Neredeyse her gün 'hukuk', 'adalet' tartışmalarının yaşandığı, adli olaylarda suçların cezasız kaldığına ilişkin haykırışların, feryatların, çığlıkların adliye koridorlarında yankılandığı, bunun yanı sıra özellikle de CHP'li belediyelere yönelik Türkiye ekonomisini bile alt üst eden 'siyasi' operasyonların yapıldığı ülkemiz, ne yazık ki, uluslararası önemli bir sıralamada yine kara listeye düştü.
Daha dün Dünya Adalet Projesi'nin (World Justice Project - WJP) yayımladığı 2025 Hukukun Üstünlüğü Endeksi açıklandı.
Listede gözlerim hemen Türkiye'yi aradı.
143 ülkenin yer aldığı listede göndüm ki
Türkiye, hukukun üstünlüğünde, 118'inci sırada.
Türkiye'nin puanı kaç biliyor musunuz?:
0,41.
En son bu liste 2015 yılında açıklanmıştı. Tam 10 yılda hukukun üstünlüğünde 38 sıra birden gerilemişiz.
Böyle bir ortamda enflasyon düşer mi, yabancı yatırımcı gelir mi?
Bakın kredili mevduat hesapları, yüksek faiz oranlarına rağmen hem bireysel hem de ticari müşteriler tarafından yoğun kullanılmaya devam ediyor.
Neden?
Çünkü yüksek enflasyon devam ediyor, onunla mücadele için uygulanan sıkı para politikası, kredilere uygulanan makroihtiyati önlemler, gerileyen alım gücü ve enflasyonun altında kalan maaş zamları karşısında para olmayınca, insanlar da nakit arayışındalar.
Bu yüzden de hem bireyler hem de şirketler, kredili mevduat hesabına yöneldiler.
Üstelik kredili mevduat hesaplarında faiz oranları, ihtiyaç kredi faiz oranlarından ve kredi kartlarına uygulanan faiz oranlarından yüksek olmasına rağmen.
Size daha da kötüsünü söyleyeyim;
UYAP verilerine göre, Türkiye'deki icra ve iflas dosyalarının toplamı 25 milyon sınırına dayanmış halde.
2025 yılı başından bu yana icra dairelerine gelen yeni dosya sayısı 8,5 milyonu aştı.
Bankaların takibe aldığı borç miktarı ise 515 milyar liraya yükseldi.
Gördünüz mü şimdi, hukukun üstünlüğü olmayınca neler olduğunu…
Eğitim şart diye bir mottomuz var ya, onun yanına artık "hukuk da şart" diye eklememiz gerekiyor.
Hemen hemen her gün "program başarılı gidiyor", "Türkiye'de ekonomi uçuyor", "Enflasyonun belini kırdık", "Bu sene değil öbür sene o da olmadı daha öteki sene" diye nutuklar da atsanız, böyle bir ortamda enflasyonla mücadele edemezsiniz.
Olmaz yani.
Zaten bu ülkede enflasyon ile; bir tek dar gelirli, işçi, emekçi, emekli, asgari ücretli mücadele ediyor.
O mücadele de bu gelirlerle bu enflasyon karşısında hayatta kalma mücadelesi…
Yorumlar
Kalan Karakter: