Tarih: 1 Şubat 1979. Milliyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Abdi İpekçi, uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. 'Tetikçi' o dönem henüz 21 yaşında. Mehmet Ali Ağca. Malatyalı yoksul bir ailenin çocuğuydu. Tetiği çektirenleri hiçbir zaman açıklamadı, "İsyan ettiğim için öldürdüm. Açıklayacağım tek şey sağ veya sol eylemci olmadığımdır; bağımsız, tek başına terörist olduğumdur" dedi.
Bu cinayetten tam 28 yıl sonra, Agos gazetesinin Türkiye Ermenisi genel yayın yönetmeni Hrant Dink. 19 Ocak 2007'de uğradığı silahlı saldırı sonucu öldürüldü. Cinayet İstanbul'da işlendi ama tetikçi Ogün Samast'ın yakalandığı yer Samsun'du.
Samsun TEM Şube Müdürlüğü’nde çekilen bayraklı görüntüleri, ifadesinin alınış biçimi, yanındaki emniyet görevlilerinin Samast ile poz vermek için sıraya girmesi, adeta 'kahraman' gibi muamele edildiğinin ortaya çıkması en az cinayetin kendisi kadar büyük bir infial yarattı.
Ogün Samast 17 yaşındaydı. Babası evi terk etmişti. Fazla okuyamadı, işsizdi. Siyasi 'bilincini' kitap-gazete-dergi okuyarak değil, arkadaşlarıyla yaptığı toplu sohbetlerde edinmişti. Cinayetten önce biri camiye gidip cuma namazı kıldı. Suikast sırasında beyaz şapkası da kafasındaydı. Hrant Dink'in adını bile doğru dürüst bilmediği, ilk ifadesinde söylediği, ‘İstanbul'daki gazeteciyi ben öldürdüm’ sözleriyle anlaşıldı.
Buna rağmen kendisini bu cinayete azmettirenleri ne yakalandığında, ne soruşturma aşamasında ne de mahkemede açıkladı. 'Ezbere gibi' verdiği ilk ifadesinde 'Ben tek başıma yaptım’ dedi.
Sonuçlarını hep beraber yaşadık.
2010 yılının Nisan ayı; Muş'un Bulanık ilçesinde çıkan olaylarda 2 kişinin ölümüyle ilgili davanın Samsun'daki duruşmasını izleyen Ahmet Türk, adliye çıkışında yumruklu saldırıya uğradı.
O dönem, kapatılan DTP'nin Genel Başkanı olan Ahmet Türk tam adliyeden çıkarken, bir grup önce PKK aleyhinde slogan attı, ardından Ahmet Türk'e saldırdı. Saldırı nedeniyle Ahmet Türk’ün burnu ve iki dişi kırıldı, alnı yarıldı.
Samsun'da oldukları basından bile gizlenen DTP'li milletvekillerinden adliye önünde toplanan grubun nasıl haberdar olduğu hiçbir zaman anlaşılamadı.
Türk'e yumruk atan saldırgan İsmail Çelik, olay yerine yaklaşık 100 metre uzaklıktaki bir kahvehanede üç yıldır garson olarak çalışıyordu ve 27 yaşındaydı. Ruhsatsız silah bulundurma dışında sabıkasının olmadığı ve siyasi bağlantısının bulunmadığı söylendi. Polise verdiği ilk ifadede, kalabalığı görüp adliye önüne gittiğini, Sırrı Sakık’ın kalabalığa tepki göstermesine dayanamadığını belirtti; “Her gün Karadeniz’e şehit cenazesi geliyor. Ben de dayanamadım saldırdım. Planlı bir şey değildi” dedi.
Bu saldırının ardından Ladik'te iki polis memuru, PKK'lı teröristlerce şehit edildi. Doğu ve Güneydoğu illerinde ise olaylar meydana geldi.
Tarih: 17 Haziran 2021… günlerden Perşembe. Saat 10.30- 11. 00 suları. Yer HDP İzmir İl binası. Binanın çalışanı Fehime Poyraz rahatsız olduğu için işe gidemeyince, yerine kızı Deniz Poyraz gitti. Sonuna kadar açık olan kapıdan elini kolunu sallaya içeriye Onur Gencer girdi. İçeriyi yaylım ateşine tuttu, Deniz Poyraz'ı da öldürdü. Camları, bilgisayarı ve diğer kırılabilecek ne varsa kırdı, yaktı ve yangın çıkardı.
İfadesinin daha başlarında, ‘psikolojik sorunları olduğunu’ söyledi. Her şeyi tek başına tasarladığını ve yaptıklarının temel nedenini, bir türlü peşini bırakmayan psikolojik problemler olduğunu ifade etti. Ve yine aynı cümleyi tekrarladı: "Kimseye bağlı değilim."
Ve tarih 3 Şubat 2022. Yine Samsun. Sabah saatlerinde lüks bir jiple Cumhuriyet Meydanı'ndaki Atatürk Parkı'na gelen iki kişi, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün, 19 Mayıs 1919'da Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak üzere Samsun'a çıkışını simgeleyen Atatürk Onur Anıtı'nı, halat bağlayıp yıkmak istedi ama başaramayıp kaçtı.
Çevredeki iş yerleri ile KGYS kameralarının görüntülerini inceleyerek şüphelilerin kullandığı aracın plakasını tespit eden Emniyet, kısa sürede iki zanlıyı yakaladı. Akraba oldukları tespit edilen B.F. ile C.R.F.'yi gözaltına aldı.
Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen zanlılar, çıkarıldıkları hakimlikçe tutuklandı.
Her ikisinin de uyuşturucu kullanma, uyuşturucu ticareti, kasten yaralama, alkollü araç kullanma suçlarından çok sayıda sabıkası vardı. Zanlılardan C.F., "Bahse konu işlemi bizzat kendi isteğimle gerçekleştirdim" dedi.
B.F.'nin ifadesi de kuzeninden farklı değildi: "Bu eylemi gerçekleştirmek için kimseden talimat almadım."
Bütün bu provakasyonları ve sonuçlarını düşününce, bu olaylarda kullanılan kişilerin profilleri ne kadar birbirine benziyor değil mi.
Hiç öyle, "Diğerleri cinayetti, burada yıkılmak istenen bir heykeldi" falan diye düşünmeyin.
Başarısız bir provakasyona bile Türkiye'de milyonlar tepki gösterdi, Samsunlular günlerdir Atatürk Anıtı'nın etrafında nöbet tutuyorlar.
Ya o anıt yıkılsaydı!
Sonuçlarını düşünmek bile istemiyorum. Eğer bu provakasyonun arkasındakiler bulunamazsa, bundan sonra yaşanabilecek provakasyonlar için de çok endişeliyim!
"Gerçekten kendi başlarına mı yaptılar?"
Benim gibi milyonlar inanmıyor.
Neden inanmıyorum çünkü aklımda hala 43 yıl önce Abdi İpekçi'yi öldürdükten sonra, "Ben bağımsız bir teröristim" diyen bir katilin çığırtısı var!
Yorumlar
Kalan Karakter: