Acısıyla tatlısıyla, üzüntüleri ve sevinçleriyle, hastalıklarıyla, iyilikleriyle, umutlarımızla çoğu zaman umutsuzluklarımızla geçirdiğimiz 2024 yılını da geride bıraktık.
Bugün 1 Ocak 2025. Yeni bir yıla daha girdik. Bu yeni yılın ilk günü aslında, bugün geri kalan hayatımızın da ilk günü...
2024'tü zar zor geçirdik. Depremler, afetler, enflasyon, ekonomik kriz derken doğrusu yeni bir yıla nasıl çıktığımıza ben bile şaşırıyorum.
2025 mi?
Üzgünüm ama bu yılın da kolay geçmeyeceğini söylemek zorundayım.
Hatta hayatta kalmanın zafer sayılacağı bir zaman dilime girdiğimizi bile söyleyebilirim.
Yeni yıl ile birlikte yeni vergileri, harçlar ve ceza artışları da bugün itibariyle yürürlüğe girdi.
Cep telefonu kayıt ücretlerinden, pasaport harçlarına, araç muayene ücretlerinden MTV'ye kadar yeni yılda kalem kalem her şey zamlanacak.
Zincir marketlerin etiketleri bile değiştirildi. Severek içtiğimiz Türk kahvesi bile gece yarısında yüzde 30 zamlandı bile. Türk kahvesi dün 50 TL'ydi bugün 65 TL.
Yani 2025 girer girmez, zamlar da yağmur gibi yağmaya başladı.
Yeni yılın girmesiyle birlikte en kritik gündem, şüphesiz cuma günü açıklanacak olan enflasyon verisi. Memur ve emekliler de bu enflasyon verisini bekliyor.
Asgari ücrete gelen yüzde 30'luk zamdan sonra emeklilerin enflasyon farkının yanı sıra hala iyileştirme zammı beklediklerini görünce üzülüyorum. Ama onlar da haklılar umut, fakirin ekmeği.
Konfüçyüs der ki; “Ya ip kısadır ya da kuyu derin.”
Bizde ikisi aynı anda gerçekleşiyor. İp kısa; bize verilen ücretler yetmiyor. Kuyu derin; enflasyon sandığımızdan çok daha fazla yüksek!
Yeni yıl sevgi ve umut getirsin hepimize!!
Yorumlar
Kalan Karakter: