Samsun, 1800'lü yılların sonlarında başta İngiltere olmak üzere Almanya, Fransa, Rusya gibi dönemin büyük devletlerinin Osmanlı İmparatorluğu ile yapılan ticari anlaşmalar kapsamında konsolosluklarını açtıkları illerin başında geliyordu.
Samsun'a Karadeniz üzerinden gelen mallar, bir limanı olmaması nedeniyle 'mavna' adı verilen özel kayıklar tarafından MAVNACILAR tarafından sahile taşınırdı.
Samsun'daki mavnacılarla ilgili bilgilere ilk olarak Fransız konsolosluk görevlisi H. de Cortanze tarafından hazırlanan raporlarda rastlıyoruz.
Cortanze, limandaki ticari faaliyetlerin en önemli vasıtalarının mavnacılar olduğunu belirtirken, limanın olmayışı nedeniyle, yerli ve yabancı vapurların açıkta demirlemelerine, mal ve yolcuların mavnalar ile sahile taşınmasına neden olduğunu belirtiyor.
Samsun'da 65’i çalışır durumda 91 mavnacı bulunduğunu belirtirken, mavnacıların bir lonca oluşturacak şekilde teşkilatlanmalarından ise şikayetçiydi.
Mavnacıların limandaki serbestliği hakkında Cortanze’nin 1898 yılı raporundaki tespitleri oldukça ilginçtir:
“Mavnacılar bir birlik oluşturmuşlardır, bunların hepsi Laz kökenlidir ve bunlar gerçek bir korsan çetesidir, kimseyi dinlememekte ve kendi istedikleri gibi hareket etmektedirler. Otoriteler de bunlarla karşı karşıya gelmekten çekinmektedirler."
Yani Cortanze’nin raporlarında özellikle üzerinde durduğu konu, mavnacıların güçlü bir lonca oluşturmaları, disiplinsiz olmaları (yabancı şirketlerin uyarılarını dikkate almamaları) ve bundan dolayı vapur şirketi görevlilerinin her zaman bunlardan yakınmalarıydı.
İşte Cortanze'nin raporlarda sürekli yakındığı mavnacılar, Kurtuluş mücadelesinin de çok önemli lojistik kaynağını oluşturdular.
Samsunlu Mavnacılar Loncası, 1919 yılında istiklal meşalesinin yakıldığı zorlu günlerde İstanbul'dan Anadolu'ya mühimmat taşıyarak bağımsızlık destanına yön veren isimsiz kahramanlar arasında yer aldı.
Türk İstiklâl Mücadelesi sırasında; işgal ordularının el koyduğu Osmanlı silah ve cephanesi İstanbul’dan bin bir güçlükle tekne ve takalarla İnebolu'ya, Samsun'a ve Trabzon'a getirilmiş, kayıklarla sahile boşaltılmış, bu kutsal emanetler elden ele, yaşlı- genç, çocuk-kadın demeden, omuzlarda ve kağnılarla, bağımsızlık Savaşı veren Kuvay-i Milliye güçlerine Ankara’ya ulaştırılmıştı.
Samsunlu mavnacıların yapmış olduğu bu gönüllü hizmet 3 yıl müddetince durmaksızın devam etti, bu hizmete karşılık ne kayıkçılar para istedi ne de taşıyanlar…
Yiğit Samsunlu kahraman kayıkçıların; savaşta göstermiş olduğu bu takdire değer mücadele ve vatan için yapılan unutulmaz hizmetler ise göz ardı edilmedi.
Samsun, İnebolu ve Trabzon kayıkçı loncaları, Milli Mücadele'nin sürmesi için büyük zorluklarla ifa ettikleri hizmetlerden dolayı, 11 Şubat 1924'te TBMM tarafından İstiklal Madalyasıyla ödüllendirildi.
Arşiv belgelerine göre, söz konusu madalyalar ile beratlar, sahiplerine verilmek üzere 14 Nisan 1924 tarihinde Başbakanlıktan Milli Savunma Bakanlığına gönderildi.
Ancak yerel düzeyde yapılan araştırmalarda madalyanın Samsun'a tevdi edildiğine dair herhangi bir bilgi veya belgeye rastlanılmadı.
Samsun Valiliği, İstiklal Madalyası ve beratın Samsun'a tevdi edilmesi talebiyle hazırlanan bilgi ve belgeleri, TBMM ve Milli Savunma Bakanlığına gönderdi.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda, İstiklal Madalyası ve beratın, Samsun Valiliğine verilmesi uygun görüldü.
İşte dün, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Samsun'un ve Samsunluların gurur günüydü.
Tam 101 yıl sonra, isimsiz kahraman mavnacıların nezdinde Samsunlular, İstiklal Madalyası ile ödüllendirildiler.
Bu madalya, Türk milletinin Milli Mücadelesi’ne destansı bir katkı sunarak Anadolu’ya silah ve mühimmat taşıyan Samsun Mavnacılar Loncası’nın alın teriyle yazılmış destanının sembolüdür.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere Milli Mücadele kahramanlarımızı rahmet ve minnetle anarken,
Samsun'umuzun gurur nişanesi; İstiklal Madalyası’nın şehrimize ve hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum!
Yorumlar
Kalan Karakter: