Kapitalizmin kendi haline bırakılması durumunda kriz yaratacağını söyleyen Keynes haklıydı.
Kapitalizm, Adam Smith'in görünmeyen eline bırakıldığı ya da çıkar ilişkisinin her şeyi en iyi biçimde düzenleyeceğine güvenip de kurallar ve denetimler gevşetildiği zaman kriz yaratıyordu.
Bunu hala içinde çabaladığımız küresel kriz açıkça bir kez daha hepimize gösterdi.
Bu gerçeklere karşılık, kapitalizm büyümeye koşullanmış bir sistem. Büyüme durduğunda sistem çökme noktasına geliyor.
Kapitalizmin giderek kuralları gevşetmesinin, denetimi hafifletmesinin, bazı yolsuzlukları görmezden gelmesinin ardında bu korku yatıyor.
Varsın kurallar gevşesin, varsın denetim olmasın, varsın biraz yolsuzluk da olsun yeter ki büyüme devam etsin. Ne var ki bu da artık eskisi kadar kolay değil.
Çünkü ekonomik büyüme artık sınırlara gelip dayandı. Büyümenin buradan öteye zorlanması dünyayı birçok olumsuzluğun içine itecek gibi görünüyor. Hatta itti bile. Bakın savaşların, toprak ve petrol kavgalarının ardı arkası kesilmiyor.
Bu neye sebep oluyor? Emperyalizme…
Sosyalizmin en ileri noktası komünizm, kapitalizmin ileri aşaması da emperyalizmdir.
Emperyalizm, krize giren kapitalist sistemin yeni pazar ve kaynak arayışını silah yoluyla sağlamasıdır.
Bugün bizlere okulda öğretilmeyen şey, kalkınmış ülkelerin her birinin emperyalist bir geçmişe sahip ve zenginliğinin buradan geliyor oluşudur.
Ne yazık ki okullarda iktisat derslerinde bunları görmüyor, bir şirketin veya devletin krizleri, iktisadi yolla nasıl alacağını görüyoruz.
Oysa kriz ortamından çıkmak için Batı'nın eli bazen dolaylı bazen dolaysız olarak her zaman tetiğe gitmiştir.
Kapitalizm yani şu anki sistem ne yazık ki bugünkü tanımıyla bisiklette sürekli gitmek zorunda olan bir kişiye benziyor.
Bu kişinin sürekli pedal çevirmesi lazım ki düşmesin. İşte kapitalizmin büyümeye koşullu olmasına en güzel örnek bu olabilir.
Büyüme, kapitalizmde birçok sorunu gizliyor. Büyüme durduğu anda da sorunlar günyüzüne çıkıyor ve kriz yaratıyor.
Bir süredir Thomas Piketty'nin "21. yüzyılda Kapital" adlı eserini okumaya, anlamaya çalışıyorum.
Kitapta 18'inci yüzyıl sonundan 2010 yılına kadarki Gelişmiş ülkelerin tüm verileri kullanılarak detaylı analizler yapılmış.
Kapitalizmin iki yasası çerçevesinde yapılan analizlerde sermaye, sermayenin getirisi, sermaye/gelir oranı ile ülke tasarruf oranı, milli gelir büyüme oranı arasındaki ilişkiler incelenmiş.
Kitabın sonuna doğru analizlerin sonunda kapitalizmin yarattığı eşitsizliklerin, yani gelir dağılımı adaletsizliğinin, giderek artacağı ispat ediliyor. Bunu önlemek için de Sosyal Devlet politikaları ve Sermaye/servetten alınması gereken bir "küresel vergi" önerileri var.
Geldiğimiz nokta ya büyüme ya da dünya gibi bir seçime götürüyor bizi.
Son otuz beş yıl dünyada, boş umutlarla avundu insanlık. 1990'larda "Doğu Bloku"nun çökmesinden sonra, son kez kredi açıldı kapitalizme: acaba barış, demokrasi ve refahı kapitalizm getirebilir miydi?
Bu soruyu kerhen de olsa, olumlu yanıtladı insanlık. Ama kapitalistlerin hiç vakti yoktu. Irak savaşı ile başlayan süreç, hızla kapitalist emperyalist sistemin gerçek yüzünü de gösterdi. Kapitalizmin, sorun çözücü değil, tam aksine 'sorunun kendisi' olduğu ortak bir kanıya dönüştü dünyada.
İşçi sınıfı ise iktidar istencini yitirdikçe, kapitalistler tiranlaştılar. Kapitalist egemenliği maskeleyen millet egemenliği söylemi de biçimsel temsili sağlayan milletvekilliği de, kapitalist soyguncular için yük haline geldi.
Servet birikimi, diğer yanda ise sefalet birikimi yaratmaya devam etti dünyada. Bugünlere gelindiğinde ise sermayenin merkezileşme ve yoğunlaşma düzeyi, tahterevallinin öteki ucundaki sekiz milyar yoksulu havaya savurmaya yetip de artıyor.
Tüm bunların yanında kapitalizm eleştirisi ise sağından soluna, dincisinden yeşiline kadar her kesimde güncellendi. Sistem, ütopik özelliklerini yani meşruiyetini yitirdi. En azımdan dünya kamuoyunda böyle olduğu net olarak görülüyor. Hele de pandemiyle birlikte bu gerçek daha da görünür oldu.
Kapitalizm sistem, 'ehven-i şer' olarak varlığını savunduğu sürece zaten yenilmiş demektir. Kafada ve gönülde olmayan, hayattan da atılacaktır, atılmalıdır!
Yorumlar
Kalan Karakter: