Son dönemde sıklıkla karşımıza çıkan ve birçok kişide farkındalık oluşturan bir kavram Analiz Felci.
Kavram en yalın haliyle ‘bireylerin karar verme mekanizmalarının aşırı düşünme ve detaylandırma alışkanlıklarından dolayı kilitlenmesi’ şeklinde aktarılabilir.
Her geçen gün artan uyaran sayısı, yapay zekâ ve benzeri uygulamaları kullanmada aşırıya kaçarak zihinsel kapasitelerimizin limitlerini zorlamamamız ve bu etkenlerin odağımız üzerinde yarattığı olumsuz etki Analiz Felci (Uluslararası literatürdeki adıyla Analysis Paralysis) yaşamamızda en etken sebeplerden.
Birçok şey pratik şekilde önümüze geliyor, seçenekler her geçen gün artıyor, dünya her geçen dün daha riskli bir hal alıyor. Bu unsurların hareketliliği karar verme sistemimizin kilitlenmesine yol açabiliyor. Tıpkı yüksek devirde çalışan bir motorun kendini kilitlemesi, peş peşe verilen komutlar sonucunda bilgisayarların mavi ekrana geçerek hata vermesi gibi.
Bireyler kendilerini sadece bu unsurları hesaplarken buluyor. Artılar, eksiler, riskler, tehlikeler, getiriler, götürüler…
Zihin bunlara öylesine kapılıyor ki son aşamaya gelemiyor, gelse de son aşamayı yönetecek enerji ve motivasyon bulamayabiliyor.
Eskiden hayat daha basitti demek nostaljik bir söylemden öteye genellik arz eden bir ifade halini aldı. Seçeneklerimiz az, bilgimiz sınırlıydı ve daha hızlı karar alabilir durumdaydık. Artık bilgiye daha kolay ulaşıyoruz ve seçeneklerimiz çok. Bu etkilerle zihnimiz çoğu zaman “karar vermek” yerine “karar vermeyi ertelemeyi” seçebiliyor. Yanlış yapmaktan çekinen zihin, hiçbir şey yapmamayı seçebiliyor. Bu genel kanının aksine bir tembellik durumu değil, aşırı zihinsel çabanın çıktılarından biri. Kişi düşünür, araştırır, kıyaslar, tam karar verme aşamasında tekrar düşünür. Bir türlü adım atma ve karar verme aşamasına geçemez. Her ihtimalin büyük ya da küçük kendine göre bir riski vardır ve tabi bedeli de… İnsan zihni, özellikle kontrol ihtiyacı yüksekse, bu belirsizlikle baş etmekte zorlanır. Oysa hayat, bu kadar yükü kaldırmaya çabalamak için çok kısa.
Kişi olumsuz düşünceler taşımaya yatkınsa, kontrol duygusu ağır basıyorsa, özgüven sorunu yaşıyor, kararlarının arkasında durarak sonuçlarıyla yüzleşmekten zorlanıyorsa ve kaygılarına yenikse aklına devamlı şu soru gelecektir: “Ya kararım yanlışsa?”
Bu soru ilk bakışta masum gelir ancak süreklilik taşımaya başladıkça karmaşıklığa sebep olabilir. Hayat doğası gereği belirsizlikler içerir ve birçok karar yüzde yüz doğru olmayabilir. Her seçim bir yandan da vazgeçilen ihtimallerin toplamıdır. Analiz felci yaşayan kişi, sadece seçtiği yolu değil seçmediği tüm yolları da taşır aslında.
Bugünün dünyasında cesaret, aldığımız büyük riskleri değil, belirsizlikler içinde sakin kalarak atabildiğimiz adımları anlatıyor belki de. Düşünce, eylemle dengelenmediğinde insanı içine çeker, esir alır. Beyin kolay olanı seçmeye yatkındır ve karar verme aşamasında düşünceler karmaşıklaştığında karar vermemeye seçebilir. İşte bu aşamada atılan en küçük hareket bile, o girdaptan çıkmanın başlangıcıdır, belirleyici ve önemlidir.
Karar almak zorunda olduğumuz her konu hayatımızda devrim niteliği taşımaz. Tabii ki olgun ve dengeli bireyler karar alırken çok yönlü düşünür, ince eler sık dokur lakin burada oluşacak denge daha ön görülür sonuçlara götürür bizi. Bu nedenle önemlidir aslında.
En doğru kararın hangisi olduğu kadar, nereden nasıl başlayacağımız da önemli noktadır. Hayat, yalnızca kusursuz kararlar verdiğimizde değil eksik ama cesur adımlar attığımızda da ödüllendirebilir bizleri.
Seçenekleri eleyerek daha az seçenek arasında karar vermek, kendimize karar vereceğimiz konu için makul bir zaman dilimi oluşturmak, sonuçlara mükemmeliyetçilikle değil gerçekçilikle bakmak, küçük de olsa verdiğimiz kararlara bakarak bu noktada gelişebileceğimize odaklanmak olumlu sonuç verecek yöntemler olarak kabul görüyor.
Belki de hayat, kusursuz kararlar vermemizi değil; cesaretle eksik adımlar atmamızı bekliyordur ne dersiniz? Yanılmak, yön değiştirmek, yeniden başlamak, davranış modellerimizi değiştirmek, düşünce yapımızı gözden geçirmek, bunların hepsi yolun doğal parçalarıdır belki de?
Kişisel gelişim yolculuğunun en önemli adımlarından biri de karmaşadan uzak ve yalın düşünebilme yeteneği geliştirebilmektedir. Basit düşünebilmek, arınmak, doğru kararlar almak ve uygulamak olumlu düşünce yapısıyla birleştiğinde hayatımızı aydınlatacaktır.
Sağlık ve neşe dolu bir hafta dilerim.
Yorumlar
Kalan Karakter: