Cem Yılmaz'ın yıllar önce cips reklamında kullandığı replik ile hayatımıza girdi bu iki kelime..
Reklam filminde bir dolandırıcıyı canlandıran Cem Yılmaz, yakalandıktan sonra polis tarafından yakalanıp arabaya götürülürken basın mensuplarının üzerine üşüşmesi üzerine, bu meşhur sözü söyler.
"Eğitim şart.."
İşte o günden bu yana Türkiye'deki izahı olmayan, mantık sınırlarını zorlayan durumların ardından sosyal medyada veya günlük hayatta bir espri unsuru olarak hep bu cümleyi kurar olduk.
"Eğitim şart!"
Ama artık bizim için şart olan başka bir şey daha var: ÜRETİM
Bu ülkede artık üretim de şart oldu..
Bildiğiniz gibi TÜİK nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı; tüketici fiyatlarında nisanda yüzde 4,18 artış var. Geçen yıl nisan daki artış yüzde 3’tü.
Aylık artış geçen yılki oranın bile çok üstüne çıkınca mart sonunda yüzde 30,87 olan yıllık oran nisan sonunda yüzde 32,37’ye yükseldi.
Hiç öyle söylendiği gibi azımsanacak, önemsenmeyecek, umursamıyormuş gibi yapılacak bir yükseliş değil bu!
Bakın Trump'ın vergi tehditleriyle hop oturan hop kalkan Arupa Birliği’nde bile yıllık oran mart itibariyle yüzde 2,8 çıktı da ekonomi yönetimleri bu oran daha da artarsa diye adeta uykusuz geceler geçiriyor.
Bizde kaç? Yüzde 4,18!!!
Bu savaş ortamında, hele hele dengesiz Trump'ın bir gün savaş bir gün barış laflarına bakarsanız öyle yüzde 2’lere, hele hele daha aşağılara çekmek de pek mümkün görünmüyor. Bence bu şartlarda eylüle kadar enflasyonda bir düşüş görmek hiç de olası değil.
Peki bu durumda ne yapacağız. Daha önce de yazdım bu OVP artık umut vermiyor. Don Kişot'luk yapmanın alemi yok.
Yüksek enflasyon, zaten gelecek beklentisini karartıyor. Öncelikle son enflasyon rakamı ile raf ömrü dolan OVP’den vazgeçip, yeniden üretimi baş tacı edecek politikalara ağırlık vermeliyiz.
Yani cari açığın kapanması, istihdam yaratılması ve istikrarlı büyüme için temel hikaye bu.
Üretim!
Üreten bir ekonomi ise, sadece tüketim veya hizmet odaklı değil, aynı zamanda tarım ve sanayi gibi fiziksel üretime de dayalı olmalıdır.
Bakın Nobel ödüllü ekonomist Daron Acemoğlu, Türkiye ekonomisinin kalıcı olarak düzelmesi için öncelikle güvenilir ve saygı duyulan bir yargı sisteminin oluşturulmasının şart olduğunu, ve teknolojiyi doğru kullanmamız için eğitime önem vermemizin önemine işaret ettikten sonra, Türkiye ekonomisinin temel sorununun düşük verimlilik ve buna bağlı olarak ortaya çıkan fakirlik olduğunu vurguluyordu.
O da çıkış yolunun yüksek teknolojili üretime dayalı yapısal reformlardan geçtiğini, aynı zamanda teknolojiyle işçilere yeni işler yaratmak, işçilerin yetenek ve bilgilerini artırmak gerektiğine işaret ediyor.
Nobel ödüllü ekonomist daha ne söylesin; Üretin diyor işte!
Aksi halde;
Kazandığından fazlasını harcamak ki borç doğurur.
Ürettiğinden fazlasını tüketmek ki bu ithalatı patlatır.
Balo havasında, el parasıyla düğün dernek yaratılır.
Ta ki değirmenin suyu bitene kadar...
Ya sonra!
Yorumlar
Kalan Karakter: