Dün tarihler 1 Mart 2022'yi gösteriyordu.
Bütün Dünya, bugün Rusya’nın Ukrayna’yı işgalini konuşuyorlar, ABD ve İngiltere dahil Avrupa ülkeleri ise barıştan yana bir tutum sergileyerek savaş karşıtı bir söylem geliştiriyorlar.
Neden 1 Mart'a işaret ettim çünkü bizim için ayrı bir önemi var.
1 Mart 2003 yılından bahsediyorum.
Benim de parlamento muhabiri olarak yakından izlediğim tam 19 yıl önce, 1 Mart 2003 tarihinde TBMM'nin gündemine, liman ve havaalanlarımızda bekletilen 100 bin Amerikan askerinin sınırlarımızdan girerek Irak'ı işgal etmesine yönelik tezkere getirilmişti.
Hatırlayalım; kasım 2002 seçimlerinden sonra AK Parti tek başına iktidar olmuş, CHP Meclis'e girebilmiş, diğer tüm partiler ise baraj altında kalmıştı. Dolayısıyla Meclis'te de iki partili bir yapı bulunmaktaydı.
Tezkerenin reddi için CHP oyları yetmiyor, bazı AK Partili vekillerin de oyuna ihtiyaç duyuluyordu.
O tarihlerde ABD ve İngiltere, Irak'ta kimyasal silah bulunduğu ve bunların yok edilmemesi halinde dünya için büyük tehdit oluşturduğu yalanını ortaya atmış, Irak'a müdahale için kendine taraftan toplamaya çalışıyordu.
Oysaki ortaya attıkları aslında koca bir yalandan başka bir şey değildi. Yalandı çünkü Irak işgalinin yarattığı sonuçları bugün biliyoruz.
Irak'a yapılan saldırının ardından, bu ülkede kimyasal silah bulunamadığı gibi, Bush-Blair ikilisinin yalanlarıyla başlatılan savaş sonrası Irak bir daha birleşemeyecek şekilde bölündü. 1 milyon masum Iraklı yaşamını kaybetti.
İşte o günlerde savaş karşıtı, ABD ve İngiltere’nin oyununu gören demokrasi ve barıştan yana tüm kitle örgütleri etkili kampanyalar yürüttüler ve tezkerenin oylanacağı gün olan 1 Mart 2003'te, Ankara'da büyük bir miting düzenlediler. 50 bine yakın kişinin katıldığı mitingde TBMM'ye tezkerenin reddedilmesi çağrısı yaptılar.
Ve o gün, CHP'li vekillerin tamamı hiç fire vermeden tezkereye 'HAYIR' oyu kullandı. Asıl enteresan olan ise AK Partili milletvekillerinden bazıları bakan olan milletvekilleri dahi, grup kararına ters düşmeyi bile göze alarak tezkereye 'HAYIR' dediler.
Ve TBMM bu tarihi oylamada emperyalizme ve barbarlığa geçit vermedi. TBMM'nin ve Türkiye'nin onurunu koruyan dönemin tüm CHP milletvekillerine ve onlarla beraber davranarak Bakanlık ve vekilliği onurlarına değişmeyen AK Partili vekillere teşekkür etmek gerek.
Aradan geçen 19 yılda her ne kadar Türkiye bu kararın sonuçlarını askerlerinin başına çuval geçirilerek sonrasında Ergenekon ve Balyoz gibi operasyonlarla Türk Silahlı Kuvvetleri'ni çökertme operasyonlarının odağına oturtarak, ağır bedeller ödemişse de ne derece doğru bir karar alındığı bütün çıplaklığıyla ortada duyuruyor
O günden bugüne koyabileceğimiz bir not daha var:
Antiemperyalist olmak, konjonktüre göre değişen bir tercih değil, siyasal bir tutumdur.
Unutmayalım ki her şey; unutmamakla başlar.
Yorumlar
Kalan Karakter: