Tarihler 2 Haziran 2019'u gösteriyordu. O günlerin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, geniş bir izleyici kitlesinin önündeki konuşmasında, "Bakın burası çok önemli!" dedi ve arşivlere de geçen o ünlü sözünü söyledi:
"Şubat, ocaktan çok daha iyi. Mart da şubattan daha iyi. Nisan marttan zaten çok iyi olacak."
Ne oldu peki?
Onun açıkladığı milli ekonomi politikası, Türkiye'yi şu anda içinde bulunduğu büyük yoksulluğun, enflasyon kabusunun içine attı.
Ne diyordu Berat Albayrak: “Faizin düşmesiyle kur yükselecek, ihracat artacak, dış ticaret fazlası sağlanacak ve yerli üretimin artmasıyla cari fazla verilecek ve böylece enflasyon düşecek."
Bu politikaya ayak uyduran Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası'nın faiz indirimlerine başladığı Eylül 2021’den bu yana ne oldu peki?
Enflasyon katlandı. Cari açık ve dış ticaret açığı büyümeye devam etti. Kur zıpladı sonra da kapı arkasından dolar satışıyla sabitlenmeye çalışıldı. Üstelik bir de başımıza Kur Korumalı Mevduat Sistemi diye bir sistemi bela ettik.
2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinden sonra göreve gelen Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'in önceki gün yaptığı bir konuşmada söylediği cümleyi duyunca hem gülümsedim hem de ürktüm doğrusu.
Diyor ki Sayın Şimşek konuşmasında:
“2025 yılı 2024'ten, 2026 ise 2025'ten çok daha iyi olacak.”
Size de bu cümleler, eski Bakan Berat Albayrak'ın kurduğu o meşhur cümleleri hatırlatmadı mı?
Korkmakta haksız mıyım?
Sayın bakanın bu sözleri artık insanlarda bir umut değil, alaycı bir gülümsemeye neden oluyor. Çünkü 'bu daha iyi olacak' sözleriyle, geçim derdi çeken emekliyi, geleceğe umutla bakamayan gençleri, hayat pahalılığından bunalmış anneleri, durmayan zamlarla ezilen çiftçileri ikna edemezsiniz.
Çünkü vatandaş 2025,2026'yı değil bugününü nasıl geçireceğini düşünüyor kara kara.
Şu anda ülkenin tek bir gündemi var; emeklilerin durumu, yaklaşan kış şartları, gıdaya erişimdeki zorluk, bir yandan üreticilerin ürettiğini satamaması, diğer yandan dar gelirlilerin alışveriş yapamaması.
Bakın geçen hafta Birleşik Kamu-İş 4 kişilik bir ailenin açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarını açıkladı. Buna göre açlık sınırı 21 bin liraya, yoksulluk sınırı ise 65 bin 873 liraya çıktı!
Türkiye'nin ünlü Vergi Uzmanı Ozan Bingöl hesaplamış, ilgili yılların ortalama kuruyla 2023 yılında kişi başına 2 bin 222 dolar vergi öderken, yeni Orta Vadeli Program'a göre 2027 yılında 3 bin 731 dolar vergi ödeyecekmişiz.
Buna göre artış oranı dolar bazında bile yüzde 68'e denk geliyor. Oysa aynı dönemde kişi başına milli gelir artışı yüzde 54!
Emekliye zam yapma 'sabret' diye telkin ver, bir de üstelik emekli maaşında kesintiye gitme hazırlıkları yap, asgari ücretliye ara zam bile yapma, Motorlu Taşıtlar Vergisi'ne ek vergiler koy, çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alacağız diye yola çık ama hiçbir düzenleme yapamadan geri adım at.
Kamuda tasarruf yapılacak diye paketler açıkla ama aradan 4 ay geçsin hiçbir tasarrufu gerçekleştirme. Sonra da “2025 yılı 2024'ten, 2026 ise 2025'ten çok daha iyi olacak” de…
Ben artık çok merak ediyorum:
Siz bu vatandaştan daha ne yapsın istiyorsunuz?
VATANDAŞ DAHA NE YAPSIN?
Yayınlanma :
30.09.2024 08:16
Güncelleme
: 30.09.2024 08:16
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: