Beklendiği gibi yılın en yüksek enflasyon rakamı mayıs ayında geldi. Önce Merkez Bankası Başkanı Fatih Karahan ardından da Maliye ve Hazine Bakanı Mehmet Şimşek mayıs ayında enflasyonun zirve noktasını göreceğini söylemişlerdi.
Beklendiği gibi de oldu, TÜİK'e göre enflasyon mayıs ayında aylık yüzde 3,37, yıllık yüzde 75,45 oldu.
Sivil bir oluşum olan ENAG'ın açıkladığı rakamlar ise daha yüksek. ENAG mayıs ayında enflasyonun yüzde 5,66, yıllık enflasyonun ise yüzde 120,66 olduğunu duyurdu.
Tabii memur ve emeklilerin enflasyon zamları belirlenirken ENAG'ın değil, TÜİK'in verileri esas alınıyor. TÜİK'in yıllık enflasyonu mayıs ayında yüzde 75,45 olarak açıklamasının diğer bir anlamı da, Türkiye'de 21 yıllık enflasyon artışının yüzde 2471,76 olması demek.
Biz zaten TÜİK'in enflasyon rakamlarını değil de, yaşadığımız ve hissettiğimiz enflasyonu gayet iyi biliyoruz. Kalkın gidin kasaba 1 kilo kuzu pirzola 850-900 TL olmuş. Çok değil 5 sene önce bu paraya bir koç alıyordunuz. Bu tabloya nasıl geldik, defalarca yazdık çizdik. Kötü ekonomi politikaları yüzünden…
Enflasyonda zirveyi gördük. Bundan sonra ne olacak? Evet, bir miktar gerilemeye başlayacak. Ama şimdiden söyleyelim; bu düşüş öyle enflasyonun gerilemesinden falan kaynaklanmıyor. "Baz etkisi"yle enflasyonda düşüşleri bundan sonraki aylarda görmeye başlayacağız.
Peki, onlar ne diyecekler; "Bakın söylediğimiz gibi enflasyon düşüyor."
Gaz etkisi, tuz, etkisi, baz etkisi geçtiğinden bakalım ne denilecek, ben de merak ediyorum.
Üretici enflasyonunda durum daha da kötü. Bakın tarımsal girdilerde zam şampiyonu mazot oldu. Yani üretim enflasyonunda da sıkıntı büyük: Türkiye Ziraat Odaları Birliği(TZOB) verilerine göre tarım girdilerinde 1 yıllık artış oranları şöyle: Mazot yüzde 109, gübre yüzde 56,4-29,4, besi yemi yüzde 43,8, süt yemi yüzde 45,9, zirai ilaç yüzde 66,6, elektrik yüzde 19,8.
Maliyetlerdeki bu pahalılık karşısında çiftçi nasıl tarlasını eksin, biçsin, hayvan üreticisi nasıl hayvan yetiştirsin.
Diğer taraftan hükümetin, ürün alım fiyatları belirlenirken, bu artışlara dikkat etmesi gerekiyor. Onu da şimdiden hatırlatalım.
Yeni batı yakasında değişen hiçbir şey yok dostlar. Vatandaş yüksek enflasyonun ve hayat pahalılığının altında eziliyor, inim inim inliyor.
Hatırı sayılır bir araştırma şirketinin 26 ilde, 24-28 Mayıs tarihleri arasında yaptığı kamuoyu araştırmasının sonuçları birkaç gün önce yayınlandı. 18 yaş üzeri toplam 2 bin kişiyle yapılan araştırmada ankete katılanlara, 'Bugün Türkiye'nin en büyük sorunu nedir?" sorusu yöneltildi.
Katılımcıların yüzde 65.3'ü ekonomi/hayat pahalılığı, yüzde 6'sı mülteciler, yüzde 4.7'si adaletsizlik, yüzde 4.3'ü işsizlik/istihdam, yüzde 4'ü eğitim, yüzde. 3.6'sı güvenlik, yüzde 1.2'si deprem, yüzde 1'i Kürt sorunu, yüzde 4.5'i diğer sorunlar, yüzde 2.4'ü sorun yok, yüzde 3'ü fikrim yok/ cevap yok yanıtını vermişler.
Evet, görülüyor ki bu ülkede en temel sorun artık 'yokluk ve yoksulluk'tur.
Gerisi mi?
Teferruattır…
***
2022 yılında Kızılay’a bağışlanan kurban sayısı 42 bin iken, 2023 yılında 14 bin adete düşmüş. Kızılay’a olan güveni yerle bir eden Kerem Kınık Kabe’yi ziyarete gitmiş.
***
Eski ABD Başkanı ve 2024 başkanlık seçimlerinin Cumhuriyetçi adayı Donald Trump, New York’taki "sus payı" davasında aleyhine hüküm veren mahkemeyi "siyasi tarafgirlikle", devleti ise "faşistlikle" suçlamış. Eski ABD Başkanı, mahkemenin kararıyla ilgili, "Bunu bana yapabiliyorlarsa herkese yapabilirler. Bunlar kötü insanlar" demiş. Biz her askeri darbede (15 Temmuz dahil) bunu söylüyorduk zaten. Sayın Trump, ülkesinin Ortadoğu'da, Filistin'de ve birçok ülkede yaptığını, Irak’ı, Suriye'yi, Libya'yı, Afganistan'ı yerle bir ettiğini, bölüp parçaladığını unutmuş anlaşılan. Kendisine 'günaydın' diyelim!
Yorumlar
Kalan Karakter: