Büyük Ortadoğu Projesi.
Daha sonra Kuzey Afrika'yı da kapsayacak biçimde değiştirilen adıyla, Genişletilmiş Ortadoğu Projesi'ne dönüştü.
İlk olarak, ABD Eski Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice'ın ağzından, 7 Ağustos 2003 tarihinde duyduk, Ortadoğu'da 22 ülkenin sınırlarını değiştirecek olan Büyük Ortadoğu Projesi'ni…
Fas, Moritanya, Orta Asya ve Moğolistan, Kafkasya ve Türkiye ile Arap Dünyası ve Somali’yi içine alan “İslam Coğrafyası”nın dönüşüm stratejisiydi.
Sözde bu ülkelerde insan hakları, demokrasi, özgürlük, hukuk devleti, sivil toplum ve piyasa ekonomisini egemen kılacaklardı.
BOP nasıl değiştirecekti, bu ülkelerin haritalarını…
Bir biçimde devrim görüntüsü verilmiş iç savaşlarla…
İşte, İsrail ve ABD'nin büyük oyunu buydu. BOP emirlerini yerine getirmek için, milyonlarca Müslüman'ın kanının dökülmesinde iş birliği yapılmış, İsrail'in güvenliğini korumak için İslam dünyası ve Türkiye gözden çıkarılmıştı.
Her şey 11 Eylül eylemlerini bahane ederek ABD ve İsrail ile diğer müttefiklerinin önce Afganistan ve sonrasında Irak'ı işgal etmesi ile başladı.
ABD'nin Irak işgali öncesinde ise, 1 Mart 2003’te bir felaketten dönülmüştü. Projenin gerçek amacını gören aralarında bazı AK Partililerin de olduğu o dönemin TBMM'ydi…
1 Mart tezkeresi reddedildi. Bu nedenle Türkiye tezkereyi reddettiği için TSK ile birlikte BOP projesindeki engellerden biri olarak görüldü. İlerleyen yıllarda önce Ergenekon ve Balyoz operasyonlarını terör örgütü FETÖ ile başlattılar. Sonra sıra 15 Temmuz’a geldi. Gerisini siz zaten biliyorsunuz.
Bütün kumpaslar rejimlerin ve sınırların BOP doğrultusunda değiştirilmesine yönelik oldu. TSK ve TBMM’yi bunun için hedef almışlardı.
TBMM’yi bunun için bombalamışlar, TSK’yi FETÖ ile zaafa uğratmaya da bunun için girişmişlerdi. Ama 15 Temmuz'da her kesimden insanın direnişiyle boylarının ölçüsünü aldılar. Türkiye büyük bir işgalden kurtulmuştu.
Ve Suriye…
BOP'un aktörleri, Afganistan ve Irak'ta olduğu gibi Suriye'de de önce muhalif yapıyla yakın ilişki ve temasa geçtiler. Sonra da para ve silah desteği ile onlara güç kazandırdılar.
Şimdiye kadar korkulan diktatör yöneticiler yıkılınca da bu kez dinsel yapılar arasında iç çatışma, güç savaşı ortaya çıktı. Tam bir bataklık. Aradan yıllar geçse de hala bu ülkeler huzuru bulabilmiş değil.
BOP'un planı Irak'ta ve tüm Kuzey Afrika ülkelerinde işlemişti ama Suriye'de aksadı. Tam 13 yıl süren bir iç çatışma ortamı yaşandı.
BOP'u planlayan ülkeler ABD, İngiltere, İsrail ile BOP karşıtı ülkeler Rusya, Çin ve İran arasındaki çıkar çatışması Suriye'deki kavganın bir türlü sonuçlanmamasına yol açtı.
Suriye muhaliflerini destekleyerek sonuca gitme çabaları ve bu tehlikeli oyuna Türkiye üzerinden, 'Kardeşim Esad'tan ‘Esed gitsin'e dönüşünce ve BOP aktörleriyle iş birliği yapılınca Suriye için geriye dönülmez bir süreç başladı.
Milyonlarca evsiz Suriyeli mülteci…
Yaşanan insanlık dramları…
Patlamalarla, eylemlerle yok olan insanlık…
13 yılda mülteci mezarlığına dönen Akdeniz!
Türkiye, Suriye'de başlangıçta yaptığı BOP ve 'Stratejik Derinlik' politikalarından çok çekti. Ama 15 Temmuz darbe girişiminden sonra, doğru olarak, 'Suriye'nin kaderini Suriyeliler belirler', 'Suriye'nin bütünlüğü korunmalı' tezine döndü. Şimdi de bu tezine uygun bir politikayla Suriye'de kontrolü sağlamaya çalışıyor.
Ve 13 yıl sonra, 8 Aralık 2024'te Beşar Esad, muhalif grupların başlattığı harekette, Ukrayna yüzünden başı dertte olan Rusya ve bir yıldır İsrail ile başı dertte olan İran'dan destek alamayınca, ülkeden kaçmak zorunda kalarak sona erdi. 200 yılında başlayan diktatörlüğü de dramatik bir şekilde bitti. Şimdilik şanslı görünüyor çünkü canından olmadı.
Aslında Tunus’ta Zeynel Bin Ali’ye, Libya’da Kaddafi’ye, Mısır’da Mübarek’e ne yapılmışsa Suriye’de Esad’a karşı da aynı ayaklanma modeli uygulandı. Bu modeli emperyalistler Irak’ta önce Saddam Hüseyin’e karşı denemişler ve başarılı olmuşlardı. Her ne kadar gecikmeli de olsa Esad'ın iktidarı da bu şekilde sona erdi.
Kaderin bir cilvesi mi dersiniz, takdir-i ilahi mi ya da CİA-Pentagon'un başarılı operasyonu mu? Karar size kalmış.
Benim gördüğüm milyonlarca insanını uyguladığı ayrımcı ve acımasız mezhepçi politikalarla, dünyanın dört bir tarafında 'sığınmacı' duruma düşüren Esad'ın kaderinin de aynı olması. Bu son, bütün diktatörler ya da buna özenen liderler için ibret verici olmalı.
Çünkü Esat da Suriyeli bir sığınmacı artık!
***
Suriye'deki büyük rejim değişikliğini yazmışken bir uyarıda da bulunmak gerekiyor. Bizde bazıları 'Esad gitti' diye kutlama yaparken, İsrail de durmuyor.
Şam’daki Suriye pasaport ve göçmen ofisleri, önceki gün İsrail tarafından vuruldu. Niye bu ofisleri vuruyorlar söyleyelim; Belgeleri yok edip, kafanıza göre bir ülkede demografik yapıyı değiştirecekseniz bundan daha iyi bir fırsat bulamazsınız.
Irak’ta da aynısı olmadı mı? Kerkük'ün, Türkmenlerden nasıl alındığı sanıyorsunuz!
Aklınızdan çıkarmayın; BOP tıkır tıkır işlemeye devam ediyor.
BOP TIKIR TIKIR İŞLİYOR: ESAD DA ARTIK SURİYELİ MÜLTECİ
Yayınlanma :
10.12.2024 08:02
Güncelleme
: 10.12.2024 08:02
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: