Bu ülkede pek çok kesim enflasyonun düşmesini istemiyor.
"Sen ne diyorsun, herkes hayat pahalılığından yakınıyor, neden düşmesi istenmesin?” diyebilirsiniz.
Geçenlerde bir ekonomi uzmanımız açık açık yazmış; Varlıklı kesimler zaten uzun yıllardır birikimlerinin önemli bir bölümünü dövizden de öte, yurtdışına kaydırmış durumdalar. Bu durumda ekonomik olduğu kadar siyasi belirsizliklerin de etkili olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Türkiye’de kalan birikimli kesim de yukarıda belirttiğim gibi yatırımlarını kısmen döviz veya dövize endeksli varlıklarla “hedge” etmiş vaziyette. Bu 2 kesim için de TL faizlerin yüksekliği bir “bonus” niteliğinde. “Türkiye’nin riski yüksek kalsın da kalan az buçuk TL yatırımlarımıza da iyi bir getiri alalım” düşüncesindeler.
Bunların dışında sıkı para politikası sonucunda yüksek nominal faiz ödemek durumunda kalan şirket ve bireyler var. Ancak enflasyon hızlı düşerse, borçların reel yükü anormal artar ve bu da nakit akışlarını zorlar ve iflasları hızlandırır.
Kamu maliyesi de enflasyonun hızlı inmesinden rahatsız olur. Çünkü halihazırda çok yüksek faizlerle borçlanıyorlar.
Borçlanma vadelerini Hazine biraz kısaltmış olsa da (Mayıs 2024’te 4.0 sene olan ortalama borçlanma vadesi bu Mayıs’ta 3.0 oldu), hızlı bir enflasyon düşüşü karşısında Hazine’nin reel faiz yükü çok artacaktır. Görüldüğü gibi enflasyonun hızlı bir şekilde inmesinden rahatsız olacak ve hatta zarar edecek kesimler de var.
Bu şartlar altında sene sonunda %20’ler görülse bile, önümüzdeki yıllarda enflasyonun yüzde 20-25 bandında salınacağını söylemek pek de yanlış olmaz.
Diğer taraftan Merkez Bankası'nın faiz indirmesi artık kesin gibi.
Yüzde 29 enflasyon hedefinde, bu kadar yüksek bir politika faizi kabul edilemez.
Ancak herkes enflasyonun gerçekte bu seviyede olmadığını da biliyor. Dolayısıyla resmi olarak düşük gösterilen enflasyon sebebiyle faizler düşürülecek.
Yorumlar
Kalan Karakter: