Artık hepimiz biliyoruz bu ülkede eylül 2021 ile mayıs 2023 yılları arasında uygulanan, o ‘garip’, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek'e göre ‘irasyonel’ ekonomi politikası yüzünden ekonomimizin bu hale geldiğini…
Fakirleştikçe fakirleştiğimizi, geçinemediğimizi, açlık ve yoksulluk sınırının altında bir yaşama mahkum edildiğimizi…
Hem o politika hem onun yüzünden geliştirilen karmaşık kontrol yöntemleri hem de seçim ekonomisi nedeniyle ödemeler dengesi krizinin eşiğine geldiğimizi de…
Neyse ki Şimşek 'rasyonel' yani ekonominin gerçeklerine uygun para politikasına döndü de uçuruma düşmekten kurtulduk.
Bize miras olarak ise 'yapışkan' bir yüksek enflasyon kaldı.
Ama o da bizimle dalga geçiyor. Tam 'aha da inmeye başladı!' diye seviniyoruz ama bir bakmışsınız yine yükselmeye başlamış.
Ekim ayının son günündeyiz. 1'inde maaşlar alınacak. Ne olacak ki…
Ekim ayında yine kredi kartlarına, kredili mevduat hesabına, tüketici kredilerine hücum ettik.
Niye çünkü para yoktu. Yani yine bankalara borçlandık. O alınan kredi borçları ödenecek, elimize yine hiçbir şey kalmayacak.
3 Kasım'da ise TÜİK, ekimin enflasyon oranını açıklayacak. 'Düştü mü?' diye aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Düşmez. Aksine benim tahminim, eylül ayında 3,23 olarak gerçekleşen TÜFE artışından bile daha yüksek çıkacağı. 3,25'den aşağı bir rakam olacağını zannetmem.
Neden böyle düşünüyorsun derseniz, ekim ayında yaşananları biliyorum da ondan. Kurdaki zıplamayı mesela. Çünkü enflasyonu etkileyen en önemli göstergelerin başında döviz kurundaki hareket gelir. Ekimde dolar ve eurada yükselme olmadı mı?
Otomobil fiyatlarındaki artışı da söyleyebiliriz ama en çok da gıda fiyatları. Çünkü gıdanın TÜFE’deki ağırlığı yaklaşık yüzde 25.
Gıda fiyatlarındaki yükselmenin önüne ne yazık ki bir türlü geçilemiyor. Ekim ayında da gıdada yüzde 4 dolayında bir artış bekleniyor. Bu artışta mevsimsel ürünlerin etkisi çok büyük.
Bunun yanında giyim ve her zamanki gibi konut yani kira fiyatlarındaki yükselme de ekim ayı enflasyonuna en az 1'er puanlık artış olarak yansıyacaktır. Sonuç olarak, eylül ayından daha düşük bir enflasyon çıkması olası bile değil.
Ve böyle bir ortamda herkes, yılbaşında belirlenecek olan asgari ücretin kaç lira olması gerektiğini konuşuyor.
Vallahi bana göre 1 ekmeğin 15 lira, simidin 20 lira, en ucuz kiranın 10-15 bin lira olduğu bir ülkede; asgari ücret ve emekli maaşı en az 45-50 bin lira olmalıdır.
Çünkü daha azıyla, hiç kimse insani koşullarda ve onuru kırılmadan yaşamını sürdüremez.
İşin bir de siyasi ve toplumsal tarafı var. Gıda enflasyonunda 1'inci, kira enflasyonunda 1'inci, enerji enflasyonunda 1'inci durumdayız üstelik enflasyonla mücadele diye 3 yıldır bu millet sefilleri oynuyor.
Ama bakıyorsunuz anketlere iktidarın oyu baraj altına düşmesi gerekirken hala yüzde 30’a yakın…
Siyaset bilimine aykırı bir durum anlayacağınız!
Siyaset bilimi dersleri almış birisi olarak beni aşan bir durumla karşı karşıyayız.
O yüzden bu meseleye de uzmanları baksın bir zahmet!
Yorumlar
Kalan Karakter: