Ünlü İngiliz yazar Shakespeare'in en güzel eserlerinden birisi, 'Kral Lear' trajedyasıdır.
Shakespeare'in bu oyunu, "yaşlılık", akıl hastalığı ve aile bağları etrafında dönerken, insan doğasının karanlık yönlerini aydınlatır.
Kral Lear’ın yaşlanması ile birlikte, yaşlılık ve zayıflıkla yüzleşmesi, trajedinin temel taşlarını oluşturur.
Çünkü Kral Lear, yaşlandıkça zayıflığını kabul etme konusunda zorluk çekmektedir.
Sadece insanlar değil toplumlar da yaşlanır. Mesela eskiden "genç bin nüfusumuz var" diye övünürdük. Oysa şimdi öyle mi? Genç nüfusunu giderek kaybeden ve yaşlanmakta olan bir ülke konumundayız.
TÜİK verileri tehlikeyi ortaya koyuyor. Düşen evlilik oranları ve ekonomik zorlukların doğurganlık hızına yansıması da dikkat çekici.
TÜİK verilerine göre; Türkiye'de doğurganlık hızı 1,51’e gerileyerek, nüfusun kendini yenileme düzeyi olan 2,1’in bile oldukça altına düşmüş durumda.
2023 verileri 2050’ye dek nüfusun artacağını, 2100’de ise 77 milyon olacağını söylüyor. Kadın başına doğum oranı 2,1’den de düşük.
Nüfusumuz niye yaşlanıyor, kendini yenileyemiyor. Doğurganlık hızı neden bu kadar geriledi?
Eğip bükmeye gerek yok. Bu ülkede yaşayan insanlar geleceklerinden umutlu değiller çünkü. Yoksulluk, istihdamdaki sorunlar, gelir adaletsizlikleri, üniversiteli gençlerin bile mesleklerini yapamaması, liyakattaki bozulma, iyi eğitim alamamak.
Tüm bunlar gençleri hem evlilik yapmaktan uzaklaştırıyor hem böyle yaşama bir de çocuk dünyaya getirerek durumu daha da kötüleştirmek istemiyorlar.
Türkiye'de gıda üretiminde en önemli kesim olan tarım nüfusuna bakın örneğin. Genç nüfus tarımda çalışmak istiyorlar mı? Tarım politikaları gençleri köyünde tutabiliyor mu? Bakın köylere yanıtını siz de hemen verirsiniz zaten. Köylerde 50 yaşın altında insan bulabiliyor musunuz?
Genç nüfus tarımdan uzaklaşıyor. Gençlerin tarımdan uzaklaşması kadar ciddi bir sorun var mı bu ülkede. Tarımda çalışacak nüfus yok olduğunda, gelecekte halimiz ne olur? Bir öğüne bile muhtaç hale gelmez miyiz? Şimdi samanda bile dışarıya muhtaç hale gelmişken üstelik!
Kral Lear, yaşlılığıyla ilgili endişeleri yüzünden saray soytarısına, “Soytarı, söyle bana halim nice olur?” diye sorar.
Soytarının verdiği cevap ibretliktir: “Kralım, yaşlanmadan önce akıllanmalıydın.”
Yorumu size bırakıyorum. Bu politikalarla nereye kadar gidebiliriz.
Yaşlanıyoruz ama akıllanıyor muyuz?
***
Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) COVID-19 sonrası yaşanan yüksek enflasyon döneminde işletme sayılarına ilişkin verileri çok yayınlandı.
2022 yılı sonrası mikro işletmelerde sayı hızlı artarken, KOBİ sayılarındaki gerilemenin yüksek olduğu gözlendi. SGK istatistiklerine göre, 4-6 kişi çalıştıran işyeri sayısı 14,4 adet azalırken tek kişilik firma sayısında 55 binin üzerinde artış yaşandı.
Tek kişilik şirketler adrese teslim hizmet veren marketler, kurye, kargo hizmetleri ve online alış-veriş faaliyetlerinden kaynaklı olarak tek kişilik firmalar.
Ayrıca, temizlik hizmetlerinde sağlanan sigorta kolaylığı nedeniyle de SGK’ya bildirimde bulunulduğu için bu tür işlerden dolayı bildirilen işyeri sayısında da artış var.
Buna karşılık, özellikle küçük işletme sayısındaki azalış dikkat çekti. Yani bu ülkede istihdamın temel taşı olan küçük işletmelerde yani KOBİ'lerde azalma var.
Neden?
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu'nun önceki gün yaptığı çağrı, KOBİ'lerin içinde bulunduğu sıkıntıyı da ortaya koyuyor.
Hisarcıklıoğlu, başta tekstil ve hazır giyim olmak üzere emek yoğun sektörlere ek destek verilmesi gerektiğini belirterek, "Reel sektörün finansmana erişimi kolaylaştırılmalı, ticari kredilere yönelik kısıtlamalar kaldırılmalıdır" açıklamasını yaptı.
KOBi'lerdeki bu azalma Türkiye ekonomisinde istihdam için de alarm zillerinin çalmaya başladığını ortaya koyuyor!
Yorumlar
Kalan Karakter: