4 gündür yanı başımızda patlak veren bir savaşı, evlerimizde ekran karşısında canlı canlı izliyoruz.
Kaybolan canlar, sönen ocaklar, alt üst olan hayatlar…
Bir de savaşın oldukça ağır bir 'ekonomik maliyeti' var.
En büyük maliyeti, Rusya'ya çıkacak. Ukrayna'yı 'Sizi NATO'ya alacağız' diyerek, yanı başındaki komşusu Rusya'ya karşı kışkırtan ancak savaş patlak verince sıcak savaştan uzak duran başta ABD olmak üzere Batılı ülkeler, tamamen ekonomik maliyetler üzerinden kurgulanmış yaptırımlarla Rusya'ya geri adım attırmayı hedefliyorlar.
Beklentileri Rusya'ya yönelik bu yaptırımların zaman içinde önce enflasyonu, ardından faizleri artırması, alım gücünü azaltması, yatırımları ve üretim kapasitesini düşürmesi ve büyümeyi yavaşlatması…
Rusya'da enflasyon şu anda yüzde 9 civarında. Enflasyonun yıldırıcı bir tehdit olarak sunulması, Batı'nın Rusya'ya yönelik yaptırımlar konusunda elinin ne kadar zayıf olduğunu da ortaya koyuyor.
Dünya yeniden 'soğuk savaş yıllarına mı dönüyor?', 'üçüncü dünya savaşı çıkar mı?' endişelerini yaşadığımız bugünlerde Türkiye ekonomisi nasıl etkilenecek? İşte benim asıl endişelendiğim tam da budur.
Yüzde 50 enflasyon yaşadığımız Türkiye'de, enflasyonun yarattığı yüksek faiz, yoksulluk, yatırım iştahındaki bozulma, potansiyel üretim kapasitemizdeki yavaşlama son dönemde zaten sıkça tartıştığımız konular.
Savaş başlayınca Türk Lirası'nın, en çok değer kaybeden para birimleri arasında yer alması bile Türkiye ekonomisinin yaşadığı kırılganlığı gözler önüne seriyor. Üstelik bu durum, kur talebini baskılayan 'Kur korumalı mevduat' modeline rağmen…
Başta enerji olmak üzere, buğday ve tarım ürünlerinde Rusya'ya bağımlı bir ülke olan Türkiye, Rusya ve Ukrayna'ya ise en çok taze sebze meyve, motorlu taşıt yedek parça, otomobil, tekstil ve rafine petrol ürünleri satıyor. Ukrayna savaşının, ilk aşamada bu sektörleri olumsuz etkileyeceği gün gibi aşikar.
Bir de Rusya'ya yönelik yaptırımlar kapsamında ödeme sistemlerine getirilen yaptırımlar var. Rus bankalarına enerji, gıda ve tıbbi malzeme dışında Dolar, Euro, Yen, ve Sterlin ile işlem yapmalarına yasak getirildiğini, uluslararası ödemelerde kolaylık sağlayan Swift sisteminden de büyük Rus bankalarının çıkarıldığını hesaplarsak, Türkiye dış ticaretinin bu durumdan ne derece olumsuz etkileneceğini öngörebiliriz.
Sadece Rusya ile de sınırlı değil dış ticaretimizdeki riskler üstelik. Savaşın getirdiği belirsizlik, Avrupa ayağında ihraç ürünlerimize olan talebin düşmesine de neden olabilir.
Ve turizm. Rus ve Ukrayna'dan binlerce turistin savaş nedeniyle ülkemize gelemeyecek olması da, turizm gelirlerinde belirgin bir düşüşe neden olacak, bu durum da cari açığımızı artıracaktır.
Ortadoğu'da 2010 yılından bu yana Arap Baharı adı verilen ama ABD'nin Büyük Ortadoğu Projesi'nden başka bir şey olmayan o yıkımın ekonomik bedelini Irak, Suriye, Libya, Mısır pazarlarındaki ciddi daralmayla ödemek zorunda kalmıştık.
Şimdi de Rusya ve Avrupa pazarı için benzer riskle karşı karşıyayız.
Madalyonun diğer tarafında ise bizim halihazırdaki kırılganlıklarımızın, savaşın yaratacağı bu risklere ne kadar direnç göstereceği var.
Bu savaşın biran önce bitmesi ve barışın sağlanması için Türkiye elinden geleni yapmak zorunda. Yoksa o yaptırımlar Rusya'dan önce bizi vuracak!
Yorumlar
Kalan Karakter: