Nereden mi biliyorum?
Bilmiyorum. Aslında tahmin ediyorum.
OSB'lerde İkiz Dönüşüm Buluşmaları'nın Gaziantep ayağında basında yer alan haberleri takip ettiğimde, bu yönde büyük bir talep ve beklenti olduğunu görünce, Merkez'in de bu taleplere daha fazla dayanabileceğini sanmadığımdan bu tahminim.
2023 seçimlerinden bu yana ve 'rasyonel' ekonomi politikalarına yöneldiğimizden bu yana yaşadıklarımı önce bir hatırlayalım:
Hatırlarsanız; adeta dörtnala bir şekilde hiperenflasyona tam gaz gidiyorduk.
O süreçte vatandaş da dövize yönelmişti. Bunu kırmak gerekiyordu. Bu da yüksek faizi zorunlu kıldı.
Sonra tam faizde yeniden indirim döngüsüne girmiştik ki bu kez de İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınıp tutuklandığı, 19 Mart vakasını yaşadık.
Bunun sonucunda da her şey sil baştan yaptı. Eğer olmasa bu ay 37,5'e inmiş olacaktık.
Enflasyon söylendiği gibi yılsonunda 24 olacaksa, tam 22 puan reel faiz ödüyoruz yok yere. Bunun kredilere yansıması çok daha yüksek.
Durum böyle olunca, bu yük herkes için çok ağır, taşınamaz bir hale geldi.
Büyük büyük firmalar ardı ardına konkordato ilan etmeye başladılar.
Bir ekonomide yüksek faizin sonu durgunluktur.
İşte şimdi o döneme girdik.
Sanayi, reel sektör durgunluk pozisyonuna girmiş halde.Durum böyle olunca, Temmuz ayındaki Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizinin indirileceği bekleyişleri yaygınlaştı.
Tabi o toplantıya kadar yeni bir şok yaşanmazsa..
Çünkü maşallah bu ülkede şokların ardı arkası kesilmiyor. Bakın olası şoklardan bir demet sunayım sizlere..
İlk sırada elbette iç siyaset var..
CHP’nin Kılıçdaroğlu'nun kaybetti, Özgür Özel'in genel başkan seçildiği kurultayına ilişkin karar ne olacak mesela?
Özellikle son zamanlarda çok tartışılan CHP ile ilgili karar PPK toplantısından önce açıklanır ve karar ‘butlan’ şeklinde olursa, yeni bir kur şoku yaşanması olasılığı az değil.
O zaman Temmuz PPK toplantısında faiz indirimi çok zorlaşır.
İkinci sırada ise yatışmış gibi görünen İsrail-İran-ABD gerginliğinin yeniden alevlenmesi olasılığı var.
Elbette, Trump hazretlerinin ne ölçüde saçmalıklarına devam edeceğinin bilinmiyor olması üçüncü olarak eklenebilir listeye.
Olası şokları bir tarafa bırakırsak, yüzümüzü enflasyona ve onu belirleyen unsurlara dönmemiz gerekiyor.
Sonuç olarak; 19 Mart’tan sonra döviz kurunun sıçraması ve nerede duracağının belli olmaması, PPK’nın olağanüstü toplanmasına yol açmış, politika faizi yükseltilmek zorunda kalınmıştı.
O süreçte Merkez Bankası önemli ölçüde rezerv kaybetti. Benzeri bir siyasi gelişmenin farklı sonuçlar doğurması için ise bir neden yok!
Yorumlar
Kalan Karakter: