Vladimir Putin, Josef Stalin'den sonra Rusya veya Sovyetler Birliği'nde iktidarda en uzun süre kalan ikinci devlet başkanı.
Putin iktidarları süresince, güç dengesinin daha orantılı bir şekilde dağıldığı bir uluslararası sistemin kurulmasına yardım edecek politikalar izleyeceğini söylese de sahada hiç de öyle olmadı; 'yayılmacı ve genişlemeci' politikalarıyla ABD ile sık sık karşı karşıya geldi.
Şimdi de Ukrayna krizinde.
"ABD Rusya'yı kışkırtı" ya da "Putin'in asıl niyeti zaten Ukrayna'yı işgal etmekti"; bu iki görüşten hangisini savunursanız savunun, dün sabah itibariyle olan oldu ve Rusya, Ukrayna topraklarına yönelik işgalini başlattı.
Birçok sosyal medya kullanıcısı paylaşımlarında “Ahir ömrümüzde bir dünya savaşı görmemiştik” diyerek endişelerini dile getiriyorlar.
Gerçekten öyle mi, Ukrayna işgali bir dünya savaşına evrilebilir mi?
Rusya'nın Ukrayna'yı işgaline NATO tepki gösterir de karşı bir hamle yapar mı ya da Rusya, NATO müttefiklerinden birine yönelik herhangi bir çatışma içerisine girer mi?
Karadeniz'in kuzeyinde bir iki gün sürecek bir savaş oyunu mu oynanıyor, yoksa dünya savaşına doğru mu gidiyoruz?
Bu soruya şu anda yanıt vermek gerçekten çok güç. Ama Rusya’nın siyasi tarihine bakıldığında akla gelen ilk lider olan ve en büyük amacı Rusya’yı Avrupa ülkeleri ile boy ölçüşecek bir seviyeye taşımak olan Petro'nun 'Büyük Rusya' hayalini hatırlayınca, onun yolundan gittiği yorumları yapılan Putin'in kafasındakileri tahmin etmek güç değil.
Nasıl mı? Petro'nun meşhur 'vasiyetname'si sayesinde.
Petro ömrünün yetmeyeceğini bildiği için kendisinden sonra Rusya’nın hangi adımları atmasının elzem olduğunu vasiyetnamesinde tek tek anlatmış, bu sayede siyaset tarihi ile ilgilenenlere ders niteliğinde çok değerli bilgiler vermişti.
Neler vardı o vasiyette:
"Askeri daima harbe alıştırmak amacıyla Rus milleti mütemadi bir savaş halinde tutulmalıdır. Rusya’nın kuvvetini arttırmak ve menfaatlerini geliştirmek için sulh zamanları harbe ve harp zamanları sulha sağlam vesileler yaratılmalıdır.
Rusya, Avrupa’da cereyan eden bütün işlere, ihtilaflara, çekişmelere fırsat oldukça karışmalıdır."
Vasiyetin en önemli yeri ise o günlerde Osmanlı İmparotorluğu'nu günümüzde ise Türkiye'yi çok yakından ilgilendiriyor. Ne diyor Petro vasiyetinde;
"İstanbul’a ve Hindistan’a mümkün olduğu kadar yaklaşmak lazımdır. İstanbul’a hâkim olanın cihan hâkimi olabileceğini unutmayarak bazen Osmanlı Devletine, Basra Körfezine inmek için de bazen İran’a daimi harpler açılmalıdır…
Avusturya Hanedanını daima Türkleri Rumeli’den kovup uzaklaştırmaya teşvik etmeli, İstanbul’un zaptına muvaffak olunduğu takdirde ya Avrupa devletlerini Avusturya aleyhinde silahlı olarak harekete geçirmeli ya da alınan yerlerde ona da bir hisse vermek suretiyle haset ve rekabeti yatıştırmalı lakin sonra bu da elinden alınmalıdır."
İşte Petro'nun 'Büyük Rusya' hayali tam da budur.
Boğazları, Türkiye'yi işgal edip, sıcak denizlere inmek ve dünya hakimiyetini ele geçirmek.
Hem mutlak otorite hem de modernleşmeden yana anlayışıyla ülkesini şaha kaldıran Petro’nun politik vizyonu bugün Rusya’ya, Putin'e rehberlik ediyor mu dersiniz?
Eğer ediyorsa, dünya savaşı yakındır!
Yorumlar
Kalan Karakter: