Bugünkü köşe yazıma, çok değer verdiğim bir arkadaşımın sosyal medya sayfasında yaptığı daha doğrusu tanıklık ettiği ve takipçilerine de aktardığı bir paylaşımı kaynaklık etti.
Şöyle ki; Bildiğiniz gibi hükümetin 2026-2027 yıllarını kapsayan toplu sözleşme görüşmelerinde yaptığı zam teklifleri ki -son tekliflerini de önceki gün verdiler- karşısında kamu emekçileri de iş bırakma ve eylem kararı almışlardı.
Dediklerini de yaptılar. Birleşik Kamu-İş bütün işyerlerinde iş bırakm eylemini yaptı..
Tamam eylem ve iş bırakma yapıldığı yapılmasına da işte arkadaşımın tanıklığında Samsun'da Eğitim-Sen'in önündeki eylemdeki manzarayı buyrun size aktarayım..
"Toplanma yerine gidip baktığınızda yirmi-otuz kişiden başkası yok. Bir emekçi, eyleme gelenlere önlük giydirip bayrak dağıtmaya çalışıyor.
Yani gelen az olduğu için, bayrak ve önlükler elde kalmış!
Biraz sonra polisle konuşulup, Samsun'un en önemli caddelerinden olan Çiftlik Caddesi kapatılarak bildik sloganlarla yürümeye başlandı. "Birleşe Birleşe Kazanacağız" deniliyor ama bileşenler bu kadar!
Yolda on-on beş kişi daha katıldı da, kırk-kırk beş civarında bir kitle ile yürüyoruz. Polis "bu kadar mı birleşmişler" diye dalga geçiyor!
Yol kenarından alkışlayıp "Yanınızdayız" diye destek verenlere kortej içinden "oradan el sallamakla olmuyor. Buraya gelin" diye laf atanlar, "Bizim arkadaşlarımız nerede" diyor mu acaba?
Basın açıklamasının yapılacağı DSİ'nin önüne varınca, şaşkınlığım biraz daha arttı. Eylem kararı alanların, yani dalga geçer gibi zam teklifi sunulan kitlenin bir bölümü olan altmış-yetmiş kişi, gölgede bizi bekliyor!
"Bu ne şimdi" diye tanıdıklarıma sorunca "Benim de evim buraya yakın, buraya zor yetiştim" benzeri yanıtlar aldım.
Birçok özverili eylemci KESK üyesi arkadaşlara "Bu duyarsızlık ne?" diye sorduğumda ise; "tatil zamanı, "diğer merkez ilçelerden gelmek zor", "arabayı nereye bıraksın" benzeri garip yanıtlar aldım.. "Benim arabam yok ve en uzaktan geliyorum" diyemedim!"
Arkadaşımın yazdıklarının daha devamı var da bu kadar yüklenmeyeyim emekçi memur kardeşlerimize diye daha fazla alıntılayaladım.
İşte manzara bu...!
Olmaz efendim olmaz!
Bu kadar bileşeni olan sendikanın eylemi böyle olmaz..
"Biz yaptık oldu" anlayışıyla bu işi yapacaksanız hiç yapmayın daha iyi..
Bir kere iş bırakma veya grev eylemi işyerinde yapılır!
O zaman ancak kimin katılıp katılmadığı anlaşılır..
İkincisi de eğer memur, işçi, emekli kendi kendilerine mırıldanmayı, şikayet etmeyi bırakıp, gerçekten kendi hakkına sahip çıkmayı beceremediği sürece,
daha çooook açlık ve yoksulluk sınırlarının altında yaşamaya devam eder!
Bu arada dediğim gibi hükümet, memur ve memur emeklilerine yönelik
3. ve son zam teklifini yaptı.
2026 yılı ilk 6 ay için yüzde 11
2026 yılı ikinci 6 ay için yüzde yüzde 7
2027 yılı ilk 6 ay için yüzde 4
2027 yılı ikinci 6 ay için yüzde 4
Taban aylığı da 1.000 TL.
Yıllardır memur, emekli, işçi açlığa mahrum bırakılıyorsa sendikaların da öyle bir günlüğüne değil daha uzun süreli iş bırakması, etkin eylem yapması gerek.
Olması gereken tamam bu da, bu eylemleri yapacak güçlü sendika mı var bu ülkede?!
Yorumlar
Kalan Karakter: