TÜİK, nüfusu, geliri, eğitim vb. imkanlarıyla 7 sınıfa ayırmış.
Yüzde 1,1'lik bir en üst seviye…
Üst seviye, yüzde 11'lik bir kesim…
Üst altı seviye, yüzde 16,4.
Üst orta seviye 19,7.
Gelelim alt seviyelere…
'Alt orta' seviye diye sınıflandırılan kesim toplumun yüzde 16,5'ini oluşturuyor.
'Alt seviye' yüzde 18.6.
'En alt' seviye ise yüzde 16,7.
Yani; "Sosyoekonomik seviye"si en yüksekler nüfusun ancak yüzde 1.1'i, İkinci seviye ise nüfusu yüzde 11.
Bu durumda nüfusun yüzde 52'si alt sınıfları oluşturuyor. Orta sınıf yüzde 35 dolayında.
Böylece alta ve orta sınıf yüzde 87'yi oluşturuyor.
Gelelim gündemimize…
Takip ettiğiniz gibi hükümetle memur sendikaları arasında 2026 ve 2027 yıllarını kapsayan toplu sözleşme görüşmeleri devam ediyor.
Yüzde 87'lik kesimin içindeki bu insanlar yıllardır yüksek enflasyon yüzünden alım gücü eriyince, yoksulluk sınırının kat be kat altında yaşam mücadelesi veriyorlar.
Hükümetin 2026 yılı için ilk teklifinde yüzde 10+6, ikinci teklifinde ise yüzde 10+6 ve 1000 lira zam teklifine memur sendikalarının yanıtı, dün ülke genelinde bir günlüğüne iş bırakmak oldu.
Eyleme Memur-Sen, KESK ve Eğitim-Bir-Sen'e bağlı milyonlarca memur katıldı.
Gerçekten de memurlar için hükümetin bu teklifleri büyük bir hayal kırıklığı.
Neden mi?
Türkiye'de 4 kişilik bir ailenin açlık sınırı 26 bin 413, yoksulluk sınırı da 86 bin 36 lira civarında…
2026 yılı ocak ayına kadar yoksulluk sınırının 100 bin lira olacağını şimdiden söyleyebiliriz.
Sendikalar böyle bir ortamda bir günlüğüne iş bırakıyorlar.
Grev lafını ağzına alabilen yok. Gerçi grev deseler ne olacak ki, büyük bir ihtimalle güvenlik gerekçesiyle yasaklanır.
Bu işin emekçiler tarafı. Bir de Borsa'ya bakalım. Şirketlerin durumuna…
Borsa İstanbul’da ikinci çeyrek bilanço dönemi sona erdi. Bugüne kadar finansal verilerini yayımlayan ve enflasyon muhasebesine tabi 282 şirketten 137’si zarar açıkladı.
Böylece geçen yılın ikinci çeyreğinde yüzde 36 seviyesinde bulunan zarardaki şirketlerin oranı, bu yıl yüzde 48,6’ya yükseldi.
Zarar eden şirketlerin ağırlıklı faaliyet gösterdikleri sektörler, dayanıklı tüketim malları, özellikle beyaz eşya ile enerji oldu.
İflas ve konkordatolar yağmur gibi...
Açlık sefalet dizboyu.
Adaletsizlik öldürüyor.
Bütün sosyo ekonomik göstergeler alarm veriyor.
Ne mutluyuz ne de umudumuz var!
Bana "Sen de amma kötümsersin" diye kızanlarınız olacaktır.
Sadece ben değilim ki kötümser olan…
AK Parti'nin anketinde bile ekonomide kötümserlerin oranı iyimserlerin üzerinde çıktı.
AK Parti'nin son yaptırdığı kamuoyu araştırmasında, katılımcılara 2026 yılı için ekonomi ile ilgili beklentilerini sordu.
'İyi olur' diyenlerin oranı 21.7, 'kötü olur' diyenlerin oranı ise 30.3 olarak yansıdı.
İran-İsrail savaşı ile ABD’nin yeni gümrük vergi uygulamalarının da ekonomi üzerindeki etkileri soruldu. Kötümserlerin sayısı yine çok fazla…
Böyle durumlarda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Atatürk'ün “Umutsuz durumlar yoktur. Umutsuz insanlar vardır. Ben hiçbir zaman umudumu yitirmedim...” sözlerini hatırlayarak, moral bulmaya çalışıyorum.
O zaman da söylenecek söz, "Çıkış imkansız değil ama çok zor!" oluyor.
İmkansız değil ama çok zor
Yayınlanma :
19.08.2025 08:13
Güncelleme
: 19.08.2025 08:13
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: