İsyancıların başkent Şam'ı ele geçirmesi ve Devlet Başkanı Beşar Esad'ın, 13 yıllık iç savaşın ve ailesinin 50 yılı aşkın acımasız yönetiminin ardından Rusya'ya kaçması ile Suriye'de bir devir artık sona erdi.
Suriye'nin bundan sonraki süreçte nasıl bir yol çizeceğini, kendi kaderlerini nasıl tayin edeceğini birlikte izleyip göreceğiz. Siyasi, idari, diplomatik sürecin oldukça çetrefilli olacağını şimdiden belli oluyor.
Bir de işin ekonomik tarafı var. 13 yıldır devam eden bu savaşta, 500 bine yakın Suriyeli yaşamını yitirdi, Akdeniz neredeyse mülteci mezarlığına döndü, milyonlarca Suriyeli başka ülkelere göç etmek zorunda kaldı.
Şimdi ise sığınmacı Suriyelilerin ülkelerine geriye döndürülmeleri için hazırlıklar yapılıyor. Zaten bu konuda ilk öneri de Almanlardan geldi: Almanya; Avusturya, Türkiye ve Ürdün ile birlikte 2025'in başlarında "yeniden imar ve sığınmacıların geri dönüşü" konulu bir konferans organize etmesi teklifinde bulundu. Yani Almanlar ülkelerindeki sığınmacıları bir an önce Suriye'ye geri göndermenin yollarını aramaya başladılar bile.
Savaşın şüphesiz Suriye ekonomisine faturası çok ağır oldu. En acımasız ve dramatik olan sonuç ise halkın yaşadığı yoksulluk ve sefalet.
Dünya Bankası'nın Bahar Raporu'na göre 14,5 milyon Suriyeli sefalet içerisinde yaşıyor. Her dört Suriyeliden birisi aşırı yoksulluktan etkilenmiş durumda. 6 Şubat 2023’te yaşanan depreminin yıkıcı etkisi nedeniyle durumun daha da kötüleştiği tahmin ediliyor.
Rapora göre ayrıca, Suriye’de yaşayanların yüzde 25’i aşırı yoksul olmak üzere, yüzde 69’u yoksulluk sınırının altında.
Suriye dış ticarette ise ithalata bağımlı bir ülke haline geldi. Rapora göre ülke 2010-2022 arasında GSYH’sinin yarısını kaybetti ve ülkenin 5,9 milyon nüfusunun yurt dışına çıktığı kaydediliyor. Ülke içinde yerinden edilenler ise 6,7 milyon kişi olarak tahmin ediliyor.
Bir zamanlar Doğu Akdeniz'in en büyük petrol ihracatçısı konumundaki Suriye, çatışmaların başlamasından bu yana petrol üretiminde yaşanan keskin düşüş nedeniyle de petrol ithalatçısı durumunda. Şu anda bölgedeki emperyalistlerin gözü de bu petrol kuyularında...
Altyapısının büyük bir kısmı tahrip edilen, santralleri bile çalıştırılamayan, elektrik şebekesinin yüzde 50’sinden fazlası kullanılamaz halde olan virane bir ülke şu anda Suriye…
Suriye'nin yeniden inşası süreci ise, sadece politik olarak değil ekonomik olarak Türkiye'yi çok yakından ilgilendiriyor.
İç savaşın başlamasından sadece bir yıl önce 2010'da Türkiye-Suriye ticari ilişkileri açısından zirve yıllarından biri olmuş, TÜİK verilerine göre aynı yıl iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2,3 milyar doları bulmuştu.
2011’de başlayan iç savaşın ardından ise Türkiye ile ticaret ilişkileri de büyük bir darbe aldı. Özellikle 2012 yılında ticaret hacmi 565 milyon dolara kadar geriledi.
2024 yılı içerisinde ilk 10 aylık verilere bakıldığında Türkiye ile Suriye arasındaki ticaret hacmi 1,4 milyar dolar seviyesindeydi. İç savaşın başladığı 2011 yılına kıyasla bu oran yükselse de halen daha, savaş öncesi ilişkilere yaklaşabilmiş değil.
Peki yeni dönem neler getirebilir?
Suriye’deki yeni yönetimle birlikte, ticaret yollarının yeniden açılması, sınır bölgelerindeki yatırımların artırılması ve karşılıklı iş birliği projeleriyle Türkiye-Suriye arasındaki ticari ilişkiler, yeniden filizlenebilir.
En önemli etkisi ise Türkiye’de geçici koruma, mülteci, oturma izinli ve yasal statüsü belli olmayan çok sayıda Suriyelinin durumunun ne olacağı…
Yasadışı giriş yapmışlar dışında, Türkiye'de Göç İdaresinde kayıtlı 2,9 milyon Suriye vatandaşı bulunuyor. Bu kişilerin çok büyük kısmı yasa dışı olarak çalışmalarını sürdürüyor.
Öyle ki çoğu işyerinde asgari ücret ya da daha düşük ücretlerle bu kişilerin yoğun şekilde çalıştırıldığı çeşitli özel kuruluşlarca açıklanmıştı.
Suriyeli emekçilerin bir bölümünün ülkelerine dönmeleriyle yerli üreticilerin, ucuz emek gücünün önemli bir kaynağını kaybedecekleri kesin. Bu durumda daha pahalı emek istihdamına gitmek zorunda kalacakları için maliyetler artacak. Bu maliyet artışı fiyatlara yansırsa, zaten başımızın belada olduğu enflasyonda artışa neden olabilir.
Suriyelilerin ülkelerine dönmeleri halinde burada yararlandıkları çeşitli yardımlar, destekler, sağlık hizmetleri, ilaçlar vb. için kamu bütçesinden yapılan harcamalar azalacağı için bütçe açığı ise azalacaktır.
13 yılın sonunda Suriye'de rejim değişti ve Esad yıkıldı ama altyapısıyla, yolları, okulları, konutlarıyla tamamen yıkılmış durumda.
Ama öyle görünüyor ki Suriye'de savaş, asıl şimdi başlıyor!
Yorumlar
Kalan Karakter: