Ortalık toz duman…
En hareketlisi siyaset. İstanbul'daki yoğun kar yağışı sonrası İngiliz büyükelçi ile yemekte görüntülenen İmamoğlu'ndan tutun da yemek olayında MOBESE görüntülerinin servis edilmesine üstü kapalı olarak da olsa tepki verdiği için istifasını verdiği öne sürülen Abdülhamit Gül'e ve onun yerine atanan Bekir Bozdağ'a kadar.
3'üncü kez Adalet Bakanlığına atanan Bozdağ'a bir dönem terör örgütü FETÖ'nün elebaşı CİA mehdisine yönelik o her şeyin güllük gülistanlık olduğu günlerde söylediği övgü dolu sözleri nedeniyle sosyal medyada tepkiler bir hayli yoğun. Ama ben aynı Bekir Bozdağ'ın, meclisin bombalandığı 15 Temmuz günü, TBMM Genel Kurulu'ndan ayrılmayarak, "Bomba da atsanız buradayız. Ne yaparsanız yapın buradayız. Sizi yargının önüne çıkaracağız, millete hesap vermenizi sağlayacağız!" dediğini de hatırlayınca o kadar acımasız olamıyorum.
Keşke cinsel istismar suçlarına yönelik bir kanunu mecliste savunurken söylediği, “Bunlar küçüğün de rızası varken işlenmiş suçlar" sözlerini de unutabilsem. Küçük ve rıza. Olmuyor işte unutamıyorum. Orada öylece duruyor.
Gündem işte böylesine toz duman ama 2023 seçimlerine 1.5 yıl kala bırakın sakinleşmeyi gündemin daha da hareketleneceğini şimdiden öngörmek gerek.
Siyaset böylesine hareketli ama ya pandemi kabusu? Sanki 'bitmiş' gibi bir hava yaratılan ama Türkiye'de günlük vaka sayısı dün itibariyle 94 bini geçen korona virüs salgını 5. dalgada zirveye doğru hızla tırmanıyor. Bunun karşılığında 'Endişe etmeyin' diyen bir Sağlık Bakanımız var. Kusura bakmayın ama çok ama çok endişeliyim sayın Bakan.
Bütün bunların yanında milletin asıl belini büken enflasyon, hayat pahalılığı, geçinemeyen milyonlar.
“Enflasyon hesabında ben 84 milyona karşı sorumluyum, bir yanlışa imza atarsam 84 milyonun hakkını yemiş olurum” açıklamasının ardından TÜİK Başkanı da koltuğuna veda etti. Ocak ayı enflasyonunun açıklanmasına bir hafta kala üstelik.
Bakın daha geçen gün simitçiler odası başkanı 'simit 5 lira olacak', Fırıncılar Odası Başkanı da adeta onunla yarışır gibi “Aşağısı kurtarmıyor ekmek 4 lira olacak" dedi.
Daha sırada ham petrol fiyatlarındaki artış nedeniyle 2 Şubat’ta akaryakıta bir zam daha geleceği, benzin ve mazotun 15 lirayı geçeceği iddiaları var.
Atakum'da cuma günü semt pazarındaydım. Patlıcanın kilosu 26 lira, hıyar 20 lira, domates 15 liraydı. Bir küçük demet maydanoz bile 4 lira. Ucuz olan tek sebze soğan, o da 2.5 TL. Vatandaş bu kışı soğan yiyerek mi geçireceğiz?
Daha önceleri tıklım tıklım dolu olan pazarın neredeyse bomboş olduğunu söylememe gerek var mı? Yüzler asık, herkeste can sıkıntısı.
Bu arada 'Gözlerime bakın' diyen Maliye Bakanı gözümün önüne geliyor, “Enflasyon bu yıl yüzde kırk bandında seyredecek, seneye düşecek inşallah!” diye müjdeyi vermiş!
O bu sözleri söylerken elimde elektrik ve doğal gaz faturası. Dalga geçer gibi 'Az yakarsanız az öderseniz' diyen Enerji Bakanı 150 kw'a kadar elektrik tüketenlere yüzde 52 zam yapılacağını söylemişti ya hani, ne yazık ki o kotayı tutturamadığım için çarpılmış gibi kala kalıyorum.
Halbuki derin dondurucuyu kapatmış, elektrik süpürgesini neredeyse haftada bir açmıştım. Ütü ve bulaşık makinasını da emekliye ayırmıştım.
Zaten tutturmam mümkün değilmiş ki. Elektrik dağıtım şirketi sayacı 30 günlük değil 35 günlük okuyormuş meğerse. Haliyle o kotayı aşınca da fatura yüzde 150 zamlı geliyor. Sıkıysa tuttur!
Her şey bir yana böyle bir ekonomide geçinemeyen, işsiz durumdaki gençler canımızı yakıyor.
4 yıldır atanamayan Murat Öğretmen, dün, 3 cümle not bırakıp canına kıymış!
Dünyaca ünlü yazar Amin Maalouf'un sözleri geliyor aklıma, susuyorum:
"Bir toplum en güçsüz bireyini yalnız bıraktığı anda dağılmaya başlar."
Yorumlar
Kalan Karakter: