Yok yok, hiç bana sormayın; ne kollarımda dizi bilezikler ne de yastığımın altında çil çil altın liralar var!
Kuyumcuların vitrinlerine bile doğru dürüst bakan biri değilimdir!
Ama insan ekonomiyle ilgilenince tüm zamanların en güvenilir limanı olarak nitelendirilen 'altın'a Fransız da kalamıyor elbette.
Hele de şu zamanlarda…
Baksanıza piyasalarda adeta bir 'altın çılgınlığı' yaşanıyor.
Piyasalarda ons fiyatı 4.045 doları görürken, Kapalıçarşı’da gramda alım-satım farkı 500 TL’ye yükseldi.
Peki niye böylesine bir altın aşkı yaşanıyor?
Hemen yanıtlayayım: Kapitalizm öyle istiyor da ondan!
Görünen o ki dünya ekonomisinde bir yeni evrenin doğum sancıları yaşanıyor.
Bilenler bilir, kapitalizmin doğasında sürekli bir genişleme durumu vardır.
Üretilen mal, sermaye ya da hizmet mutlaka yayılmak zorundadır. Aksi taktirde büyük bir kriz yaşanır ve sistem çöker.
Özellikle batı kapitalizmi bugüne kadar, krizlerini hep yeniden bölüşüm ile atlatmıştır.
Çevre ülkelere mal ve sermaye ihraç ederler, onların ucuz işgücünden faydalanırlar.
Sistem çok mu sıkıştı, o zaman da dünya savaşları bile çıkarmaktan geri durmazlar bu kapitalistler.
Şimdilerde çok büyük bir değişimin doğum sancıları yaşanıyor.
Neden mi?
Çünkü batı kapitalizmi geçmişte sömürdüğü Çin, Hindistan, Brezilya, Güney Afrika gibi bölgelere mal, hizmet satamaz hale geldi.
Çünkü onlar da kapitalist oldular, genişlemeye ve yayılmaya başladılar.
Bu durumda da sınırlar çakıştı ve daraldı.
Bu yüzden de Amerika ve ona bağımlı hareket eden Avrupa kendini tekrarlayan krizler ve türbülanslarla karşı karşıya.
İşte dünya ekonomisindeki bu şekillenme, jeopolitik gerginliklerin de etkisiyle giderek yeniden farklı dinamiklere doğru evriliyor.
Böyle bir ortamda dolardaki belirsizlikler devam edince, dünyanın önde gelen merkez bankaları ve gelişmeleri sezen büyük yatırımcılar, 'güvenli liman' altına yöneldiler.
Yani kapitalistler, paralarını altına bağlıyorlar. İşte bu altın çılgınlığının nedeni bu…
Ve bu çılgınlık daha devam eder mi? Yani altın fiyatları yükselmeye devam eder mi diye bana soracak olursanız.
Evet derim!
Baksanıza IMF Başkanı bile önceki gün açıklama yaptı ve uyardı. Diyor ki; Kristalina Georgieva, "Dünya ekonomisinde belirsizlik küresel olarak yükseldi ve yükselmeye devam ediyor. Hazır olun, belirsizlik yeni normal ve kalıcı olacak."
Bunun anlamı şu: Yani altın rekorlar kırmaya devam edecek...
Benim gibi bir gram altını bile olmayanlar içinse Nasreddin Hocanın şu fıkrası dünyalara bedel:
"Bir yolculuk sırasında Nasreddin Hoca’nın yolu bir ile düşer.
Hoca orada bazı garipliklerle karşılaşır. Bunlardan biri de bazı evlerin üzerine bayrak dikilmesidir. Hoca sözü bir punduna getirerek sorar:
“Yahu, bazı evlerin üzerinde bayrak asılı, bunun sebebi nedir?” deyince hep bir ağızdan;
“Hocam, o bayrak asılı evlerde küp dolusu altın vardır.” derler.
Bayrak dikmenin sebebini öğrenen Nasreddin Hoca, günün birinde çarşıdan kocaman bir küp alarak kalmakta olduğu eve gelir. Sonra da küpün içerisini çakıl taşlarıyla doldurur.
Yine âdetmiş, evinde altın olanlar, küplere karşı sohbet ederlermiş.
Sıra Nasreddin Hoca’ya gelince bakmışlar ki küpün içerisinde altın yerine çakıl taşları dolu… Misafirlerden birisi;
“Hoca Efendi, bu nasıl iş, senin küpünde altın yerine çakıl taşları dolu.” deyince Hoca cevabı yapıştırmış;
“Yahu komşular neye üzülüyorsunuz, küpte yattıktan sonra, altın olsa ne, taş olsa ne? Fark eden ne ki?”
Yani efendim, altınım yok diye üzülmeyin.
Mutlu olmanız için altın küpünüzün bir köşede öyle durup size bakması bir şey ifade etmiyor.
Sağlığınız yerinde mi, sevip seviliyor, ailenizle huzurla bir arada yaşıyor musunuz? İşte en büyük zenginlik budur!
Yoksa; küpte yattıktan sonra altın olsa ne taş olsa ne!
Yorumlar
Kalan Karakter: