Dedikodusu bile yetti;
Ayçiçek yağında 'kriz' söylentileri, geçen cumartesi günü, ayçiçeği yağı almak için izdihama neden oldu.
Neden mi? Rusya'nın Ukrayna'ya saldırısı Türkiye'nin ayçiçek yağına erişimini zorlaştırdı.
Çünkü dünyada en fazla ayçiçek yağı ithal eden ülke Türkiye. Ve bu ithalatın çoğu bu iki ülkeden gerçekleştiriliyor.
Stoklarda nisan ortasına yetecek kadar ürün kaldığı iddiaları ortaya atılınca vatandaş da 'yağsız' kalacağım korkusuyla marketlere akın etti.
Çiçeği burnunda yeni Tarım Bakanı Vahit Kirişçi'nin "Ayçiçek yağı gibi temel gıda ürünlerinde yeterli stok bulunmadığı yönünde paylaşılan bilgiler doğru değildir. Gerekli tedbirler alınmıştır" açıklaması biraz geç kalsa da vatandaş yine de tedirgin.
Akıllarda ise geriye ayçiçeği yağı alabilmek için adeta birbirlerini ezen vatandaşların görüntüleri kaldı.
Ekonomide geldiğimiz 'acınası hal' işte budur!
***
Ekonomiyle devam edelim…
Bilindiği gibi enflasyon rakamları 3 Şubat'ta açıklanmıştı. TÜİK tarafından paylaşılan verilere göre, şubat ayında tüketici fiyatları aylık bazda yüzde 4,81 yıllık enflasyon yüzde 54,44 olarak gerçekleşti.
Üretici fiyatlarında durum çok daha korkunç, ÜFE ise bir önceki aya göre yüzde 7,22 artarken yıllık bazda yüzde 105,01 oldu. Böylece üretici Fiyat Enflasyonu (ÜFE) yıllık bazda 3 haneye çıktı.
27 yılın en yüksek enflasyon rakamı olan bu oranla, memura ve emekliye yılbaşında ilk 6 ay için verilen zamlar da, iki ayda buhar oldu.
Hatırlayalım; memura ve emekliye ilk 6 ay için verilen zam neydi? Yüzde 7,5.
Oysaki 2022 Ocak-Şubat enflasyonu şimdiden ika ayda yüzde 16’ya dayandı; yani ilk altı ay için yapılan maaş zammının iki katından fazla bir ücret artışıyla karşı karşıyayız.
Diğer taraftan TÜİK'in yüzde 54 olarak açıkladığı enflasyon oranı da inandırıcı değil. Sadece şubat ayında çarşı pazarda fiyatı en çok artan ürünler; karnıbahar yüzde 227,2, patlıcan yüzde 184,6, kabak yüzde 173,2, domates yüzde 168,7, patates yüzde 152,3 ve maydanoz yüzde 146,3
Durum böyle olunca akademisyenlerin ve ekonomistlerin bağımsız biçimde oluşturduğu Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG), TÜFE'nin şubat ayında yüzde 5,44, son 12 aylık artışın ise yüzde 123,80 olduğunu söylüyor.
Sonuç olarak Türkiye'de her geçen gün sefalet, yoksulluk, açlık ve çaresizlik büyüyor. Akaryakıta gün aşırı gelen zamlar, elektrik, doğalgaza ve ulaşıma zamları vatandaşı perişan etmiş durumda.
Esnaf elektrik faturalarını ödeyemediği için işyerini kapatıyor, Vatandaş da evinde doğalgaz ve elektriği kullanırken kırk kere düşünüyor.
Türkiye'de milyonlar artık Bakan Nebati'nin gözlerini değil, önünü görmek istiyor. Vaat edilen o güzel günler ise bir türlü gelmek bilmiyor!
***
Türkiye'de hayat pahalılığının ve zamların en fazla yıprattığı kesimlerin başında gelen memurlar üst üste gelen zamlar karşısında artık seslerini yükseltmeye başladı.
Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) de daha önce Ankara, İstanbul, Diyarbakır ve İzmir'de yaptığı Bölge mitinglerinin beşincisini Karadeniz'de yapma kararı aldı.
Buna göre KESK'in Karadeniz Bölge Mitingi 'Geçinemiyoruz’ temasıyla Samsun Cumhuriyet Meydanı'nda yapılacak.
KESK Dönem Sözcüsü Suat Yıldız, önceki gün düzenlediği basın toplantısında, ‘Özelleştirmeler iptal edilsin, işsizliğe, yoksulluğa ve zamlara hayır!’ sloganıyla düzenleyecekleri Karadeniz Bölge Mitingi'ne, hayat pahalılığı yüzünden geçinemeyen tüm Samsunları davet etti.
Ben de bir gazeteci olarak elbette orada olacağım.
Nedeni belli değil mi; "Geçinemiyoruz!"
Yorumlar
Kalan Karakter: