Bu yazıyı hazırladığım saatlerde, CHP İl Başkanlığı'na kayyum olarak atanan Gürsel Tekin, polis tarafından ablukaya alınan CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın önünde, basın açıklaması yaptı.
Ardından da polisin kendisinin girişine engel olmak isteyen partililere biber gazı sıkarak sert müdahalesinin ardından CHP İl Başkanlığı binasına girmeyi başardı.
Bu olaylar sırasında dünyaya rezil olduğumuzu, tam bir skandal yaşandığını söylememe sanırım gerek yok!
Şimdi önce altını çizelim; Türkiye siyaseti, çok kritik günlerden geçiyor Hele de Cumhuriyet Halk Partisi…
CHP İstanbul Gençlik Kolları'nın önceki gece saat 23.00'da CHP İstanbul İl Başkanlığı önünde toplanma çağrısı yapmasının ardından İstanbul Valiliği, 3 günlük eylem yasağı kararı almıştı.
Bu kararın ardından emniyet güçleri de sivillerin CHP İl Binasına gidişini engellemek üzere barikatlar kurdu. İl Başkanlığı'na giden yollar, binaya giriş çıkışlar bile kapatıldı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise, CHP İstanbul İl Başkanlığı'nın abluka altına alınmasına ilişkin ilk açıklamasında "Korkmuyoruz, teslim olmuyoruz, olmayacağız" dedi.
Türkiye'nin siyasi tarihinde bir siyasi partinin polis tarafından ablukaya alınıp, seçilmiş yönetiminin, kayyuma devredilmek üzere polis eliyle çıkarılmak istendiği bir dönem hiç olmadı. Sadece askeri darbe dönemleri dışında. Zaten o süreçte bütün siyasi partilerin kapısına kilit vurulmuştu.
Seçilmiş birisinin siyasi iktidarın baskısı, valilik emri ve polis zoruyla makamından çıkarıldığı tek bir örnek var. Bu seçilmiş kişi ise, mevcut iktidarın zirvesindekilerin çok iyi tanıdığı bir isim.
Eski Başbakanlardan Necmettin Erbakan…
Erbakan'ın TOBB Başkanlığı'ndan polis zoruyla çıkarılışını Soner Yalçın 'Erbakan' kitabında bakın şöyle anlatıyordu:
1969 genel seçimlerine çok az bir süre kalmıştı. O dönemde Necmettin Erbakan henüz siyasette değildi. Türkiye Odalar Borsalar Birliği Başkanı'ydı. Dönemin Başbakanı Süleyman Demirel, Erbakan'ın TOBB'deki faaliyetlerden rahatsızdı.
AP Genel Başkanı ve Başbakan Süleyman Demirel, Trabzon'a hareket etmeden önce Ankara Valisi Ömer Naci Bozkurt'la Ankara Emniyet Müdürü İbrahim Ural'a telsizden şöyle bağırıyordu: "Ne pahasına olursa olsun, çıkarın o adamı oradan!
"O adam" dediği sınıf arkadaşı Necmettin Erbakan'dı.
Ertesi sabah Ankara Emniyet Müdürlüğü şube müdürlerinden Kamil Özdilek ile Ahmet Özel, TOBB'a giderek Erbakan'dan makam odasını terk etmesini istediler. Erbakan direndi. Saat 23.00'te Erbakan, iki şube müdürünün dalgınlığından yararlanıp makamını kilitleyip çıktı. Polisler anahtarı almak için peşinden koştular ama yakalayamadılar.
Bir sonraki günün sabahı, Ankara Emniyet Müdürlüğü iki şube müdürünün yanına takviye gönderdi. Birinci Şube Müdürü Nazmi İyibil ile Üçüncü Şube Müdürü Güner Özmen.
TOBB'un kapısının önüne polis yığıldı. Amaç, Erbakan'ı binaya sokmamaktı. Erbakan bu kez arka kapıdan girip makamına oturdu. Şaşırma sırası polislerdeydi!
Erbakan'ın hala koltuğunda oturduğu bilgisini alan Başbakan Demirel bu sebeple küplere biniyordu. "Nedir bu rezalet" diye herkese bağırıyordu. Emniyet görevlileri Başbakan Demirel'e söz verdiler: "İnşallah bugün çıkaracağız efendim."
Erbakan'ı makam odasından çıkarmaya bu kez bizzat Emniyet Müdürü İbrahim Ural gitti. Ural Erbakan'dan odayı boşaltmasını istedi. Erbakan sekreterini çağırarak, "Zabıt yazdıracağım, ondan sonra çıkacağım" yanıtını verdi.
Erbakan zabıt yazdırmaya başladı. Aradan saatler geçti. Erbakan'ın yazdırdığı zabıt bitmek bilmiyordu. Sekreter 54. sayfayı takarken Emniyet Müdürü Ural, sert bir şekilde "Artık yeter" diye bağırdı.
Zaten odada bulunanların çoğu koltuklara, sandalyelere yorgunluktan yığılmışlardı. Bağırtıyı duyan herkes kendine geldi. Ancak Erbakan hala zabıt yazdırmaya devam ediyordu. Sonunda zabıt bitti. Erbakan, zaptı verip çantasını alarak makamını terketti.
Erbakan'ın arkasında bütün TOBB camiası durabilse, barikat oluşturabilse Erbakan TOBB'dan bu şekilde çıkarılabilir miydi bilmiyorum.
Tek bildiğim Erbakan'ın başına gelen bu olaydan yaklaşık 60 yıl sonra bu kez polisler yine bir valinin emriyle CHP binasına girerek mevcut il yönetimini partiden 'zorla' çıkarmak için biber gazını bile kullanarak müdahalede bulundu.
Türkiye'de sonuçta geldiğimiz noktada; halk belediye başkanı seçiyor görevden alınıyor, cumhurbaşkanı adayı seçiliyor cezaevine atılıyor, il başkanı seçiliyor, kayyum atanıyor.
Parti genel başkanı seçiliyor görevden alınmak isteniyor.
Nerede seçme ve seçilme hakkı. Nerede halk iradesi!
Nerede anayasa, nerede hak, hukuk, adalet!
Türkiye'de demokrasi entübe edildi!
Yorumlar
Kalan Karakter: