Bu ülkede ‘Her şey çok güzel olacak’ diyorlar ya, bu nasıl olacak?
Demokrasinin güçlendirilmesiyle elbette.
Yetmez! Hukukun üstünlüğünün sağlanmasıyla.
O da yetmez. Yolsuzlukla mücadele etmekle…
Bunları neden gerçekleştiremiyoruz?
Birinci neden; siyasi irade eksikliği. Hukukun üstünlüğü ve yolsuzlukla mücadele, doğrudan siyasi iktidarın kendini denetlemeye açmasını gerektirir.
Ancak güç yoğunlaştıkça, mevcut yönetimler genellikle bu denetim mekanizmalarını zayıflatma eğilimindedir.
Çünkü bağımsız yargı ve şeffaflık, siyasi iktidarın hesap vermesini zorunlu kılar. Bu da iktidar sahiplerinin kendi güçlerini sınırlayacak reformlara direnç göstermelerine neden olur.
İkinci neden ise kurumların bağımsız olmamasından kaynaklanır. Şöyle ki; demokratik sistemlerin işlemesi için bağımsız yargı, bağımsız denetim kurumları ve özgür medya gibi yapılar gerekir.
Türkiye’de bu kurumların birçoğu ya doğrudan siyasal baskı altında ya da etkisizleştirilmiş durumdadır. Bu durumda reformlar sadece kâğıt üzerinde kalır; pratikte değişim sağlanamaz.
Gelelim en önemli nedenlerden birisine…
'Toplumsal kutuplaşma'ya…
Kutuplaşmış toplumlarda, hukukun üstünlüğü diye bir şey kalmaz. Çünkü “bizimkiler kazansın” anlayışı öne çıkar.
Böyle bir kafada, yolsuzluk yapan biri bile eğer “bizden” sayılıyorsa, toplumun bir kesimi onun yargılanmasına karşı çıkabilir. Bu da hukuku siyasallaştırır ve reformların toplumsal destek bulmasını zorlaştırır.
En önemli neden ise; yolsuzluk döngüsünün bir türlü bozulmamasıdır: Yolsuzluklar sadece bireysel değil, çoğu zaman sistematik ve organize bir yapı içindedir.
Ekonomik çıkar grupları ise, kimi siyasilerle bağlantı içindedir. Bu çıkar ağlarını kırmak büyük bir siyasi bedel gerektirir ve bu bedeli ödemeye razı liderlerin sayısı çok azdır.
Eğitim ve hukuk kültürünün gelişmemişliği de demokratikleşemememizin sonuncu nedenidir.
Hukukun üstünlüğü yalnızca yasal düzenlemelerle değil, aynı zamanda toplumun hukuk bilinci ile yaşatılır.
Eğitimin niteliği düşük, eleştirel düşünme becerileri zayıf toplumlarda adalet talebi sürekli ve yaygın olmayabilir. Bu durum reformları hem yavaşlatır hem de sürdürülemez hale getirir.
İşte tüm bu reformları yapabilirsek, demokratik ve hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir ülke haline gelebiliriz.
Ve bu reformların başarıya ulaşması için de güçlü bir sivil toplum, özgür basın ve kararlı bir siyasi irade gereklidir!
Tüm bunları sağlamazsanız; ne yaparsanız yapın, demokratikleşemezsiniz!
Yorumlar
Kalan Karakter: