Bundan tam 10 yıl önce yazmıştı 'Siz Gülsüm'ü tanır mısınız?" başlığıyla yayınladığı yazıyı, gazeteci ağabeyim Osman Kara…
Tarihler 16 Haziran 2014'ü gösteriyordu. IŞİD'in Irak'ın Türkmen kenti Telafer'i kuşatma altına aldığı günlerdi. Telafarli Türkmenler kendi imkanlarıyla IŞİD'e karşı koymaya çalışıyorlar, Telafer'e girmeye çalışan IŞİD mensupları ile 6 bin Türkmen gönüllü ve Irak askerleri arasında büyük çatışmalar yaşanıyordu. Aynı gün sabaha karşı IŞİD, Telafer’in kontrolünü ele geçirmişti. Yüzlerce Türkmen, Kürtlerin kontrolündeki Sincar bölgesine göç ederken bir kısmı da kırsal alana kaçmıştı.
İşte o günlerde benim gibi, Türkiye'nin stratejik olarak büyük önem verdiği ve duygusal bağları bulunan Telafer'deki gelişmeleri yakından izleyenlerden birisi de Osman Kara ağabeyimdi. “Osman Ağabey; Telaferde neler oluyor?” sorumu o günlerde çok güzel bir köşe yazısına konu olacak şekilde yanıtlamıştı...
İşte o yazıda bile Osman ağabeyin, kalbindeki vatan sevdasını, Türk olmaktan duyduğu gururu görebiliyordunuz. "Balkanlarda, Kafkaslarda, Adalarda, Kırım’da, Azerbaycan’da ne olduysa Telafer’de de o oluyor. Kerkük’de de Musul’da da Tuzhurmatu’nda da o oluyor. Türklük katlediliyor" diyordu yazısında Osman Kara…
"Başka bir ifadeyle ve kısaca söylemek gerekirse küresel sermaye petrolü kendi sanayine akıtmak için insanların kanını toprağa akıtıyor. Akan kan bizim. Petrolün çıktığı ve kanın aktığı topraklar da bir zamanlar bizimdi. Ne yazık ki biz yenildik ve o toprakları kaybettik" diyerek de İngilizlerin büyük oyunlarıyla yitirdiğimiz o topraklardan çekilişimizden duyduğu derin acıyı da hissedebiliyordunuz.
Bilmeyenler için o yazıyı internette bulup okumanızı öneririm. Daha doğrusu Osman ağabeyin bütün yazılarını okumanızı öneririm.
Ben onu tanıyalı en az 15 yıl olmuştur. Nasıl tanıştık onu hatırlamıyorum ama Samsun'a ilk geldiğim günden bu yana farklı gazetelerde çalışıyor olsak da bütün köşe yazılarını dikkatle takip ederdim. Sonra birbirini sevip sayan iki meslektaş olmayı da becerebilmiştik.
Becerebilmiştik diyorum çünkü dünya görüşlerimiz farklı kaynaklardan yeşermiş ve beslenmiş olsa da neticede bu toprakların, bu ulusun kaderi, geleceği, sevinçleri, gözyaşları, eksiklikleri hem benim hem de onun düşünce dünyasının temelini oluştururdu.
Her zaman ama her zaman kolunun altında bir kitap mutlaka vardı Osman Kara'nın. Her zaman düzenli ve şık giyinir, bütün samimiyetiyle ve güleç yüzüyle sizi selamlardı. Entelektüel bir Türk nasıl olur, onun kişiliğinde görürdünüz.
Vatanına, ulusuna sevdalı, aydınlık, laik Türkiye'den tavizsiz, ilerleyen yaşıyla birlikte her dünya görüşüne demokrasi çerçevesinde bakmayı bilen ama Türklere hakaret etmeyi siyaset gören anlayışa hak ettiği küçümsemeyi gösteren bir düşünce adamıydı Osman Kara. İkili ilişkileri ise daima sevgi ve saygıya dayanırdı.
Onunla sohbetlerimiz benim için en keyifli anlardı. Son sohbetimiz 'Enver Paşa ve Atatürk' çatışması üzerineydi. Enver Paşa'ya özellikle de 1915 Sarıkamış'ta Allahuekber Dağlarında donarak şehit olan askerlerle ilgili yapılan sert eleştirilere, daima karşı koyar yaptığı okumalardaki kaynakları da örnek vererek, gerçeğin böyle olmadığını anlatır, Enver Paşa'yı sonuna kadar desteklemekten vazgeçmezdi.
Aynı zamanda çok iyi bir Atatürk'çüydü. Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Milli Mücadele'yi başlatmak için geldiği Samsun'dan ayrılırken, Anadolu'ya geçişte kullandığı güzergahla ilgili ortaya konulan 'Kurtuluş Yolu' çalışmasında, önemli bir mücadele verdiğini ve bu güzergahın yanlış olarak çizildiğini anlatan çok sayıda köşe yazısı yazdığını da hatırlıyorum.
Atatürkçüydü Osman Kara. Atatürk önderliğindeki Milli Mücadele'ye dil uzatanlara, "Kurtuluş savaşı olmadı, İnönü savaşları uydurma" diyenlere en güzel yanıtları da köşesinde yine o verirdi:
"Siz bakmayın İsmail’e de Püsküllü Kadir’e de" der:
"Milli Mücadele vardır ve tüm insanlığa, bu arada “Şarkın tüm mazlum milletlerine”, bir başka ifadeyle de İslam Alemine örnektir. İlk ve tek millettir Türk Milleti İslam Aleminde esarete hayır diyen, “Garbın tek dişi kalmış canavarına” meydan okuyan ve yenen. Sadece “Garbın tek dişi kalmış canavarlarına” karşı bir zafer değildir Milli Mücadele aynı zamanda işbirlikçilere, hainlere, asilere, eşkıyalara ve payitahta(başkente) karşı kazanılan bir kutlu zaferdir." diyerek bu boş konuşan zavallıları, adeta kelimeleriyle tokatlardı.
"Olmasaydı o şanlı mücadele, geçmeseydi başa o Başkumandan ve kazanılmasaydı Sakarya ve 30 Ağustos zaferleri ne Türklük kalırdı Anadolu’da ne de Müslümanlık! " der; yazısını da Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin banisi(kurucusu) Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün,
“BU TOPRAKLAR TARİHTE TÜRK’TÜ, BUGÜN DE TÜRK’TÜR VE EBEDİYYEN TÜRK OLARAK KALACAKTIR" sözleriyle bitirirdi.
Osman Kara ağabey benim için çok değerli bir insandı. Vefatını kabullenmek o kadar güç ki. Karşılıklı en son görüşmemizde, okuması için verdiğim 'Son Komitacı İsmail Hakkı Tekçe' kitabını çok beğenmiş, kendi kütüphanesine katmıştı.
Osman Kara için ona veda ederken ne söylemek istersin diye sorsanız, tek bir cümle kurarım:
Türkiye, kalbi vatan sevdasıyla atan, son 'İttihat'çısını kaybetti.
Nurlar içinde ol Osman ağabeyim; Seni çok ama çok özleyeceğiz!
SON İTTİHATÇI OSMAN KARA'YA VEDA
Yayınlanma :
26.09.2024 08:34
Güncelleme
: 26.09.2024 08:34
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: