Birçoğumuzun tahmin ettiği gibi Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Para Politikası Kurulu (PPK), politika faizine -ki bu ne demek tekrar hatırlatayım, bir hafta vadeli repo ihale faizi- dokunmayarak, faizi yüzde 37 seviyesinde sabit bıraktı.
Mart ayında yapılan PPK toplantısında da politika faizi değiştirilmemiş ve yüzde 37’de sabit tutulmuştu. Kurulun bir sonraki toplantısının 11 Haziran'da gerçekleştirileceğini de hatırlatarak, bir bankanın karar metnine bir bakalım.
Diyor ki Merkez Bankası: "Enflasyon nisanda bir miktar yükselebilir ama enflasyonun ana eğilimi mart ayında gerilemiştir."
Bakın burada Merkez, TÜİKin 'akıllara zarar' mart ayında aylık olarak yüzde 1,94 olarak arttığı açıklanan enflasyon açıklamasını odağına oturtuyor ki asıl hata zaten budur.
Çünkü ekonomiyi soğutmak için önce gerçekleri kabul etmek gerekir ki doğru önlemleri alabilelim.
Neyse. Bunu buraya not ettikten sonra devam edelim. Ne deniliyor karar metninde; "Öncü veriler ana eğilimin nisan ayında bir miktar yükseleceğine işaret etmektedir."
Enerji arzında Hürmüz krizinin yaşandığı, savaşın benzin ve motorinde bütün dengeleri şaşırttığı, Trump gibi dengesiz bir adamın bir gün barış bir gün savaş naraları attığı süreçteyiz. Ve enflasyon nisanda o da 'bir miktar' yükselecekse, vallahi bravo bize!
Hiçbir şoktan etkilenmeyen bir ekonomi yaratmayı bile başarmışız demek.
Neyse bunlar işin magazin tarafı. Ve karar metnindeki asıl dikkat çekici cümleler:
"Jeopolitik gelişmeler eşliğindeki belirsizlikler neticesinde enerji fiyatlarında yüksek seyir ve belirgin oynaklık gözlenmektedir. Tüm bunların enflasyona etkilerini yakından takip ediyoruz. Enflasyonda kalıcı bozulma olursa para politikası sıkılaştırılacaktır."
Sonuç olarak Merkez'in dün aldığı faizi sabit tutma kararı bence de yerinde bir karar.
Eğer gelecek dönemde savaş çok daha şiddetli bir şekilde yeniden başlar, tüm dengeler altüst olur ve yüzde 40 faizin yetersiz kalması gibi bir durum ortaya çıkarsa Merkez Bankası 11 Haziran’daki bir sonraki PPK toplantısını bekleyemeyecek ve bir ara toplantıyla faiz artışına gitmek zorunda kalacaktır.
Savaş şiddetini çok büyük ölçüde yitirir, hatta tümüyle biterse ne olacak derseniz;
Bu sefer de faizi yüzde 37 ve 40’ta tutmuş olmanın avantajı ortaya çıkar ve Merkez Bankası fonlamayı yeniden haftalık repo ihalelerine kaydırmak suretiyle hiçbir karar almadan faizi 3 puan indirmiş olur.
Asıl sadede gelelim; bizim gerçekliğimize yani…
Halen Türkiye ekonomisi, yüksek faiz ve düşük kurla kurulan, her an bozulabilecek bir denge üzerinde duruyor. Bu kalıcı değildir.
Bu tür dengeler, ekonomiyi düzeltmek için değil, zaman kazanmak için kurulur. O süre doğru kullanılmazsa, bastırılan kur bir gün mutlaka sıçrar.
Zaman kazanmanın ötesinde sorunu kalıcı olarak çözmenin yolu hukukun üstünlüğü ve demokrasinin işlerliği başta olmak üzere yapısal reformları yapmaktan geçiyor.
Yani insanların beklentisini değiştirmek gerekiyor. Onun da yolu yapısal reformlar. İnsanlar bu fedakarlıklarla daha iyi bir ülkede daha iyi koşullarla yaşayacağına inanmalı ki, geleceğe ilişkin olumlu beklenti sahibi olsun ve kararlarını ona göre versin.
Yani bi yüksek faiz, düşük kur ile dayanabilmemiz zor. Asıl mesele enflasyonu kalıcı olarak düşürecek önlemleri alabilmek., sistemi ona göre dengelemek.
Çünkü mevcut sistem, bir zembereği sürekli kurmaya benzer ki, zemberek boşaldığı anda, bir anda büyük bir potansiyel güç boşalmış olur. Tıpkı krizlerde dövizin zıplaması gibi!
EGEMENLİK MİLLETİNDİR!
23 Nisan 1920 tarihi Türk Milletinin tek ve ebedi lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde tam bağımsızlık yolunda kendi iradesi ile attığı en büyük adımın adıdır.
23 Nisan 1920 Türk Milletinin 'Tek Adam' iradesi yerine Milli iradeyi seçişinin adıdır. 23 Nisan 1920 Ulus Devlet çatısının oluşturulması, Emperyalizmi dize getirmenin adıdır.
19 Mayıs 1919'da şehrimizde yakılan kurtuluş meşalesi, 23 Nisan 1920 milli duruş, milli kimlik ve milli Egemenlik bilinci ile TBMM çatısı altında yanmaya devam etmiştir.
“Egemenlik Kayıtsız Şartsız Milletindir” ifadesi; TBMM’nin dayanağı olduğu gibi, ulus devletimizin de temel taşıdır. Atatürk Devrimi ile ulaştığımız milli egemenlik; kişilere veya siyasi partilere bırakılamayacak kadar değerlidir ve yaşamsal önemdedir.
Bu düşüncelerle 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımızı kutluyor, başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere; İlk Meclisin kurucularını, kurtuluş mücadelesi kahramanlarını, aziz şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi, bugün vatanın bütünlüğü ve milletin birliği için mücadele eden şehit ve gazilerimizi sevgi, saygı ve rahmetle anıyoruz.
Çocuklarımızın daha özgür ve mutlu bir dünyada yaşaması dileğimle, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız tüm ulusumuza ve çocuklarımıza kutlu olsun
Yorumlar
Kalan Karakter: