Yeni Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Yeni OVP, 2026-2029 dönemini kapsıyor.
OVP'yi incelediğinizde ise karşınıza 'pespembe' bir tablo çıkıyor.
Büyümeden işsizliğe, enflasyondan dövize, yatırımlardan gelire kadar öngörülen hedefleri görünce "Bu nasıl olacak?" diye düşünüp orta vadeli pembe hedeflere şaşırıp kalıyorsunuz.
Neler var bu programda?
GSYH 1,9 trilyon dolara yaklaşacak, kişi başına düşen gelir ise 21 bin dolara çıkacak deniliyor mesela.
İhracat ise 300 milyar doları aşacakmış. Turizm gelirleri de 75 milyar dolara ulaşacakmış.
İşsizlikte hedef ise yüzde 8'in altı. Bu hedef 2,5 milyon ilave istihdam sağlanması anlamına geliyor.
Enflasyonda hedef ise tek haneli kalıcı fiyat istikrarını sağlamak. Bunun için yine beklemememiz gerekiyor ama…
2025'de bile enflasyon hedefini tutturamayanlar, tek haneli enflasyon için 2029'u işaret ediyorlar. Ölme babam ölme!
OVP'de en çok dikkatimi çeken bölüm ise özelleştirme gelirleri…
İlgilenenler bilir; Türkiye 2025 yılında özelleştirmeden 31 milyar lira gelir elde etti.
Yeni OVP'de özelleştirme gelirlerinin ise 2026'da 185 milyar liraya çıkarılması hedefleniyor.
Allah Allah!
Sata sata zaten her şeyi bitirmedik mi. Daha neyi satacağız diye merak ettim haliyle…
Tam böyle düşünürken Bloomberg bombayı patlatıyor. İddiasına göre hükümet 2026'da 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ile Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'yle birlikte 9 otoyolu da satacakmış.
Hatırlıyorum da daha önce de bu köprü ve otoyolların satışı gündeme gelmişti de 5.7 milyar dolarlık satış planını, devletin zirvesi beğenmemişti.
Söylenen o ki Özelleştirme İdaresi bankalara şimdiden teklif göndermiş bile.
Bir taraftan Boğaz köprülerinin ve otoyolların satışı gündeme gelirken, diğer yanda ise yeni vergiler de yolda.
Özellikle de küçük esnaf yeni vergilerde topun ağzında…
Resmi Gazete’de yayınlanan Cumhurbaşkanı Kararnamesine göre 1 Ocak 2026’dan itibaren yürürlüğe girecek düzenleme ile büyükşehir belediyesi statüsündeki illerin nüfusu 30 bini geçen ilçelerinde, basit usul vergilendirme kaldırılıyor.
Samsun örneğinden yola çıkarsak İlkadım, Atakum, Canik, Tekkeköy, Bafra, Çarşamba, Vezirköprü, Terme ve Havza ilçeleri bu kapsama giriyor.
Kim bu basit usulden gerçek usule geçecek olan esnaf derseniz; kuyumcular, küçük bakkal, manav, terzi, berber, tamirci, taksi, dolmuş, minibüs ve tüm hizmet işletmeleri…
Basit usulden gerçek usule geçen esnafı neler bekliyor? Birinci değişiklik artık defter tutmak zorundalar. Çünkü gelir-gider faturaları düzenlenecek, kâr üzerinden gelir vergisi tarifesi uygulanacak.
Böylece esnaf işletme hesabı esasına göre defter tutacaklar ve her yıl gelir vergisi beyannamesi verecekler.
Bunun dışında tüm satışlar için fatura veya fiş düzenleme zorunluluğu geliyor. Giderler ancak belgeli ise indirilebilecek.
Küçük esnaf için bütün bunlar vergi yükünde artış anlamına geliyor. Mali müşavir tutma zorunluluğu da doğacak.
Mevcut ekonomik koşullarda ciddi bir sıkıntı içinde olan esnafın daha fazla vergi ödemesi, hizmet ve ürünlerine de zam yapması anlamına geliyor.
Bir taraftan enflasyonla mücadele programı uygulayıp diğer taraftan esnafın vergilerini yükselterek, enflasyonu tetiklerseniz bu iş sarpa sarar.
Bunun dışında bir kısmı işletmesini kapatabilir veya şahıs işletmesini kapatıp başka çözümlere (örneğin basit şahsi satış, aile üzerinden işletme) yönelebilir.
Şimdi tekrar başa döneyim; Orta Vadeli Program (OVP) açıklandı. Açıklama, Eylül’deki kayyum ataması ile birlikte ekonomide belirsizliğin son derece arttığı bir döneme denk geldi. Daha bir de 15 Eylül var.
Sadece belirsizlik de değil. Yargı sistemimizin ve demokrasimizin içinde bulunduğu durum giderek acıklı bir hal alıyor.
Yetmezmiş gibi bir de bu ortamda “enflasyonda düşüş (dezenflasyon diyorlar) süreci devam ediyor” ya da “kişi başına gelir düzeyimizin daha da yükselmesi ile yüksek gelirli ülkeler arasına gireceğiz” gibi açıklamalar yapılabiliyor.
Böyle bir ortamda hükümetin ayaklarının yere hiç sağlam basmadığını bir ben mi düşünüyorum acaba?
Yorumlar
Kalan Karakter: