mahal dışında yer alması şarttı.
Yeni düzenlemeyle rezerv yapı alanı tanımındaki yeni yerleşim alanı ifadesi yasadan çıkarılarak, meskun mahal şartı kaldırıldı. Böylece gerekli görülen tüm alanlar rezerv yapı alanı ilan edilebilecek. Rezerv yapı alanı ilan edilen yerler dönüşüm için boşaltılıp yerine yeni yapılar inşa edilecek.
Yasayla ayrıca hasar tespit raporlarına dayalı olarak tesis edilen idari işlemlere karşı açılan iptal davalarında yeni usuller getirildi; yargı süreçleri hızlandırıldı.
Yürütmenin durdurulması talebine ilişkin olarak verilen kararlara itiraz edilememesi de hükme bağlandı.
Bütün bunları neden hatırlatıyorum?
Samsun Büyükşehir Belediye Meclisi'nin geçen toplantısında Başkan Halit Doğan, İlkadım ilçesinde yıllardan beri konuşulan ama bir türlü hayata geçirilemeyen kentsel dönüşüm konusunda dikkat çekici açıklamalarda bulundu.
Başkan Doğan, Samsun'da kentsel dönüşüme en fazla İlkadım ilçesinin ihtiyacı olduğunu vurguladı ve Samsun'un huzuru için bu ilçede kentsel dönüşümün mutlaka yapılması gerektiğine işaret etti.
Başkan Doğan, öncelikle riskli alanlardan başlamak üzere bir çalışma yapacaklarını belirtiyor. Riskli alanlardan boşaltılacak yerleşim yerleri için 'rezerv alan'ın da belirlendiğini, bunun için TOKİ'den arsa devri beklendiğini, ayrıca Büyükşehir Belediyesi'ne ait başka bir alanın da yine rezerv alana dahil edilmek üzere çalışma yapıldığını belirtiyor.
Bu mahalleler mi rezerv alan olacak (2023'te yapılan değişiklikle meskun mahal şartının kaldırıldığını ve yerleşim yerlerinin de rezerv alan ilan edilebileceğini yukarıda anlatmıştım) yoksa yeni bir rezerv alan mı belirlendi, Halit Doğan'ın açıklamalarından tam olarak anlayamadım ama benim tahminim Kürtün Irmağı yukarı yani Çatalarmut tarafında kalan bölgenin 'rezerv alan' alan olması ve bu mahallelerin o alana taşınması.
Başkan Doğan kaç hektarlık bir alanın 'rezerv alan' ilan edileceğini ve kaç bin nüfusun bu bölgeye taşınacağını ve hangi mahallelerin riskli alan olarak rezerv alan ilan edildiğini de detaylı olarak açıklamamış.
Öyleyse ben söyleyeyim:
Yıkılması planlanan ve risk alanı olarak belirlenen mahalleler:
Kadıköy, Anadolu ve Zeytinlik mahalleleri.
Çünkü 'tapuda'; İlkadım ilçesi sınırları içerisinde Kökçüoğlu, Saitbey, Ulugazi mahalleleri sınırları dahilinde görülen 79,53 hektar büyüklüğündeki bu üç mahalle, deprem başta olmak üzere doğal afet riski altında olmasının yanı sıra; plansız yapılaşma, fiziki, sosyal ve ekonomik yıpranma sebepleri ile 2013 yılında Bakanlar Kurulu tarafından 'riskli alan' olarak ilan edilmişti.
79,53 hektarlık alanın, yaklaşık 75 hektarlık kısmı riskli alan olarak nitelendirilirken, riskli alan sınırının 49.916 metrekarelik kısmı bu planın kapsamı dışında kalıyor.
Riskli alan olarak kabul edilen Zeytinlik, Anadolu ve Kadıköy mahallelerine ilişkin hazırlanan 'riskli alan' raporundaki bilgilerden planlama bölgesine ilişkin yapılarla ilgili de ayrıntılı bilgiler yer alıyor.
Buna göre planlama alanında toplam 2 bin 406 adet (eklenti ve müştemilatlar dahil) yapı var. Bu binaların 812 adedi 1-2 katlı yapılar.
Alanda yer alan en yüksek kat adedi ise 12 katlı yapılardan, yüzde 52’si ise 3-4 katlı yapılardan oluşuyor.
Riski alan olarak belirlenen Kadıköy, Anadolu ve Zeytinlik mahallelerinde, 'rezerv alan'a taşınması planlanan bölgeyi daha net olarak açıklayabilmek de mümkün: Barış Bulvarı, Şehit Korhan Ekiz Bulvarı, Fatih Rüştü Zorlu Caddesi, Oruç Bey Caddesi, Osmaniye Caddesi arasındaki bölge.
Bu bölgedeki binaların büyük bir çoğunluğunun en az 40 yıllık ve üzerinde olduğu belirlenirken, binaların yüzde 85'i ise konut niteliğinde. Yani bu mahallerdeki insanların yaşadıkları ve yıllardır oturdukları evler.
Şimdi gelelim asıl önemli olan, üzerinde tartışmalar çıkması beklenen 'hak sahipliği' meselesine:
Hazırlanan rapora göre; riskli alan sınırlarındaki mülkiyet durumuna yönelik yapılan analizde, tapusu olan hak sahipleri dağılımına baktığımızda yüzde 65’lik kısmının sadece arsa, yüzde 35'lik kısmının ise arsa+yapı şeklinde olduğu görülüyor.
Raporda 'sadece arsa' denildiğine bakmayın. Bilenler bilir bu arsaların üzerinde yıllar boyunca tek kattan, 6-7 kata kadar çıkan evler inşa edilmiş durumda. İşte asıl tartışmanın da burada çıkması bekleniyor. Raporda bu şekilde sadece arsa tapusu bulunan hak sahibi sayısı ise 2 bin 986 kişi.
Arsa+yapı sahibi olan hak sahibi kişi sayısı da 2 bin 119 kişi. Hiç tapusu olmadığı halde yapısı bulunan hak sahibi sayısı ise bin 295 kişi. Kamu işgalcisi olan 21 kişi, kamu mülkiyeti arsa ve yapısında oturan kişi sayısı 30.
Yani devletin 'riskli' olarak belirlediği bu bölgede yapacağı planlamadan etkilenecek hak sahibi kişi sayısı toplamda 6 bin 451 hak sahibi. Bu hak sahiplerinin en az 4 kişiden oluşan ailelerden oluştuğunu varsayarsak İlkadım'da toplamda en az 26 bin, kiracılarla birlikte yaklaşık 50 bin kişilik bir nüfusun bu planlamadan birebir etkileneceğini söyleyebiliriz.
Böylesine önemli bir operasyonun nasıl sonuçlanacağını, Başkan Halit Doğan'ın bu projenin altından kalkıp kalkamayacağını doğrusu ben de merak ediyorum.
2013'ten bu yana hem Büyükşehir hem de İlkadım ilçe belediye başkanları bu konuyu sadece konuşmakla kaldılar, icraatta ise bir türlü geçemediler.
Ekonomik sorunların had safhaya çıktığı kiraların astronomik düzeylere ulaştığı, evlerde tencerelerin bile zor kaynadığı bir ortamda insanları evlerinden çıkarmak imkansız demeyeyim de, çok zor. Hele de konu 'mülkiyet' meselesi olunca.
Ben ise "Rezerv Alan Yasası'na İstanbul örneğinden hareketle öteden beri zaten mesafeliyim. Bir mahalleyi, dönüştürüp güzelleştirelim diye, rant odaklı beton projelere teslim etmeyelim derim. Yani bu işlerde dikkatli olmak gerek!
Yorumlar
Kalan Karakter: