‘90 yıl önce açılan parantezin kapatılması’ diyenler de vardı, 'Türkiye Atatürk'ün kurduğu cumhuriyet olmaktan uzaklaştı, ekseni kaldı' diyenler de…
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunun 100. yılını kutlamaya hazırlandığımız şu günlerde hala din devleti mi demokrasi mi tartışmalarının arasında kutuplaşıyor bu ülkenin insanları…
Meseleyi 100. yılda ben de şu soruyu sorarak düşünüyorum birkaç gündür; İslam dini demokrasiyle bağdaşır mı? Demokratik bir ülke olan Türkiye Cumhuriyeti, demokrasiyle, İslam dinini bağdaştırabildi mi?
Madem sordum, yine ben cevaplayayım.
Evet, bağdaşır.
Hatta daha da ileri gidip, 'Bağdaşır mı diye sormak bile abesle iştigaldir' deyip bir de kendimi kınıyorum.
Neden mi? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti, İslam ile demokrasinin bağdaştığının 100 yıllık kanıtıdır.
Sosyalist ve Kemalist aydınlar, yıllardır gözlerinin önündeki, kendi içinde yaşadıkları gerçekliği tarif edemiyorlar. Yıllardır bu ülkenin merkez sağ ve sosyal demokrat kesimleri Müslüman değil miydi? Aleviler, dindar değil miydi, dine inanmıyorlar mıydı?
Yani aslında bu ülkede din ya da İslam dini değil demokrasi ile uyumsuz olan radikal dinci gruplardır. Türkiye'de İslam dini ile demokrasi uyumu sorunu yok. Türkiye'de 'din ile demokrasi uyumu'nu bozmaya çalışma, bozmaya çalışanlar sorunu var.
O yüzden gözünüzün önündeki gerçekliği doğru tarif etmemiz gerek artık. Senin, benim birey olduğumuzu hazmedemeyen, Türkiye Cumhuriyeti'nin Ortadoğu gerçekliği içinde ve emperyalizme rağmen yarattığı devrimci dönüşümü ve kendisine de özgür birey olma olanak ve koşullarını veren gerçekliğini kabullenemeyen, algılarımızla oynayıp gözümüzün önünde her gün yaşadığımız gerçekliği bize, bizimle alay eder gibi tersine çeviren sözde aydın ve entelektüel hegomonyanın dışına çıkmalıyız artık.
Bakın yüzde 99'u Müslüman olan Türkiye Cumhuriyeti tam 100 yıldır demokrasi ile yönetiliyor. Yaşadığımız gerçeklik, sözde entelektüel iftiraya, emperyal aklın gölgelerine en güzel yanıt değil mi?
Tersini söyleyenler yani demokrasi ile bir türlü uyumlanmak istemeyen radikal dinci gruplar, "İslamla demokrasi uyuşmaz, 100 yıl kanıt oluşturmuyor" diyenler aslında ne demek istiyorlar onu da söyleyelim.
Demokrasiden vazgeçelim diyorlar, diğerleri ise İslam'dan. Türkiye'de bu ikisinden vazgeçişin, reel bir karşılığı olmadığına göre, herkes her kesim 100 yıl uzlaştıkları gibi İslam diniyle de demokrasiyle de uzlaşmaya devam edecekler.
Bir de madalyonun öbür tarafına bakalım; biz 'dindar, Müslüman' dediğimizde neden inancını, ibadetini, dinini siyasete bulaştırmadan gerçekleştiren demokratları anlamıyoruz da siyasal İslamcıları anlıyoruz. Sorunun büyük bir kısmı da bizde yani. Siyasal İslamcıların kodları ile düşünmeyi de bırakmalıyız artık.
Bakın dinle demokrasinin bağdaştığının en güzel kanıtı; namazını kılıp orucunu tutan anne babalar, dedeler, neneler değil mi? Onların Türkiye'nin bir din devleti talebi olmaması bir kanıt değil mi? Ya da iktidar partilerine oy verenlerin çoğunun bile din devleti talebi mi var? Hayır yok.
Tekrar ediyorum; demokrasi ve insan hakları ile uyumlanamayan din ve dindarlar değil, dini siyasal amaçlarına alet edenlerdir.
Her burjuva devrimi gibi Türk burjuva devrimi de dinin siyasal iktidarına son verdi, siyasete karışmasına engel koydu. Din ile siyasal iktidar bağının yerine, dinin tanrı ile kul arasında bir ilişki olduğunu, bireysel bir inanç, ahlak ve vicdan anlayışı olduğunu yerleştirdi.
Cumhuriyet, egemenliği tek kişiden ulusala vermekle, kadını ikinci sınıf insan olmaktan çıkarıp eşit ve özgür yurttaş durumuna getirmekle, kişiyi kul ve tebaa olmaktan çıkarıp özgür birey durumuna getirmekle, laiklikle inanç ve düşünce özgürlüğünü tek adamın keyfiyetinden kurtarıp anayasal güvenceye bağlamakla Ortadoğu'nun yobaz ve esir dünyasından koptu.
Cumhuriyet, emperyalizme, faşizme, tek kişinin şeriatçı yobazlığına karşı mücadele içinde kuruldu, gelişti ve 100 yaşına erişti. Daha nice 100 yıllarca da yaşamaya devam edecek.
Türkiye Cumhuriyeti’nin 100'üncü yılı kutlu olsun.
Yaşasın tam bağımsız Türkiye!
Yorumlar
Kalan Karakter: