Son dönemlerde moda tanımıyla 'beyin göçü' denilen meseleyi, hiç küçümsemeyin.
Bir iki yıl önce, 30 bin yazılımcının yurt dışına gittiği ortaya çıkmıştı da ortalık karışmıştı.
Şimdi bu beyin göçünün boyutu ne aşamada, ben de bilmiyorum.
"Yazılımcı" da ne ki demeyin sakın!
Dünyada kapış kapış aranılan bir meslek çünkü. Ülkemizde en çok üç sektör yazılımcı arayışında. Birincisi, bankacılığın başını çektiği finans sektörü. İlk 10 bankanın her biri binin üzerinde IT elemanı çalıştırıyor.
İkincisi, bilişim, e-ticaret ve tüketici elektroniğinin içinde olduğu teknoloji şirketleri. Bu sektör ABD'de Google, Microsoft, Apple, Facebook, Amazon gibi şirketlerle başı çekerken bizde son dönemde unicorn olan şirketlerimizle yeni yeni baş gösteriyor.
Üçüncüsü de telekom endüstrisi. Bunların yanında dünyada hızla gelişen iş sahalarından olan oyun sektörünün de hızla büyüdüğünü hatırlatayım.
Türkiye'de 2030’a kadar 500 bin, eğer Almanya’nın seviyesine gelmek istersek 1 milyon civarı yazılımcıya ihtiyaç olduğu söyleniyor. Ama bizim yazılımcılarımız arkalarına bile bakmadan yurt dışına gidiyorlar.
Bu beyin göçünün ne derece önemli olduğunu özetleyen tarihi bir örnek vereyim:
Sultan II. Beyazıt döneminde, Cenova’dan gemi ile gelen bir genç, saraya iş başvurusunda bulunmuş. Kayıtlara göre talep ettiği iş ise; mimar ve mühendislik.
Bu başvuru sahibi kim biliyor musunuz? Kayıtlara 'Likardo Usta' diye geçirilen Leonardo da Vinci.
Siz onu ünlü 'Mona Lisa' tablosunun ressamı olarak biliyorsunuz ama asıl yeteneği mimarlık ve mühendislik alanında.
Mesela ilk helikopter modelini, bisiklet, uçak ve paraşütün tasarımlarını, Leonardo Da Vinci çizmiştir. Haritalardan makine ve silahlara hatta maskeli balo kostümlerine pek çok şey tasarlamıştı. Floransa'yı denize bağlamak için Arno Nehri'ne bir kanal dahi tasarladı bu Likardo Usta.
İşte payitahta iş başvurusunda bulunan Da Vinci'nin dilekçesinde ne yazıyordu biliyor musunuz; “Ben kulunuz, İstanbul’dan Galata’ya uzanan bir köprü yapmak isteğinizi, yapabilecek biri bulunamadığı için köprüyü yapamadığınızı duydum. Ben kulunuz nasıl yapılacağını biliyorum. Köprüyü bir bina kadar yüksek yapacağım. Çok yüksek olduğu için, üzerinden kimse geçmeye razı olmayacak. Öyle bir köprü yapacağım ki yelkenleri fora olsa bile, bir gemi altından geçebilecek. İsteyenleri Anadolu kıyısına geçirecek bir asma köprü yapacağım. Allah inandırsın. Bu kulunuzun, hizmetinizde olduğunu bilin…”
Likardo Usta, mektubuna 4 proje eklemişti. Bir yel değirmeni, bir su boşaltma pompası, Haliç için kemerli taş köprü ve İstanbul Boğazı için asma köprü.
Sonuç ne oldu biliyor musunuz?
Cevap dahi vermedik.
Eğer verseydik ne olurdu? Köprü ve boğazlarımız var ya İstanbul'da. İşte o yatırımların adımlarını atmaya 400 yıl önce başlayabilirdik.
Hatta sanayi devrimi atlamayabilir, savunma sanayisinde de geri kalmayabilir. Belki de Osmanlı da o çöküşü yaşamayabilirdi.
Sonuç olarak o yıllarda beyin göçünün önemini anlayamadık ya şimdi de durum hiç farklı değil.
Çocuklarımızı Türkiye'de tutamıyor, yabancılara kaptırıyoruz. Bu gençleri Türkiye'de tutacak, kültür iklimi ve demokrasiyi sağlayamadığımız sürece, genç beyinlerimiz yağmalanmaya devam edilecek.
Çocuklarımızı bir an önce ana vatanlarına getirmenin bir yolunu bulmak zorundayız!
NOT ETTİKLERİM:
İŞSİZLİKTE SON DURUM: TÜİK, mevsimsellikten arındırılmış işsizliğin Aralık 2024’te bir önceki aya göre 0,1 puan azalışla yüzde 8’e indiğini açıkladı. Geniş tanımlı işsizlik oranı ise kasımın ardından aralıkta da yüzde 28,2 oldu. Bu kapsamdaki işsiz sayısı 11,43 milyon kişiyle en yüksek seviyesine çıktı.
CUMHURİYET ALTINI ASGARİ ÜCRETİ AŞTI: Cumhuriyet altını 22 bin 300 TL'ye çıkarak Cumhuriyet tarihinde ilk defa asgari ücreti aştı. 20 sene önce bir aylık asgari ücretle 2,5 Cumhuriyet altını alınabiliyordu.
Yorumlar
Kalan Karakter: