ADI bile okurken insanı yoruyor ve bunaltıyor.
Bir şeyi isteyip, başaramamak…
İnsanın başına gelen sarmal ama çaresi var gibi görünen dertlerden kurtulamaması…
Vadesi gelen bir borcu ödeyemeyecek olmanın bilincinde ne yapacağını, kime sarılacağını bilememek…
Kişinin kendisi hakkında verilecek bir karara son ana kadar iyimser yaklaşıp, sonrasında sükutu hayale uğraması…
Bazen sadece süregelen hayat içinde değil düşlerine bir boğar kendini çaresizlik…
Hiç unutmuyorum yıllarca aynı rüyayı görüp boğularak uyanmıştım adeta.
Mühendislik tahsili yapanlar iyi bilir, üçüncü sınıfta yol dersi vardır.
Aynı zamanda da projesi…
Projeden geçemeden dersin imtihanına da giremezsiniz.
Ben projeden en yüksek notlardan birini almış ama dersten okul devam sürem bittiği halde yarım sömestr gecikerek mezun olmuştum.
İşte o anlar yıllarca rüyalarımda kabus yaşatmıştır bana…
Hep imtihana girerdim ama geçerli not alamayıp, mezun olamazdım.
Arkadaşlarım yıllar önce mezun alıp hayata atılırken ben hala yol dersini vermek için uğraşırdım rüyamda.
Öylesine bir çaresizlik yaşardım ki…
Gecenin bir vakti kabustan uyandığımda;
'Oh, şükürler olsun, rüyaymış' derdim yatağın ortasında…
Şimdilerde aynı çaresizlikleri yaşayanlar var.
Sahip oldukları ruh hallerini gayet iyi anlayabiliyorum.
Mesela Anayasa Mahkemesi tahliye kararı verdiği halde tahliye olamayanlar…
Bu insanlar, demokratik bir hukuk devletinde yaşadıklarını ve hukukun bu şekilde işleyip, beklentileri ters teptiğinde içine düştükleri çaresizliği algılayabiliyor musunuz?
Mesela yaşanmış bir eylemde hiçbir suçu olmadıklarını düşünüp, hapishane hücrelerinde bir umut ışığı bekleyenler…
Onlar kendilerine özgürlüğün yolunu açacak bir güvence mi görüyorlardır işleyecek hukuku?
Yoksa teamüller ne olursa olsun, içtihatlar neyi emreder etsin kendilerine uygulanmayacağını düşünüp, çaresizliğe mi teslim oluyorlardır?
Mesela bir şafak vakti çoluğundan, çocuğunda kopartılıp, aylarca daracık bir hücrenin loş ortamında yaşamaya mahkum edilenler…
Bunu hak etmediklerini düşünüp, özgürlüklerine kavuşmayı mı bekliyorlardır?
Yoksa önlerine çıkartılan iddianame ile haklarında istenen yüzlerce yıllık mahkumiyetin kendilerini bir daha gün ışığına çıkartmayacak bir çaresizliğine mi?
Örnekleri bugün ülkemizde yaşanan ve her gün okuduğumuz, dinlediğimiz şeyler olduğu için verdim.
Yargının önünde olan ama sonlamamış davalar bunlar…
Yargılayan ve iddia eden taraf için sanırım bir sıkıntı veya vicdan azabına neden olacak bir kabul yoktur.
Ama yargılanan ve özgürlüğü bekleyenler için çaresizlik nedir sizce?
Yoksa zorunlu olarak alışılması gereken yeni bir yaşam biçimi mi?
Çaresizlik penceresinden hayata bakış
Yayınlanma :
28.11.2025 09:10
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: