Edebiyat tarihinin belki de unutulmayacak en iyi giriş cümleleridir aşağıda okuyacaklarınız.
Charles Dickens 'İki Şehrin Hikayesi'ne başlarken, Fransız Devrimi (1789-1799) öncesi ve sonrasındaki durumu şöyle anlatır:
“Akıl çağıydı, budalalık çağıydı da. İnanç çağıydı aynı zamanda inkar çağıydı da. Bir taraftan aydınlık bir taraftan karanlık mevsim yaşanıyordu. Umudun baharıydı, yeisin kışı. Her şeyimiz vardı ama hiçbir şeyimiz yoktu. Hepimiz doğruca cennete gidiyorduk ama hepimiz cehenneme de gidiyorduk.”
Fransız devriminin o günleri, yüzyıllar öncesinde kalsa da 21'inci yüzyılın ilk yıllarında yaşayan bizler, tam da o günleri hatırlatacak çooook acayip bir zaman tünelinden geçiyoruz.
Hiç aklınıza gelir miydi şu yaşananlar?
Donald Trump'ın emriyle, Venezuela Devlet Başkanı Maduro ve eşi, ABD’nin askeri operasyonuyla ülkesinden kaçırıldı.
Olayın acayipliğini görüyor musunuz. Seçim de hile yapmış, iyi bir lider değildi falan. Seversiniz, sevmezsiniz, beğenirsiniz beğenmezsiniz; bir devlet başkanının başta bir devlet tarafından şu ya da bu nedenle ülkesinden kaçırıldığını duydunuz mu?
Darbeler nedeniyle ülkelerini terk etmek zorunda kalanlar oldu elbette tarihte. Bunun en yakın örneğini çok yakın bir zamanda Suriye'de yaşadık mesela. Yıllarca süren iç savaşın ardından Beşir Esad ailesiyle birlikte ülkesinden kaçmak zorunda kaldı ve Rusya'ya sığındı.
Saddam Hüseyin mesela. 2003’te ABD öncülüğündeki Irak işgalinin ardından devrildi ve aynı yılın aralık ayında Tikrit yakınlarında bir sığınakta yakalandı.
Operasyon, tamamen ABD güçlerinin kontrolünde yürütüldü; Saddam, yakalanmasının ardından Iraklı yetkililerden ziyade fiilen işgal güçlerinin gözetimine alındı.
Saddam Hüseyin, daha sonra Irak’ta kurulan özel bir mahkemede yargılandı ve 2006 yılında idam edildi. Daha sonra Irak’ta kurulan özel bir mahkemede yargılandı ve 2006 yılında idam edildi.
Yani örneği bir devlet başkanının kaçırılması, yok gibi bir şey. Kaçırılması yetmezmiş gibi bir de bir arabanın arkasında New York gezdirilmesine ne diyorsunuz?
Ortaçağ'da da köleler, savaşlardan ya da köle avlarından elde edilir ve genellikle ticaret için pazarlarda sergilenirdi.
Şimdi de Maduro sokak sokak gezdiriliyor, ülkesi de tam bir ABD işgali altında. Dünyanın en zengin petrol kaynaklarına ve altın madenine sahip olduğu bilinen Venezuela'ya ABD resmen "çökmüş" durumda.
Olayın demokrasi, uluslararası hukuk, devletlerin bağımsızlığı gibi kavramları yerle bir etmesinin yanında, çok ciddi ekonomik sonuçları da olacak.
ABD’nin Venezuela hamlesi küresel petrol arzının önemli kaynaklarından biri olan Rusya’yı da derinden etkileyebilecek nitelikte çünkü.
Venezuela petrolünün kontrolünün ABD'ye geçmesi, Körfez Arapları ile mevcut ilişkileri, İran’a yönelik baskı ve yaptırım -belki de saldırı - politikası göz önüne alındığında, ABD’nin dünya toplam rezervlerinin yarısından fazlasında söz sahibi haline geldiğini söylemek mümkün.
Yani ABD içinde bulunduğu ekonomik krizden kurtulmanın yolunu, ülkelerin değerli madenlerine ve yeraltı kaynaklarına, sözde bahanelerle el koymakta buldu.
Üstelik tehlike bitmiş de değil. Trump'ın tehditlerine bakılırsa, birçok ülke ve liderleri şu anda kara kara ne yapacaklarını düşünüyorlar.
Örneğin sıranın Küba'ya geldiğini ya da İran'a girmelerinin an meselesi olduğunu da düşünebilirsiniz.
Çok yakında İran’a karşı ABD-İsrail yapımı yeni bir müdahale mi dersiniz moda deyimiyle operasyon mu dersiniz bana göre "savaş" demek daha doğru olur. Yani İran'ın öncelikli hedef olduğunu söylemek yanlış olmaz.
Gerekçe de hazır. İran’daki protestolar. Ve bu protestolara devletin müdahale biçimi.
İran müdahalesi öncesinde, petrol zengini Venezuela'nın işini bitirilmesi de tam Trump'a uygun bir hareket. Petrolün veril fiyatı uçmasın diye yapılabilecek en doğru hamleyi yaptı denilebilir.
Yani ABD'nin Venezuela operasyonu 2. Dünya Savaşı sonrası kurulan küresel sistemin tabutuna çakılan son çivi oldu.
Çünkü ABD'nin Venezuela'ya çökmesi gösterdi ki kapitalizm 'bitik' durumda. Ne yaparsa yapsın krizi aşamıyor. O yüzden de Orta Çağ'a geri döndük.
Yani artık devletler düzeyinde "çökme ve yağma" dönemine girdik. Bundan sonra ne demokrasi ne uluslararası hukuk ne insan hakları falan beklemeyin.
Pandora'nın Kutusu açıldı. Kötülük Yüzyılı başladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: