Tam 32 yıl önce yüreklerde kapanması mümkün olmayacak bir acıyı yaşadık.
Halk edebiyatımızın büyük ozanı Pir Sultan Abdal'ı anmak için Sivas'a gelen 33 aydın, "Kahrolsun laiklik", "Yaşasın şeriat!' sloganları atan gürühun alkışları eşliğinde yakıldılar.
Tarihin sayfalarına kara bir leke olarak geçen 2 Temmuz gününde yaşamını yitiren Asım Bezirci 67 yaşındaydı. Diri diri yakıldığında 70 kitabı vardı.
Nesimi Çimen ise 62 yaşındaydı. 3 telli curanın son temsilcisiydi. Yüzlerce derleme, beste bıraktı geride.
Şair Metin Altıok, 52 yaşındaydı. Yayınlanmış 13 şiir kitabı vardı.
Asaf Koçak 35 yaşında bir karikatüristti.
Eserleri onlarca dergi ve gazetede yayınlanıyordu.
Behçet Aysan 44 yaşında bir şairdi. Aynı zamanda doktordu. 7 kitabı yüzlerce eseri kaldı geride.
Edibe Sulari 40 yaşındaydı. Halk ozanı Davut Sulari'nin kızıydı. Babasının eserleri başta olmak üzere yüzlerce beste ve deyişin icracısıydı.
Muhlis Akarsu 45 yaşındaydı. 100’ün üzerinde plak, 4 kaset ve çok sayıda deyişi vardı.
Hasret Gültekin henüz 23 yaşında bir şair ve saz sanatçısıydı. 1991 yılında Rüzgarın Kanatları isimli albüm çıkarmıştı ve pek çok sanatçının albümünde müzik yönetmenliği de yapmıştı.
Daha kimleri katletmediler ki o acı günde;
Şair Erdal Ayrancı, Gazeteci Mehmet Atay, Aktör Muammer Çiçek, Şair Uğur Kaynar, 21 yaşındaki Ahmet Özyurt, 16 yaşındaki Asuman Sivri, 18 yaşındaki Belkıs Çakır, 23 yaşındaki Hollandalı gazeteci Carina Cuanna, 25 yaşındaki Gülender Akça ve yine 25 yaşındaki Gülsün Karababa, 20 yaşındaki Handan Metin, 22 yaşındaki Huriye Özkan ve İnci Türk.
Henüz daha 12 yaşındaki Koray Kaya, ablası 17 yaşındaki Menekşe Kaya, Muhlise Akarsu (45 yaşında misafir), Murat Gündüz (22 yaşında öğrenci), Nurcan Şahin (18 yaşında öğrenci), Özlem Şahin (17 yaşında öğrenci),
Sait Metin (23 yaşında öğrenci), Sehergül Ateş (30 yaşında öğrenci), Serpil Çanik (19 yaşında öğrenci), Serkan Doğan (19 yaşında öğrenci, Yasemin Sivri (17 yaşında öğrenci) ve Yeşim Özkan (20 yaşında öğrenci).
Tam 33 can, CIA ve MOSSAD'ın devşirdiği Türk düşmanı alçaklar tarafından diri diri yakılarak katledildiler.
***
Şamanizmden İslamiyet'e geçiş, büyük bir kimlik krizi yaratmıştır Türk dünyasında. Türk'ün Türk düşmanlığı, daha Dede Korkut'la başlamıştır.
Dede Korkut, her 'kafir' dediği yerin yüzde doksanında şaman Türkmen boylarını kastetmiştir. Dolayısıyla şaman Türkmen'in katli taa o zamanlardan bu yana vacip olmuştur.
Orta Asya (Kadim Türkistan)'a yönelik Emevi istilası ve soykırımı da sünni ulema tarafından hep olumlanmış ve gözlerden saklanmıştır.
Yavuz Sultan Selim'in bu miras üstünden Anadolu ve İran'da giriştiği Türk- Alevi soykırımı da dışpolitikanın reel politiği ekseninde kamufle edilmiştir.
Sivas katliamı, cemevi yıkımları salt inanç özgürlüğü ihlali değil geleneksel Türk düşmanlığının da bir yansımasıdır.
Bu katliamı yapanların Türk kimliğinden rahatsızlığın dışavurumu, sadece faşizan inanç özgürlüğü düşmanlığına ve insan hakları ihlallerine yol açmakla kalmıyor Türk kimliğine ilişkin krizi de derinleştiriyor.
Osmanlı'nın çöküşü, salt sanayi devriminin ıskalanması değildi; sanayi devriminin bilinçsel altyapısı (üstyapısı) olması olası olan dünyeviliğin, Bektaşi kıyımı ve Türk unsurun iktidardan dışlanması ile de bağlantılıydı.
Günümüzde ise hasıraltı edilen şaman ve Alevi Türk tarihi, her şeye rağmen siyasal İslam'ın Türk kimliğini silme çabalarına direniyor.
Bugüne gelince; Dünyevi ve evrensel birey, ancak bu tarihsel ve kültürel gelenek üstünden varolabilir bu coğrafyada.
Türk kimlik krizinin çözümü, modernleşme ve evrensellik içinde kendimiz olarak varolmak demektir.
Siyasal İslamcı hareketler, işte bu yüzden sınıfsal anlamda vahşi kapitalist olmakla kalmaz, kültürel anlamda da gayri milli ve Türk tarihine de yabancıdır.
***
Gelelim günümüze;
Yine ormanlarımızı, ciğerlerimizi yaktılar.
Net görüşüm; Ormanlarımızı yakanlarla insanlarımızı yakanlar, CIA ve MOSSAD'ın devşirdiği Türk düşmanı alçaklardır.
Tek dertleri, Laik ve Cumhuriyetçilerin yani Atatürkçülerin anti emperyalist, kendilerinin ise emperyalizmin yanlısı olduğunun ayan beyan ortaya çıkmış olmasıdır.
Farklı gibi görünseler de ormanlarımızı yakanlarla insanlarımızı yakanların yuları aynı siyonist- nazi emperyalizminin elindedir!
Madımak katliamı, kimlik krizi ve orman yangınları
Yayınlanma :
03.07.2025 08:10
Güncelleme
: 03.07.2025 08:10
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: