Birkaç önce toplu taşımada yolculuk ederken, enteresan bir sohbete denk geldim.
Zannediyorum her ikisi de emekli olanlardan birisi diğerine hayat pahalılığından ve enflasyondan şikayet ederken, "Enflasyon sorununun çözümü için halk da üzerine düşeni yapmalı ve tüketimi azaltmalıdır" diyordu.
Buna çözüm olarak da "Her hane günde yarım kilo daha az et tüketse sorun çözülür" demesin mi?
Ben dahil sohbete kulak misafiri olanlar şaşkınlıkla bu sözlerin sahibine bakakaldık ama hepimizden daha heyecanlı olan başka bir dinleyici, sohbete karışıverdi. "Halkın yarısı zaten yılda bir kez et yese bayram edecek. Almadığı şeyi azaltılabilir mi?"
Evet, vatandaşın hali perişan. Eti sofrasına koyamıyor bile. Pazarlara gidin bakın o eski kalabalıkları ara ki bulasın.
Bakın bugün TÜİK 2026 yılının ilk enflasyon rakamını açıklayacak. Ocak enflasyonunun beklenenin çok üzerinde çıkacağını tahmin ediyorum. Baz etkisiyle yıllık enflasyonda bir miktar gerilemeyi gerekçe göstererek, enflasyon düşüyor diyecekler ama hiç de öyle değil.
Zaten TÜİK'in bu enflasyon rakamlarına vatandaşın inandığı da yok güvendiği de. Zaten enflasyon yaşanan bir şey, matematik bilgisi gerektirmiyor. Dün aldığı bir ürünü bugün üçte bir daha fazlaya alan insan bunu görüyor ve yaşıyor.
Artık öyle bir noktaya geldik ki; TÜİK verisi başka, pazardaki his başka, kiracının enflasyonu başka, maaşlı çalışanınki bambaşka.
2 yılı aşkın süredir uyguladığımız dezenflasyon politikalarıyla da ancak bu kadar düşürülebiliyor bu enflasyon denilen canavar.
Çünkü bizde enflasyonla mücadele genelde faiz artışı gibi para politikalarıyla çözülmeye çalışılıyor, kamuda tasarruf yapmak gibi mali politikalarsa tamamen gözardı ediliyor.
Bakın en son, nakit parası olmadığı için kredi kartına, tüketici kredilerine, KMH hesaplarına güvenerek, bankaların yükselttiği limitlerle borçlarına borç katanlar için adeta bir gece yarısı operasyonu yapıldı.
31 Ocak’ta gece yarısı Merkez Bankası ile Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan makroihtiyati adımlar geldi.
BDDK’nın düzenlemesine göre Kredi kartında toplam limiti 400 bin liranın üzerinde olan ve limitini doldurmayan kart sahipleri 15 Şubat’a kadar bu limitleri dolduramazsa limit azaltımına uğrayacak.
BDDK’nın kredi kartı limitlerini kısmaya yönelik kararına, Ankara Ticaret Odası’ndan (ATO) tepki geldi. ATO Başkanı Gürsel Baran, söz konusu kararın hem reel sektörü hem de vatandaşları ödeme güçlüğüyle karşı karşıya bırakacağını savundu.
Hükümet enflasyonla mücadele ederken, patlayan delikleri, el yordamıyla kapatmaya çalışıyor ama birini kapatırken bu kez diğeri şişip patlıyor.
İstanbul Ticaret Odası daha dün, kentte tüketici fiyatlarının ocak ayında yüzde 4,56 arttığını açıkladı. Yıllık enflasyon baz etkisiyle bir önceki aya göre 1,53 puan düşüşle yüzde 36,15’e geriledi.
TÜİK'in bugün açıklayacağı yılın ilk enflasyon rakamlarında da benzer bir durumu bugün göreceğiz. Yıllık enflasyon 'baz' etkisiyle düşmüş görünecek ama aylık enflasyon gösterecek ki enflasyonda değişen bir şey yok.
Vatandaş zaten enflasyonun düşeceğine inanmıyor ki. Çünkü bakıyor üç yıl önce 5 liraya aldığı ekmek bugün 15 lira. Bu tabloya bakarak, vatandaşı her şeyin yolunda gittiğine nasıl ikna edebilirsiniz?
Herkes bu asgari ücret ve emekli maaşlarla Survivor adasında ölmemek için mücadeleyi sürdürüyor.
Buna rağmen adına dezenflasyon dedikleri 'sıkı para politikası' da vatandaşı yoksullaştırdıkça yoksullaştırmaya devam ediyor.
Bu öyle bir politika ki kendilerine kuru sıkı ama vatandaşa, emekliye, çalışana kurusıkı…
Yorumlar
Kalan Karakter: