Bu ülkede ben artık, kendi diplomamdan bile şüphe eder hale geldim.
Elbette kendimden eminim. Alnımın teriyle onca maddi koşulsuzluklara rağmen üniversite sınavını kazandım ve şehir dışında okuyacak olmam yüzünden aylarca yurt sırası beklememe, Ankara Üniversitesi'nin üniversiteye başladığım yıl hayata geçirdiği baraj uygulamasına ve bu uygulama yüzünden fakülteyi uzatmış olmama rağmen, çok şükür diplomamı almaya hak kazandım.
Aradan 30 yılın üzerinde zaman geçti. Ama Türkiye'de ne acayiptir ki bu son 20 yıldır bir 'diploma' tartışması aldı başını gidiyor.
Bu diploma krizinin ilk olarak nasıl başladığını hepimiz biliyoruz, o yüzden tekrar etmeyeceğim ama sonrasında da bu kez İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun İstanbul Üniversitesi'nin verdiği diploması, oldukça 'şaibeli' bir şekilde iptal edilince ki, - bu konuda yargı süreci bildiğiniz gibi hala devam ediyor- Türkiye'nin en büyük krizi haline geliverdi.
Aslında bunlar işin siyasi tarafı. Siyasette rakiplerin birbirlerine karşı bir 'diploma' atağı içinde olduklarını herkes biliyor.
Aa bu kez iş, çok ciddi bir hal aldı. Bu ülkede sınav sorularının çalındığını, üniversite ve KPSS sınav sorularından tutun da Emniyet ve askeri okul sınavlarının sorularının hatta son olarak LGS sınav sorularının çalındığına dair şaibeler sık sık gündeme geliyor.
Bu kez adliyeye, iddianamelere kadar uzanan kriminal hale gelmiş bir 'diploma' hırsızlığıyla karşı karşıyayız.
Türkiye bunu da gördü; "sahte diploma çetesi"ni…
İddia o ki; bir sahte diploma şebekesi var ve bu şebeke, BTK, YÖK ve MEB'in daire başkanlarına ait e-imzaları kopyalayarak devlet sistemlerine sızmış.
Ve bu şebeke tarafından 20 kamu yöneticisi adına sahte belgeler üretildiği ortaya çıktı. Aralarında baraj projelerinde çalışan sahte mühendisler, memurlar ve üniversite yöneticileri bile var.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'un açıklamasına göre, sahte diploma soruşturması kapsamında 220 kişi hakkında adli işlem yapıldı, 199 kişi hakkında dava açıldı, 37 kişi tutuklandı ve 150 kişi hakkında adli kontrol kararı verildi.
Olay tam bir skandal ki nereden tutsanız hayretler içinde kalıyorsunuz. Sahte diploma çetesi, dijital olarak devlete sızınca, depremde ölen vatandaşlarımızın diplomalarını çalmış.
Kimlere verilmiş bu diplomalar derseniz; örneğin torbacılıktan sabıkalı bir kişi narkotik başkomseri olmuş, sahte mühendis tam 4 tane barajın inşaatında çalışmış, halı yıkamacı sahte psikolog, vatandaşlara hipnoz yapmış.
Durun daha bitmedi; sahte ekspertizle de binlerce yabancıyı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı yapmışlar. Tam 2 bin 691 yabancıya sahte rapor ve dekontla vatandaşlık satıldığı bile ortaya çıkarıldı.
Sakın bu skandalı hafife almayın!
Şu an ülkede kimsenin tapusu, gerçek diploması, ehliyeti, lisansı, sertifikası, varlığı, malı güvencede değil çünkü!
Bu çetenin 400 kişiyi de aşan, daha büyük bir organize durum olduğu anlaşılıyor.
Binlerce yetkisiz insanın yaptığı on binlerce işlem. Hiçbirinin de bir geçerliliği yok.
Bu da yetmiyormuş gibi, diplomasız adamların verdiği kararlar binlerce kişinin hayatını etkilemiş durumda.
Bunun sonucunda ne oldu? Hak edenler işsiz kaldı. Bu hocanın yetiştirdiği öğrenci hiç bir şey bilmeden mühendis, eczacı, avukat oldu mesela. Tüm bunların yaptığı işlemlerin ülkeye verdiği zararı düşünün.
Durum çok ciddi çok!
Muazzam bir çürümeyle karşı karşıyayız!
***
"Hafıza-i beşer nisyan ile malüldür" der Şair Muallim Naci..
Ama böyle büyük felaketleri unutmamak gerek ki ders alabilelim.
Samsun Canik ilçesinde 13 yıl önce yaşanan sel felaketini hatırlatmak istiyorum sizlere. Samsun'da yaşanan bu felaket tam da bugünlerde meydana gelmişti ve 12 insanımızı kaybetmiştik.
Aradan geçen 13 yılda, sorumlular yargı önünde hesap vermediği gibi felaketin gerçek nedenleri, ihmaller ve yanlış şehircilik uygulamaları da kamuoyuna şeffaf biçimde açıklanmadı.
Yine sorumlular cezasız, ölenler de öldükleriyle kaldılar.
Oysa ki aynı tehlike halen devam ediyor. Sadece Samsun merkez değil son yıllarda üst üste sele maruz kalan Ayvacık, Salıpazarı, Terme gibi ilçelerde heyelan riski artıyor.
Bakın yıllardır söz verildiği halde Salıpazarı Barajı'nı hala bitiremediler. O bölgede daha kaç kez köylü canını, evini, bağını, bahçesini sel sularına kaptıracak belli değil.
Anormal hava sıcaklıkları yaşadığımız bugünlerde, başta Samsun'un yerel mülki ve siyasi idaresi olmak üzere tüm yetkili, etkili kişileri duyarlı olmaya, gerekenleri bir an önce yapmaya davet ediyorum!
Diploma!
Yayınlanma :
07.08.2025 08:28
Güncelleme
: 07.08.2025 08:28
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: