Bundan 5 yıl önce Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Sedat Doğan, OMÜ Kavak Meslek Yüksek Okulu İnşaat Bölümü’nden Dr. Cem Kılıçoğlu, Artvin Çoruh Üniversitesi Mühendislik Fakültesi Harita Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Dr. Halil Akıncı, Samsun için çok önemli bir rapor hazırlamışlardı.
Yaptıkları ortak çalışmayla, Samsun'un 'Heyelan Duyarlılık Haritası'nı çıkardılar.
'Frekans oranı metodu' kullanılarak yapılan bu çalışmada, Samsun’daki araziler ve yerleşim alanlarındaki heyelan riski, ‘duyarsız, düşük, orta, yüksek ve çok yüksek derecede duyarlı’ alanlar olmak üzere 5 şekilde sınıflandırılmıştı.
Samsun genelinde son 25 yılda toplam 219 heyelan olayının gerçekleştiğini ortaya koyan çalışma, bunlardan 61’inin ise Samsun il merkezinde meydana geldiğini belirlemişti.
İlkadım ilçesi Baruthane Mahallesi’nde dün, 4 katlı bir binanın etrafında meydana gelen heyelan sonrasında binanın tamamen boşaltılmasının yanı sıra, yolda meydana gelen yarım metre derinliği bulan derin çatlakları görünce, işte bu rapor geldi aklıma.
Büyük bir endişeye kapıldım. Çünkü toprak kaymasının meydana geldiği evin çok değil birkaç metre ilerisinde çok yüksek katlı binalar yükseliyor.
Çünkü son 25 yılda Samsun'da yapılaşma ağırlıklı olarak heyelan olaylarının görüldüğü, Atakum sahil kesimi ve güney sırtları, Mert ve Kürtün ırmağı güneyi doğrultusunda gelişmiş durumda. Hatta bu alanlar 15 kat yüksekliğe kadar imara açıldı.
Halbuki Ortadoğu Teknik Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vedat Doyuran tam 36 yıl önce hazırladığı raporda, eskiden Karasamsun olarak bilinen bu bölgenin çok yüksek derecede heyelan bölgesi olması nedeniyle yerleşimin 'sakıncalı' olduğunu tespit etmiş, bu nedenle o bölge yıllarca yerleşime açılmamıştı.
Sadece Baruthane mi?
Hazırlanan bu raporlara rağmen son 25 yılda eski Havaalanı-Göğüs Hastanesi hattında yeni bir bulvar açıldı, hastaneler bile kuruldu ve bu bölgede de yapılaşma hızla arttı.
Bununla da sınırlı kalmadı; Maden Teknik Arama Enstitüsü tarafından üretilen heyelan envanter haritasında yamaç hareketi olarak gösterilen bölgelerde, özellikle Kürtün ırmağının güneydoğu yamaçlarında benzin istasyonlarına bile ruhsat verildi.
İşte tüm bu nedenle de dün yaşanan bu heyelanı görünce büyük bir endişeye kapıldım.
Son yıllarda iklim değişikliğine bağlı meydana gelen aşırı yağışlar ve sel olaylarını aklıma getirdiğimde tehlikenin büyüklüğünü sizler de görebiliyor musunuz?
Şu anda o bölgelerde binlerce insan yüksek katlı binalarda her şeyden habersiz oturuyor.
Yarın bir gün o bölgede, Allah korusun büyük bir heyelan yaşanırsa, olası can kayıplarının hesabını kim verecek?
O binalarda oturan vatandaşlar mı, o binaları yapan müteahhitler mi, o binalara ruhsat veren belediyeler mi, yoksa o bölgeleri imara açma kararı alan kamu görevlileri mi?
Klasiktir; her afet sonrası suçlu aranır ya...
Ben şimdiden sorayım istedim; gerçek suçlu kim olacak sizce?
Yorumlar
Kalan Karakter: