Atanamayan bir öğretmen 'daha' iki gün önce intihar etti!
Geçen yıl 17 Nisan'da da Aydın'da atanamayan genç bir öğretmen adayı 25 yaşındaki Merve Çavdar, depresyon haplarını içerek intihar etmişti.
Bu acı sonu yaşayan sadece Merve mi?
Gamze Filiz Arslan'ı ne çabuk unuttuk.
Gamze de; 2002 yılında Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi Kimya Bölümü’nden umut dolu bir öğretmen olarak mezun olmuş, eğitim vereceği çocuklarına kavuşmayı ve kendisine bir yaşam kurmayı hayal ediyordu. KPSS’ye girdi, puanı iyiydi.
İlk tercihi Güneydoğu ve Doğu illeriydi. Olmadı, atanamadı! Bir yıl geçti, atanamadı. İki yıl geçti atanamadı, üç yıl geçti atanamadı.
Öğretmendi ama öğretmen olamıyordu. Son çare İstanbul’da bir dersanede iş buldu. Kısa bir süre sonra buradan da çıkarıldı. Memleketi Sinop’a döndü. Yeniden KPSS’ye hazırlanmaya başladı. Ve ne olduysa oldu, evinde av tüfeği ile yaşamına son verdi.
Filiz öğretmenin ardından bir intihar haberi de Aydın’dan 33 yaşındaki Alim Koç’tan geldi. Bu iki ölüm haberinin tarihi aynı.. 2014…
Onların intiharları da son olmadı.
Şanlıurfa’nın Birecik ilçesinde yaşayan 28 yaşındaki atanamayan yüksek lisanslı öğretmen Mustafa Kaya, çok değil, daha bir kaç ay önce tabancayla intihar etti.
Talihsiz gencin ailesine bıraktığı küçük notta, “Hayata veda ediyorum. Üniversitemi, askerliğimi… Özel sektörde çalıştım ve okudum. Abimi ve annemi çok seviyorum. Babamı özledim” yazıyordu.
Mustafa 9 yaşından bu yana babasızdı. Annesi ve ağabeyinin desteğiyle, kendi çabalarıyla okulunu bitirdi. Ailesi zaten yoksuldu. Aile çevresinden de bir destek görmedi.
Okulunu bitirince büyük bir umutla atanmayı bekliyordu.
4 yıl boyunca aynı yeşil montunu ve hep aynı siyah ayakkabılarını giydi. Yoksuldu, tek isteği emeğinin karşılığıydı. Vermediler.!
O yürekleri yakan veda notunun altında ise KPSS kitabı vardı.
Şimdi yine, daha iki gün önce, herkesin evinde olduğu güneşli bir pazar günü.. Mersin’de ataması yapılmadığı için seyyar satıcılık yapan 32 yaşındaki coğrafya öğretmeni İsmail Karahan'ın ömrünün son günü oldu. 32 yaşındaki coğrafya öğretmeni İsmail Karahan, girdiği bunalım sonucu intihar etti.
Bütün bu gençler, daha bir kaç yıl öncesinde büyük umutlarla mezun olduklarında keplerini havaya atarken neler düşünmüşlerdi hâlbuki.
Nasıl güzel hayalleri vardı?
Hiçbiri gerçekleşmedi. Çöpe attılar emeklerini, senelerini, hayallerini..
Atanamayan öğretmenlerden, mülakatta elenen kimya öğretmeni Recep Akkuş, Ağrı Dağı’na bile tırmanarak, sesini duyurabilmek istedi; "Biz ne için elendiğini bilmeyen öğretmenleriz. Tamamen, sınav bitti, mülakat bitti. Çocuklarımıza kavuşacağız, görevimize başlayacağız diye beklerken böyle kötü bir sürpriz ile karşılaştık."
5 bin metreden seslenen Recep Akkuş'u da duymadılar..
Her intiharın ardından vicdanlı insanlar soruyorlar; Bu gençlerin intiharlarının sorumlusu kim?
Kimler çalıyor bu çocukların hayatını?
Ben de Milli Eğitim Bakanlığı'na soruyorum;
Bu çocukların sesinin duyulabilmesi için daha kaç hayatın sönmesi gerek!!!
Yorumlar
Kalan Karakter: